Özgün Metin

Vezin: Fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün

Gelicek raḳṣ ile meydāna ḥarām-zāde ‘araḳ
Virdi hep ḫirmen-i ‘aḳl u dilimüz bāde ‘araḳ

Günümüz Türkçesiyle

1. O haramzade rakı raks ederek meydana gelince, aklımızın ve gönlümüzün bütün harmanını rüzgâra (bâde, şaraba) verdi rakı.

Edebî ve Tarihî Yorum

Divan şiirinde şarabın gölgesinde kalan bir içki, rakı (‘arak), bu matlaın konusudur. "Haram-zâde" sözü hem gerçek anlamıyla "haramdan doğmuş", yani içilmesi yasak bir şey, hem de halk dilinde "piç, yaramaz" anlamında bir sövgüdür; şair rakıyı bu iki anlamla birden anar. Rakı meydana raks ederek girer: kadehte çalkalanması ve içeni sarhoş edip oynatması aynı kelimeyle anlatılır.

İkinci mısra bir harman sahnesidir. Harman savrulurken taneler yere düşer, saman rüzgârla uçup gider. Rakı aklın ve gönlün bütün harmanını "bâde" vermiştir; Türkçede "bâde vermek" rüzgâra vermek, savurup yok etmek demektir, "bâde" kelimesi ise aynı zamanda şaraptır. Böylece bir içki, akıl harmanını öteki içkiye ve rüzgâra birden teslim eder. "‘Arak" kelimesinin ter anlamı da düşünülebilir, ama metin bunu açıkça kullanmaz.

Öteki iki nüsha bu beyti içermez, bilinen tek metni T. 738'dedir. Bir şeyhülislamın divanında rakıya böyle şakacı bir dille yer verilmesi, divan şiirinin rintçe söyleyiş geleneği içinde anlaşılmalıdır.

Kaynakça

  • Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 224, matla‘ 6 (İÜ Ktp. T. 738, vr. 3b). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014

Çevrimiçi kaynaklar