Özgün Metin
Vezin: Mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün
Peyvend-i ‘ahd eyldüñ ol dil-rübā ile
İtdüñ ḳabūl-i cevrini şarṭ-ı vefā ile
Pür-çīn-i ḫışm eyledi ebrūların baña
Zülfine müşg-i Çīn dimiş oldum ḫaṭā ile
Cebr ile būse çīnligüñ olmaz ḥalāveti
Beñzer şu bey‘a k’olmaya ḥüsn-i rıżā ile
Ben tīr-i ġamdan eyler idüm sīnemi nihān
Geldi doḳındı nāvek-i ġamzeñ ḳażā ile
Biz de ḥaṣīrveş döşerüz zīr-i pālara
Zāhid iderse Ḥaḳḳa eger bu riyā ile
Geçdikce tīr-i ġamzesi yārüñ derūnuma
İtdük şifā-pezīr-i mażā-ma-mażā ile
Düşdük yem-i muḥabbete Ṣāḥib ḥabābvār
İtdük heves o kişvere āb u hevā ile
Günümüz Türkçesiyle
1. O gönül çelenle bir ahit bağı kurdun; onun cefasını vefa şartıyla kabul ettin.
2. Kaşlarını bana öfke kırışıklarıyla doldurdu; galiba yanlışlıkla (Hıtâ'dan) zülfüne "Çin miski" demiş oldum.
3. Zorla alınan bir öpücüğün, yüz buruşturarak verildiği için tadı olmaz; gönül rızasıyla yapılmamış bir alışverişe benzer.
4. Ben göğsümü gam okundan saklıyordum; senin bakışının oku kaza ile gelip değdi.
5. Zahit bu riyakârlıkla Hakk'a (yakınlık) kazanırsa, biz de hasır gibi kendimizi ayakların altına sereriz. Mısraın fiili eksik görünmektedir; bir nüshadaki "kurba" (yakınlığa) okuması anlamı tamamlar.
6. Sevgilinin bakış oku içime geçtikçe, "geçen geçti" diyerek yarayı iyileşmeye bıraktık.
7. Sâhib, sevgi denizine kabarcık gibi düştük; o ülkeye su ve hava ile (iklimine) heves ettik.
Edebî ve Tarihî Yorum
İkinci beyitte iki coğrafya adı iki ayrı anlam taşır. "Çîn" hem Çin ülkesi hem de kırışık, buruşukluk demektir; "Hatâ" hem yanlışlık hem de Kuzey Çin'in eski adı olan Hıtâ'dır ve divan şiirinde Çin gibi misk memleketi sayılır. Âşık sevgilinin zülfüne "Çin miski" demiş, sevgili bundan alınıp kaşlarını "çîn" ile, öfke kırışıklarıyla doldurmuştur. Âşık bu sözü bir "hatâ" ile, yani yanlışlıkla söylediğini kabul eder; ama kelime aynı zamanda misk ülkesini anarak övgüyü sürdürür.
Gazelin birkaç beyti hukuk kavramlarıyla kurulur. İlk beyitte ahit bağı, kabul ve şart, bir sözleşmenin unsurlarıdır: âşık sevgilinin cefasını, vefa şartıyla kabul etmiştir. Üçüncü beyitte zorla alınan öpücük, rıza olmadan yapılan alışverişe benzetilir; fıkıhta satışın geçerliliği tarafların rızasına bağlıdır. Altıncı beyitteki "mazâ mâ mazâ" (geçen geçti) sözü, okun içe "geçmesi" ile bir söyleyiş oyunu kurar.
Mahlas beytinde kabarcık (habâb) imgesi yerinde seçilmiştir. Kabarcık suyun ve havanın birleşmesinden doğar; "âb u hevâ" ise bir yerin iklimi demektir. Sevgi denizine kabarcık gibi düşen âşık, o ülkeye su ve hava ile, yani iklimine gönül vererek heves etmiştir.
Kaynakça
- Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 194, gazel 93 (Millet Ktp. Ali Emîrî Manzum 243, vr. 32a; İÜ Ktp. T. 1710/6, vr. 15b; İÜ Ktp. T. 738, vr. 21b). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014
Çevrimiçi kaynaklar






