Özgün Metin

Vezin: Mefā‘ilün fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün

Vücūdı ref‘ ola ḫaṭṭ gibi nā-tirāş olanuñ
Zevāli olmaya rū gibi ḫoş-ḳumāş olanuñ
İşitdi nāmumı çāk itdi sīnesin Ḥātem
Gelür teraḥḥumı ben zāra ḳalbi ṭaş olanuñ
Olur müṣālaḥa üzre dü-ṣaff müjgānı
Cemāline o perīnüñ neẓẓāre-pāş olanuñ
Kesince başını miḳrāṣ şem‘-i sūzānuñ
Didi cezāsı budur sırr-ı ‘aşḳı fāş olanuñ
O şūḫ-berbere Ṣāḥib neẓẓāre itmegiçün
Meger ḥesābı mı var heftesiz tirāş olanuñ

Günümüz Türkçesiyle

1. Ayva tüyü gibi tıraşsız kalanın varlığı ortadan kalksın; yüz gibi güzel dokulu olanın zevali olmasın.

2. Hâtem adımı duydu, göğsünü yırttı; kalbi taş olanın bile ben zavallıya acıması gelir.

3. O perinin güzelliğine bakışlar saçanın iki saf kirpiği barış üzere durur. (Beytin anlamı tam açık değildir.)

4. Makas yanan mumun başını kesince "Aşkının sırrını açığa vuranın cezası budur" dedi.

5. Sâhib, o şuh berbere bakmak için, haftalıksız tıraş olanın bir hesabı mı var? (Beytin anlamı tam açık değildir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Dördüncü beyit, gece meclislerinin bilinen bir işini tasavvuf tarihinin bir hatırasıyla birleştirir. Mumun kararan fitili, ışığı açmak için mum makasıyla kesilirdi; mum böylece her gece "başı kesilen" bir varlık olur. Sâhib bu sahnenin ağzına bir söz koyar: makas, mumun başını keserken bunun aşk sırrını açığa vuranın cezası olduğunu söyler. Mumun ışığı, gizlenmesi gereken aşkı herkese gösterir; aşk sırrını açıklayanın başının kesilmesi ise Hallâc-ı Mansûr'un "Ene'l-Hak" deyip idam edilmesiyle ilgili bilinen geleneği hatırlatır.

"-âş olanuñ" redifli gazel, berberlik ve tıraş diliyle açılır ve kapanır. Matla beytinde tıraş edilmeyen ayva tüyünün varlığının ortadan kalkması dilenir; mahlas beytinde ise şuh bir berber anılır. "Hefte" Farsçada hafta demektir ve haftalık ücreti de anlatır; "heftesiz tıraş olmak" böylece haftalığını ödemeden tıraş olmayı düşündürür. Beytin tam anlamı açık olmamakla birlikte, güzel berberi seyretmenin bedelsiz bir zevk olduğu ima edilmiş olabilir.

İkinci beyit cömertliğiyle tanınan Hâtem-i Tâî'yi anar: âşığın adını duyan Hâtem bile göğsünü yırtar, taş kalpli olan da ona acır. Üçüncü beyitte kirpiklerin iki sırası, karşı karşıya dizilmiş ama savaşmayan iki ordu gibi barış hâlinde gösterilir.

Kaynakça

  • Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 166, gazel 66 (Millet Ktp. Ali Emîrî Manzum 243, vr. 25b; İÜ Ktp. T. 1710/6, vr. 11a). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014

Çevrimiçi kaynaklar