Özgün Metin

Vezin: Mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün

‘Āşıḳlaruñ aḳıtma şehā eşk-i terlerüñ
Ṭūfān-ı ḫurūş eyleme ḫūn-ı cigerlerüñ
İs̱bāt içün mü'es̱s̱ir-i ‘aşḳuñ es̱erlerüñ
Seyr eyle sīnem üzre olan şerḥa yerlerüñ
Āġūş-ı mihri mıntıḳa-i çarḫ terk ider
Görse bütān-ı sīm-tenānda kemerlerüñ
Tekrārī-i ḥurūfuna ol şūḫ-berberüñ
Mıṣrun şebīh eyle mükerrer şekerlerüñ
İtmişdür āb-ı ḫuşk ile cem‘ āteş-i teri
Seyr eyle sīmiyāger-i bezmüñ hünerlerüñ
Olmaz felekde ḥāṣılı ḥarf āşinā-yı ‘aşḳ
Mānend-i ḫāme eylemeyen pāy-ı serlerüñ
Nergis ki bir piyāz iledür seyr-i çeşm-i dehr
Bezm-i bahāruñ alsa ne ġam cām-ı zerlerüñ
Ṣāḥib ḳudūm-ı şāhid-i naẓm-ı Necīb içün
Eyler nis̱ār dürc-i maḳālin güherlerüñ

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey padişah, âşıkların taze gözyaşlarını akıtma; ciğerlerinin kanını coşkun bir tufan etme.

2. Aşkın etkileyicisinin eserlerini ispat etmek için göğsümdeki kesik yerlerini seyret.

3. Gümüş tenli güzellerdeki kemerleri görse, feleğin kuşağı güneşin kucağını bırakır.

4. O şuh berberin harflerinin tekrarını Mısır'ın rafine şekerlerine benzet.

5. Kuru su ile yaş ateşi bir araya getirmiştir; meclisin sihirbazının hünerlerini seyret.

6. Kısacası, kalem gibi başını ayak etmeyen kimse felekte aşkın harfine aşina olmaz.

7. Nergis ki dünyanın göz seyri bir soğanladır; bahar meclisinin altın kadehlerini alsa ne gam. (Beytin anlamı tam açık değildir.)

8. Sâhib, Necîb'in şiirinin güzeli gelirken söz mücevher kutusunun incilerini saçar.

Edebî ve Tarihî Yorum

Mahlas beyti bu gazelin bir nazire olduğunu açıkça söyler. Sâhib, Necîb'in şiirinin "şâhid"i, yani güzeli gelirken onun yoluna söz kutusunun incilerini saçar; eski düğün ve karşılama törenlerinde gelenin önüne saçı saçılması âdeti, bir şairin başka bir şairin gazeline verdiği karşılığa dönüşür. Topal da şairin başka şairleri andığı beyitler arasında buna değinir. Gazelin birçok beyti bu karşılamaya yakışır biçimde süslü buluşlarla doludur.

Dördüncü beyit yazı ile tat arasında ince bir oyun kurar. "Berber" kelimesi Arap harfleriyle yazıldığında aynı iki harf, b ile r, iki kez tekrarlanır (ب ر ب ر). "Mükerrer" ise hem "tekrarlanmış" hem de "rafine edilmiş" demektir ve Mısır'ın rafine şekerleri ünlüydü. Şair, şuh berberin adındaki harf tekrarını Mısır'ın mükerrer şekerlerine benzetir; böylece kelimenin yazılışı tatlı bir benzetmeye dönüşür. Beşinci beyitte ise kadeh "kuru su", şarap "yaş ateş"tir: billur kadeh suya benzer ama ıslak değildir, kırmızı şarap ateşe benzer ama yakmaz. Bu ikisini bir araya getiren saki, meclisin sihirbazıdır.

İkinci beyit kelam ilminin dilini kullanır: "müessir" sebep, "eser" o sebebin bıraktığı izdir ve âlimler sebebi eserlerinden yola çıkarak ispat ederdi. Âşık, aşkın varlığını kanıtlamak için göğsündeki kesik izlerini gösterir. Altıncı beyitte kalem, ucu üzerinde yürüdüğü için başını ayak eden bir yolcudur; aşkın harfine aşina olmak isteyen de kalem gibi başını ayak etmelidir.

Kaynakça

  • Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 3 (8. beyit), s. 168-169, gazel 68 (Millet Ktp. Ali Emîrî Manzum 243, vr. 26a; İÜ Ktp. T. 1710/6, vr. 13a). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014

Çevrimiçi kaynaklar