Özgün Metin

Vezin: Fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün

Şarılup boynuna ol serv-i bülendin tāḳ ol
Sür yüziñ pāyına düş cūy-ṣıfat bī-bāḳ ol
Dil-i sengīnine yārüñ eser itsüñ nālen
Seng-dile o perī sen de dilā hakkāk ol
Şevḳ-i la‘liyle ne başlar yarılur cānānuñ
Nāṭır-ı ḥāl-i şikeste serī-i misvāk ol
Ḳasduñ ol ṭūṭī-i şeker-fem ile ṣoḥbet ise
Şevḳ-i āġūş ile mānend-i ḳafes ṣad-çāk ol
Çirk-i dünyāyı ḳoma ḳīseñe ey ṭālib-i şevḳ
Ṣarf ḳıl döke saça hem-ṣıfat-ı dellāk ol
Bilmesünler seni kimse dir iseñ ol iḥsān
Ġaraẓuñ raġbet-i ye’s ise eger imsāk ol
Düşmen-i devlet-i dünyā olayum dirseñ eger
Sen de bu ‘aṣrda Ṣāḥib hüner ü idrāk ol

Günümüz Türkçesiyle

1. O uzun boylu servinin boynuna sarılıp asma (tâk) ol; bir ırmak gibi onun ayağına düş, yüzünü sür, çekinmez ol.

2. İnlemen sevgilinin taş gönlüne işlesin; ey gönül, o taş yürekli periye sen de taş oymacısı (hakkâk) ol.

3. Sevgilinin dudağının özlemiyle ne başlar yarılır; sen de kırık hâlin bekçisi olan misvak başı ol (ucu dövülüp açılan misvak gibi başın yarılsın da o dudağa değsin).

4. Niyetin o şeker ağızlı papağanla sohbet etmekse, kucaklama hevesiyle kafes gibi yüz yerinden yırtık ol.

5. Ey zevk peşindeki, dünyanın kirini kesende (keseğinde) tutma; hamam tellağı gibi dökerek saçarak harca.

6. Kimse seni bilmesin diyorsan o iyilik ol (iyiliğini gizli yap); amacın ümitsizliğe rağbet ise elini çek, imsak et. İkinci mısra metinden kesin çıkmaz; bir nüshadaki "nâs" okumasıyla "amacın halkın beğenisiyse, verme" anlamı da kurulabilir.

7. Sâhib, dünya devletinin düşmanı olayım dersen, sen de bu çağda hüner ve anlayış sahibi ol (bu çağda hüner ile talih bir araya gelmez).

Edebî ve Tarihî Yorum

Beşinci beyit, hamamın bütün takımını bir öğüde çevirir. "Kîse" hem para kesesi hem de hamamda kiri kaldıran kesedir; tellak (dellâk) keseyle çıkardığı kiri tutmaz, silkip döker. Şair dünya malını bu kire benzetir: onu kesende biriktirme, tellak gibi dökerek saçarak harca. Bir nüshada "kîseñe" yerine "sîneñe" (göğsüne) okunur ve beyit o nüshada sayfa kenarına sonradan yazılmıştır; hamam imgesi "kîse" okumasıyla tamamlanır.

Gazelin redifi "ol" bir emirdir ve her beyit, âşığa başka bir şey olmasını söyler: asma, taş oymacısı, misvak, kafes, tellak, sonunda hünerli bir adam. İlk beyitteki "tâk", servinin boynuna sarılan asmadır; selvi ile asma, ırmak ile servi divan bahçesinin bilinen eşleridir ve ırmak servinin dibine yüzünü sürerek akar. Neşir kelimeyi kafla basar; kafiye dizisindeki öteki kelimelerin hepsi kefle bittiğinden "asma" okuması akla yatkındır, ama bu tercih bizimdir.

Üçüncü beyitte misvak, ucu dövülerek lif lif açılan diş temizleme çubuğudur. Sevgilinin dudağına değen tek şey odur ve başı yarık olduğu için dudak özlemiyle başı yarılan âşıkların temsilcisi sayılır. Dördüncü beyitte papağan sevgilidir; kafesin teli yırtılırsa kuş kucağa iner.

Mahlas beytinde XVIII. yüzyıl kadısının acı bir gözlemi vardır: bu çağda talihe düşman olmak isteyen kişiye hüner ve anlayış yeter. Hüner ile devletin bir arada bulunmadığı, divan şairlerinin sık yakındığı bir konudur; bir nüsha "devlet-i dünyâ" yerine "devlet ü ikbâl" okur.

Kaynakça

  • Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 172, gazel 71 (Millet Ktp. Ali Emîrî Manzum 243, vr. 26b; İÜ Ktp. T. 1710/6, vr. 11b). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014

Çevrimiçi kaynaklar