Özgün Metin

Vezin: Mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün

Felekde sāyeveş cānā kimüñ pāyına düşdümse
Fütāde ḳıldı mihrāsā kimüñ pāyına düşdümse
Ġubār-ı ġamla muġber oldıġum ḳaldı baña ancaḳ
Çü dāmen yüz sürüp her cā kimüñ pāyına düşdümse
Beni pervāneāsā yaḳdı ġayra şu‘le-pāş oldı
Miṡāl-i şem‘i bezm-ārā kimüñ pāyına düşdümse
Bu naḫlistān-ı ġamda ḫāksār-ı rūzgār oldum
Olup berg-i ḫazān-sīmā kimüñ pāyına düşdümse
Perīşān-ḫāṭır u pür-pīç ü ḫam itdi beni Ṣāḥib
Miṡāl-i zülf-i ‘anbersā kimüñ pāyına düşdümse

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey sevgili, bu dünyada gölge gibi kimin ayağına düştümse, güneş gibi o da beni düşkün kıldı.

2. Etek gibi her yerde yüz sürüp kimin ayağına düştümse, bana yalnızca gam tozuyla tozlanmak kaldı.

3. Meclisi süsleyen mum gibi kimin ayağına düştümse, beni pervane gibi yaktı, başkalarına ise alev saçtı.

4. Güz yaprağı gibi kimin ayağına düştümse, bu gam hurmalığında zamanın rüzgârına savrulan bir toz oldum.

5. Ey Sâhib, amber kokulu zülüf gibi kimin ayağına düştümse, beni gönlü dağınık, büklüm büklüm ve iki büklüm etti.

Edebî ve Tarihî Yorum

Gazelin redifi alışılmadık ölçüde uzundur: "kimüñ pâyına düşdümse", yani "kimin ayağına düştümse". Bu uzun redif her beyitte bir başka nesneyle birleşir ve ayağa düşen şeylerin bir dizisini kurar: gölge, etek, mum, güz yaprağı, zülüf. Her biri gerçekten de bir şeyin dibine düşer. Gölge, onu düşüren güneşin altında yere serilir; etek yerde sürünerek toz toplar; mumun dibine pervane düşer; güz yaprağı ağacın dibine iner ve rüzgârla savrulur; uzun zülüf ayaklara kadar dökülür. Âşık her seferinde birinin ayağına kapanmış, karşılığında düşkünlük, toz, yanık ve perişanlık bulmuştur.

Bu dizilişte gazelin konusu sevgiliden çok, kimin önünde eğilse karşılık göremeyen bir insanın yakınmasıdır. "Felek" kelimesiyle açılan ilk beyit ve "zamanın rüzgârı" deyimiyle kurulan dördüncü beyit, şikâyetin yalnız aşkla sınırlı kalmadığını düşündürür. Bir nüsha ilk beytin ikinci mısraında "fütâde kıldı" yerine "ider pâymâl" (ayak altına alır) okur ve aşağılanma duygusunu daha da sertleştirir.

Mahlas beytinde zülüf, âşığın kendi hâlinin aynası olur. Zülüf dağınık, kıvrım kıvrım ve büklümlüdür; âşık da ayağına düştüğü kişiler yüzünden gönlü dağınık, iki büklüm bir hâle gelmiştir. "Perîşân", "pür-pîç" ve "ham" kelimeleri hem saçı hem de âşığın ruh hâlini anlatacak biçimde seçilmiştir.

Kaynakça

  • Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 193, gazel 92 (Millet Ktp. Ali Emîrî Manzum 243, vr. 31b; İÜ Ktp. T. 1710/6, vr. 15b; İÜ Ktp. T. 738, vr. 23a). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014

Çevrimiçi kaynaklar