Özgün Metin
Vezin: Mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün
Bilindi sūz-ı sīnem āh u feryāduñ şüyū‘undan
Duyuldı mā-cerāmuz çeşm-i giryānuñ dumū‘undan
Oturdur ettāhiyyāta bizi bār-ı ġam-ı firḳat
‘Ayāndur bu namāzuñ ḳa‘de-i āḫir rükū‘undan
Ne ḥüsn-i rūyı fehm itdük ne esrār-ı ḫaṭṭı zāhid
Bu ‘ilmüñ bulmaduḳ vāye uṣūlinden fürū‘undan
Sebeb-i bār-ı girān ḳubbe-i destārdur yoḳsa
Degüldür inḥinā-yı re’si zühhāduñ ḫużū‘undan
Miyān-ı ḫaṭda tābān oldıġı Ṣāḥib ruḫ-ı yārüñ
Nişāndur āfitābuñ semt-i Maġribden ṭulū‘undan
Günümüz Türkçesiyle
1. Göğsümün yanışı ah ile feryadın yayılmasından bilindi; serüvenimiz ağlayan gözün yaşlarından duyuldu.
2. Ayrılık gamının ağır yükü bizi "ettehiyyâtü"ye oturtuyor; bu namazın son oturuşa geldiği rükûundan (iki büklüm hâlimizden) bellidir.
3. Ey zahit, ne yüzün güzelliğini anladık ne ayva tüyünün sırlarını; bu ilimden ne usulünde ne fürûunda bir pay bulduk.
4. Zahitlerin başının eğilmesi alçakgönüllülükten değildir; sebep, sarığın kubbesinin ağır yüküdür.
5. Sâhib, sevgilinin yanağının ayva tüyleri arasında parlaması, güneşin batı yönünden doğuşunun (kıyametin) işaretidir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Sâhib'in adını andığı son beyit, kıyamet alametlerinden birini bir güzellik tasvirine bağlar. Güneşin batıdan doğması, İslam inancında kıyametin büyük alametlerinden sayılır. Sevgilinin yanağı güneştir; çevresini saran koyu ayva tüyü ise akşamın, batının karanlığıdır. Yanağın bu karanlığın ortasında parlaması, güneşin batıdan doğduğunun işaretidir ve âşık için kıyamet kopmuştur. Ayva tüyünün bitişi divan şiirinde güzelliğin sonu sayıldığı için beyit bir şaka ile bir ağıtı aynı anda taşır.
Gazelin öteki beyitleri namaz ve fıkıh dilinden beslenir. İkinci beyitte "ettehiyyâtü", namazın oturuş bölümünde okunan duadır; "ka‘de-i âhire" namazın son oturuşu, rükû ise eğilme hâlidir. Âşık ayrılık yükü altında iki büklüm olmuştur; bu eğilme ona namazının sona geldiğini, ömrünün son oturuşuna vardığını haber verir.
Üçüncü beyitte usul ve fürû, fıkıh ilminin iki katıdır: biri temel ilkeleri, öteki bu ilkelerden çıkan ayrıntılı hükümleri anlatır. Âşık, güzelliğin "ilmini" bir zahide anlatırken bu ilmin ne usulünden ne fürûundan nasibi olduğunu söyler. Kendisi de bir müderris ve kadı olan Sâhib'in bu terimleri yerli yerinde kullanması şaşırtmaz.
Dördüncü beyit, divan şiirinin sevdiği zahit alayıdır. Zahidin başı eğiktir, ama bunun sebebi tevazu değil, kubbe gibi kocaman sarığının ağırlığıdır. Tez bu gazeli yalnız iki nüshaya dayandırır ve bir nüsha farkı göstermez.
Kaynakça
- Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 179, gazel 78 (Millet Ktp. Ali Emîrî Manzum 243, vr. 28b; İÜ Ktp. T. 1710/6, vr. 13a). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014
Çevrimiçi kaynaklar






