Özgün Metin

Vezin: Fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Mā-selef ḥācīlerüñ ihdāsı ṣarıḳ cūdıdur
‘Aṣrımuz ḥācīlerinüñ şimdi cūdı ‘ūdıdur

Günümüz Türkçesiyle

1. Eski hacıların armağanı sarık (bezi) cömertliğiydi; çağımızın hacılarının cömertliği ise şimdi yalnız öd ağacıdır (ya da yalnız dönüp gelmektir). Beytin ikinci yarısındaki "‘ûd" kelimesinin hangi anlamda kullanıldığı kesin değildir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Hacdan dönenlerin getirdiği armağanlar, bu beyitte iki kuşağı tartan bir ölçüye döner. Hacılar, Hicaz'dan dönüşte çevrelerine sarıklık bez, tespih, misvak, buhur gibi armağanlar getirirdi. Şair "mâ-selef", yani geçmiş zamanın hacılarının armağanının sarık olduğunu söyler; bir sarık bezi armağan etmek, eli açık bir cömertliktir. Çağının hacıları ise yalnızca "‘ûd" verir. ‘Ûd, yakıldığında güzel koku veren öd ağacıdır ve küçük bir parçası bile armağan edilebilir; Arapçada aynı harflerle yazılan "avd" ise dönüş demektir. Bu ikinci okumayla beyit daha da sertleşir: bugünün hacılarının cömertliği, yalnızca dönüp gelmelerinden ibarettir.

Beyit, Sâhib'in divanında sık rastlanan çağ eleştirisinin bir örneğidir; "eski" ile "şimdi" arasındaki karşıtlık, cimrileşen bir toplum gözlemini kısa bir nükteye sığdırır. Kime söylendiği bilinmeyen beyit, İstanbul Üniversitesi'nin T. 738 yazmasından başka yerde geçmez.

Kaynakça

  • Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 223, matla‘ 2 (İÜ Ktp. T. 738, vr. 3b). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014

Çevrimiçi kaynaklar