Özgün Metin
Vezin: Mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün
Ne bezm-i vuṣlat-ı yāre dili sezā idebildük
Ne ḫāk-i pāyına varduḳ ne cebhe-sā idebildük
Ne ẕikr-i yār ile ḳāni‘ ne künc-i firḳate ṣābir
Ney-i vücūdı ne ḫāme ne bu riyā idebildük
Cihānda kimse bizi çeşm-i i‘tibārına almaz
Ġubār-ı cismi ne sürme ne tūtiyā idebildük
Ne aġladuḳ o şehe ḫāhiş üzre sūz-ı dili
Ne żabṭ-ı girye ne taḳrīr-i mā-cerā idebildük
Ġam-ı firāḳ u ümmīd-i viṣāl-i yār ile Ṣāḥib
Ne terk-i ‘aşḳ ne is̱bāt-ı müdde‘ā idebildük
Günümüz Türkçesiyle
1. Ne gönlü sevgilinin vuslat meclisine layık edebildik, ne ayağının toprağına varabildik, ne de oraya alnımızı sürebildik.
2. Ne sevgiliyi anmakla yetinebildik ne ayrılık köşesinde sabredebildik; beden kamışını ne kalem ne de bu ... edebildik. (İkinci mısraın anlamı tam açık değildir.)
3. Dünyada kimse bizi itibar gözüne almaz; beden tozunu ne sürme ne de tutya edebildik.
4. Ne o padişaha gönlün yanışını dilediğimiz gibi ağlayabildik, ne gözyaşımızı tutabildik, ne de başımızdan geçeni anlatabildik. (İlk mısraın vezni bozuktur.)
5. Sâhib, ayrılık gamı ve sevgiliye kavuşma umuduyla ne aşkı bırakabildik ne de davamızı ispat edebildik.
Edebî ve Tarihî Yorum
Gazelin bütün beyitleri "ne ... ne ..." kalıbıyla kurulmuştur ve her beyit âşığın yapamadıklarını sayar. "İdebildük" redifi, olumsuz bir sonucu olumlu bir fiil kalıbıyla söyleyerek bir acizlik dökümü çıkarır: vuslat meclisine layık olunamamış, sevgilinin ayak toprağına varılamamış, sabır da kanaat de gösterilememiştir. Bu dizilişte her beyit bir öncekinin yükünü artırır ve gazel bir itiraf havası kazanır.
Topal'ın tezinde değindiği mahlas beyti, mahkeme dilinden bir terimle biter. "Müddeâ", bir davada ileri sürülen iddiadır; "isbât-ı müddeâ" ise davacının iddiasını kanıtlamasıdır. Âşık bir davacı gibidir: aşkı bırakamaz ama aşkını da ispat edemez; davası ne düşer ne sonuçlanır. Mahkemeyi içeriden bilen Sâhib, aşkı böylece hiç karara bağlanmayan bir dava gibi askıda bırakır.
Üçüncü beyit iki göz ilacını anar: sürme ve tutya. Sevgilinin ayak tozu divan şiirinde göze sürme olur; âşık ise kendi beden tozunu bu değere ulaştıramadığı için kimsenin gözünde itibar bulamaz.
Kaynakça
- Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 27 (5. beyit), s. 170, gazel 69 (Millet Ktp. Ali Emîrî Manzum 243, vr. 26b; İÜ Ktp. T. 1710/6, vr. 11b; İÜ Ktp. T. 738, vr. 16b). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014
Çevrimiçi kaynaklar






