Özgün Metin
Vezin: Mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün
Görince yāri çeşm-i ḫūn-feşānı girye-pāş itdüm
Duyurdum mā-cerā-yı ‘aşḳı bilmezlikle fāş itdüm
O meh dermiş ḫaṭṭumdan ḥüsnüme naḳż oldıġın ṭārī
Tekāsül güne ‘uşşāḳuñ niyāzından tirāş itdüm
Baña raġmen demiş cellād-ı ġamzeñ ey şeh-i ‘işve
Raḳīb-i kīne-cūyı zümre-i ‘uşşāḳa bāş itdüm
Müşābih birbirine iki derd olmaġla ‘ālemde
Süveydā ile ḫālin fülk-i dilde menḳadāş (?) itdüm
O şūḫa ḫayli söz ḥāżırlamışken yine gördükde
Unutdum cümlesin Ṣāḥib velī vaḳf-ı telāş itdüm
Günümüz Türkçesiyle
1. Sevgiliyi görünce kan saçan gözümü gözyaşı serpen bir göz yaptım; aşkın serüvenini duyurdum, toyluğumla açığa vurdum.
2. O ay yüzlü, "Ayva tüyümden güzelliğime bir zarar geldiğini görünce, âşıkların yalvarması üzerine isteksizce onu tıraş ettim" diyormuş. Beyit bu biçimde anlaşılabilir, ama "tekâsül-güne" (üşenircesine) sözünün kime ait olduğu metinden kesinleşmiyor.
3. Ey cilve padişahı, bakışının cellâdı bana inat şöyle demiş: "Kin peşindeki rakibi âşıklar topluluğuna baş yaptım."
4. Dünyada birbirine benzeyen iki dert olduğu için, gönlümdeki kara noktayı (süveydâ) ve sevgilinin benini gönül gemisinde yoldaş ettim. ("Menkadâş" kelimesi neşirde soru işaretiyle okunmuştur; "hem-kadaş", yani kardeş, yoldaş anlamı bizim tahminimizdir.)
5. Sâhib, o şuha söylemek için epeyce söz hazırlamışken, onu yine görünce hepsini unuttum; kendimi yalnızca telaşa adadım.
Edebî ve Tarihî Yorum
Mahlas beyti, divan şiirinde sık rastlanmayan, gündelik hayattan alınmış bir sahne çizer. Âşık sevgiliye söyleyeceklerini önceden hazırlamıştır, ama karşısına çıkınca hepsi aklından uçar ve geriye yalnız telaş kalır. "Vakf-ı telâş itdüm" sözü, vakıf hukukunun dilini kullanır: âşık kendini bir mülk gibi telaşa vakfetmiştir. Kadılık yapmış Sâhib'in kaleminde hukuk terimleri sık görünür.
Dördüncü beyitte bir çift kara nokta karşılaştırılır. Süveydâ, eski tıpta ve tasavvufta kalbin ortasında bulunduğuna inanılan kara noktadır; ben de yüzdeki kara noktadır. Şair, ikisini birbirine benzeyen iki dert sayar ve gönül gemisine birlikte bindirir. Kelimenin okunuşunu tez de kesin vermez ve yanına soru işareti koyar; "kadaş" eski Türkçede kardeş anlamına geldiği için anlam yoldaşlık yönünde kurulabilir, ancak bu okuma tahmine dayanır.
İkinci beyit, ayva tüyü mazmununa ters bir açıdan bakar. Sevgilinin yüzünde tüy bitmesi güzelliğin sona erişi sayılır; burada sevgilinin kendisi konuşur ve âşıkların ricası üzerine tüyünü tıraş ettiğini söyler. Böylece âşıkların yalvarması güzelliği bir süre daha uzatan bir sebep olur.
Gazel, sevgilinin dilinden aktarılan iki sözle ("demiş") hikâye havası kazanır; ikinci ve üçüncü beyitte sevgili ve onun bakışı, âşığın kulağına gelen dedikodular gibi konuşturulur.
Kaynakça
- Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 176, gazel 75 (Millet Ktp. Ali Emîrî Manzum 243, vr. 27b; İÜ Ktp. T. 1710/6, vr. 12b; İÜ Ktp. T. 738, vr. 13b). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014
Çevrimiçi kaynaklar






