Özgün Metin

Vezin: Mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün

Āh itdigüñ o ġonca içün bād işitmesün
Feryāduñ ey gönül ḥaẕer it bād işitmesün
Mānend-i sāye bī-şek olur ḫāk-sār-ı eşk
Vaṣf-ı nihāl-i ḳaddini şimşād işitmesün
Ṣad-sāle ṭā‘atin degişür bir ḳadeḥ meye
Zevḳ-i dü-sāle bādeyi zühhād işitmesün
Elbette yā ḫarāb anı yā vaḳf-ı nāz ider
Zinhār o şūḫ-ı pür-dili ābād işitmesün
Zehr-i ḥad ile ṣıḥḥatini telḫ-kām ider
O ṣāf şehd-i la‘lüñi ḳannād işitmesün
Yārüñ nigāh-ı şefḳatüne mażhar oldıġın
Ṣāḥib saḳın ki ġamze-i cellād işitmesün

Günümüz Türkçesiyle

1. O gonca için ah ettiğini rüzgâr duymasın; ey gönül, sakın, feryadını rüzgâr işitmesin.

2. Şimşir ağacı, sevgilinin fidan boyunun övgüsünü işitmesin; yoksa elbette gölge gibi gözyaşı toprağına serilir.

3. Zahitler iki yıllık şarabın zevkini işitmesin; yüz yıllık ibadetlerini bir kadeh şaraba değişirler.

4. O cüretkâr şuh, gönlün mamur olduğunu sakın işitmesin; elbette onu ya yıkar ya da nazına vakfeder.

5. Tatlıcı, senin lal dudağının saf balını işitmesin; yoksa (kıskançlığın) ölçüsüz zehriyle sağlığını acıya çevirir. (İlk mısradaki "hadd" kelimesinin okunuşu şüphelidir; anlam ona göre değişebilir.)

6. Sâhib, sevgilinin şefkatli bakışına nail olduğunu sakın cellat bakışı işitmesin.

Edebî ve Tarihî Yorum

"İşitmesün" redifi gazeli bir sır saklama tavsiyesine çevirir. Her beyitte bir şeyin duyulmaması istenir, çünkü duyulursa bir felaket doğar: rüzgâr âşığın ahını duyarsa goncaya taşır, şimşir sevgilinin boyunun övgüsünü işitirse utancından yere serilir, zahit iyi şarabın tadını öğrenirse yüz yıllık ibadetini satar. Divan şiirinde "gammaz" ve "rakip" korkusu, sevgiliye dair her haberin yanlış kulağa gideceği endişesiyle bu tür bir gizlilik dili doğurur.

İkinci beyitteki şimşir, sevgilinin boyunun benzetildiği ağaçlardan biridir. Ağaç, boyu övülen fidanı duyunca kendi boyundan utanır ve gölgesi gibi toprağa düşer; yere uzanan gölge, ağacın yenilgisinin görüntüsü olur. Üçüncü beyitte "yüz yıllık ibadet" ile "iki yıllık şarap" karşı karşıya konur; yıllanmış şarabın değeri yaşıyla ölçüldüğü için bu sayı oyunu beytin şakasını taşır.

Dördüncü beyit yine Sâhib'in sevdiği vakıf diline başvurur. Sevgili mamur bir gönül duyarsa ya onu yıkar ya da "nazına vakfeder"; gönül ya harabeye döner ya da sahibinin elinden çıkıp sevgilinin mülkü olur. Mahlas beytinde sevgilinin iki bakışı birbirinden ayrılır: biri şefkatli bakıştır, öteki cellat gibi öldüren yan bakış, gamze. Âşık, birincisinden pay aldığını ikincisinin duymasından korkar.

Tez gazelin beyitlerini 1-4 ve 6-7 diye numaralar; araya bir beyit düşmemiştir, 5 numarası atlanmıştır.

Kaynakça

  • Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 182, gazel 81 (Millet Ktp. Ali Emîrî Manzum 243, vr. 30a; İÜ Ktp. T. 1710/6, vr. 13b; İÜ Ktp. T. 738, vr. 19b). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014

Çevrimiçi kaynaklar