Özgün Metin
Ger ḥalḳa-i çeşmüm olmasa zihgīrüñ
Olmazdı nişānda dilde böyle tīrüñ
Ḫoş geldi dile ḳıdem getürdi ġamzeñ
Olsa n’ola ḫoş-ḳadem şehā şemşīrüñ
Günümüz Türkçesiyle
1. Gözümün halkası senin okçu yüzüğün (zihgîr) olmasaydı, okun gönüldeki hedefe böyle oturmazdı.
2. Bakışın gönle "hoş geldi", ona uğur getirdi; ey padişah, kılıcın da uğurlu (hoş kadem) olsa şaşılır mı? (İlk mısradaki "kıdem" kelimesi anlam gereği "kadem" okunmuştur.)
Edebî ve Tarihî Yorum
İkinci rubai okçuluktan ve gündelik selamlaşma dilinden alınmış iki imgeyi birleştirir. Zihgîr, okçuların kirişi çekerken başparmaklarına taktığı halka biçimli yüzüktür. Âşığın gözünün yuvarlak halkası bu yüzüğe benzetilir: göz, sevgilinin bakış okunu gönderen yüzük olmuştur, bu yüzden ok gönüldeki hedefi şaşmaz. Âşık burada kendi yaralanmasının aracı olur; sevgiliye bakan göz, okun yolunu açar.
İkinci beyit, Türkçedeki iki bilinen sözle oynar. "Hoş geldi" bir karşılama sözüdür; "kadem getirmek" ve "hoş kadem" ise bir kişinin ya da şeyin geldiği yere uğur getirmesi demektir. Sevgilinin bakışı gönle girince orası şenlenmiştir; öyleyse onun kılıcının da "hoş kadem", yani uğurlu olması şaşırtıcı değildir. Öldüren kılıcın uğurlu sayılması, âşığın aşkta ölümü bir nimet gibi karşılayan tavrını özetler.
Birinci rubai gibi bu da yalnız T. 738'de, aynı yaprakta kalmıştır; tez bunun için de bir vezin adı yazmamıştır.
Kaynakça
- Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 222, rubâî 2 (İÜ Ktp. T. 738, vr. 23a). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014
Çevrimiçi kaynaklar






