Özgün Metin
Vezin: Fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün
Māye-i sūziş-i dil ruḫda degül rūḥda degül
Bā‘iṡ-i zaḫm-ı derūn çeşmde ebrūda degül
Bülbülüñ bā‘iṡ-i feryādı ṣabā gülşende
Reng ü rūy-ı güli ẓann itdük ise bu da degül
Cism-i pākinde o meh-rūnuñ eṡer yoḳ mūdan
Vaṣf-ı bārīk-i miyānına sezā mūda degül
Añlayan Ḳaysı ḫayāl-i nigeh-i Leylīdür
Tesliyet-baḫş aña dīde-i āhūda degül
Ṣāḥibā ṣunmada rindāna felek rıṭl-ı girān
Ḥiṣṣesi ehl-i dilüñ ḫūn-ı ciger ṣuda degül
Günümüz Türkçesiyle
1. Gönüldeki yanışın mayası yanakta değil, ruhta da değil; içteki yaranın sebebi gözde de değil, kaşta da değil.
2. Gül bahçesinde bülbülün feryadının sebebi sabah yelidir; gülün rengini ve yüzünü sandıksa, o da değil.
3. O ay yüzlünün tertemiz bedeninde kıldan eser yoktur; kıl bile onun ince belini anlatmaya layık değildir (bel kıldan incedir).
4. Anlayana Kays'ı (Mecnun'u) avutan, Leylâ'nın bakışının hayalidir; ona teselli veren ceylanın gözünde değildir.
5. Ey Sâhib, felek rintlere ağır kadehler sunmakta; gönül ehlinin payı ise ciğer kanıdır, (kadehteki) suda değil.
Edebî ve Tarihî Yorum
Mecnun'un çölde ceylanlarla dostluk kurması, ceylanın gözünün Leylâ'nın gözüne benzemesiyle açıklanır; Leylâ ve Mecnun hikâyesini anlatan mesnevilerde Mecnun avcının tuzağına düşmüş bir ceylanı bu benzerlik yüzünden salıverir. Sâhib dördüncü beyitte bu bilinen sahneyi tersinden okur: Kays'ı avutan ceylanın gözü değildir, o gözde gördüğü Leylâ bakışının hayalidir. Beyit, gazelin bütününe yayılan düşünceyi en açık biçimde söyler: âşığı yakan şey göründüğü yerde değil, ondan öte bir yerdedir.
"Degül" redifi bu yüzden bir arayışın dilidir. İlk beyitte yanışın mayası ne yanakta ne ruhta bulunur; ikincide bülbülü ağlatan gülün rengi sanılırken asıl sebep sabah yeli çıkar. Gülü açan ve yapraklarını dağıtan sabâdır; bülbül güzelliğe değil, onu bozan ele inler. Ruh ile ruh (yanak ile can) kelimelerinin yan yana gelişi aynı harflerle yazılan iki kelimenin cinasıdır.
Üçüncü beyitte "mû" (kıl) iki işte kullanılır: sevgilinin pürüzsüz bedeninde kıl yoktur, ince belini anlatmaya da kıl yetmez. Divan şiirinde sevgilinin beli kıldan ince, çoğu zaman da hiç yok sayılır.
Mahlas beytinde iki nüsha "rindâna" yerine "nâ-dâna" (bilgisizlere) okur. Bu okumayla karşıtlık sertleşir: felek bilgisizlere dolu kadeh sunar, gönül ehline ciğer kanı kalır.
Kaynakça
- Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 173, gazel 72 (Millet Ktp. Ali Emîrî Manzum 243, vr. 27a; İÜ Ktp. T. 1710/6, vr. 12a; İÜ Ktp. T. 738, vr. 17b). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014
Çevrimiçi kaynaklar






