Özgün Metin

Vezin: Fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün

Āṣaf-ı Cem-ḥaşem Ḥasan Paşa
Kim odur Ḳahramān-ı vaḳt ü zemen
Bermekī-ḫaṣlet ü Nerīmān-zūr
Cāmi‘ her ḫaṣā’il-i aḥsen
Eyledi fetḥ-i kūh-ı Sencārı
Kim odur ḳavm-i Sācile mesken
Ḳırdı ol ḳavm-i mel‘anet-es̱eri
Eyledi serlerin nice ḫırmen
İtdigi ḍarb-ı tīġi ol ḳavme
Ḫasma ne Ṭūs itdi ne Bījen
Ol Tehemten-şükūh kim duramaz
Ḥamlesine Ferāsiyāb şen
Beñzemez rezm-i Rüstemānesine
Ceng-i Gūdarz-Gīv-i ḫasm-efgen
Bīm-i şemşīri ḫaṣmı zāl eyler
Olsa İsfendiyār Rūyın-ten
Ḳorḳusundan dönerdi pīrāne
Olsa Sührāb-ı nev-civān düşmen
Görse dirdi el arḳası yerde
Zūr-ı bāzū-yı nicesin Behmen
Sāḳınurdı sümūm-ı ḫaşmetden
Görse Sām urmasun deyū Ḳārun
Tīġ-i ḫun-rīz yine işāretdür
Vaṣf-ı ye’s-i şedīd ile āhın
Kām-baḫşā zihī keremkārā
Emīn-sāz-ı dehr-i nā-me’men
Nice yıldur ki eyledi maḥrūm
Keremüñden beni bu çarḫ-ı fiten
Dergehüñden egerçi kim dūrum
Līk kesmem ümmīdümi senden
Destüm irmezse daḫı dāmenüñe
Benden al senden āṣafā dāmen
Beni itme ḫacīl ümmīdümden
Ḳuluñı itme mübtelā-yı miḥen
Mā-ı mevṣūl çeşm-i giryāna
Ṣıla ister bu ḫāṭır-ı aḥzen
Saña şāyān velī-ni‘metlik
Bendelikdür ẓuhūr iden benden
Yeter ey Ṣāḥib eyledüñ taṣdī‘
İt du‘āsıyla böyle ḫatm-i süḫan
İde bu fetḥ gibi ‘ālemde
Her işin Ḥazret-i kerīm āhūsen (?)
Fikr-i tārīḫ idince bu fetḥe
Bī-riyā bu kemīne ‘abd-ı kühen
Luṭf-ı Rabb-ı Aḥad idüp imdād
Didi tārīḫini ġazā-i Ḥasan

Günümüz Türkçesiyle

1. Cem maiyetli Âsaf (gibi vezir) Hasan Paşa ki, o, vaktin ve zamanın Kahraman'ıdır.

2. Bermekîler gibi cömert huylu, Neriman gibi güçlüdür; en güzel huyların hepsini kendinde toplar.

3. Sencar dağını fethetti ki, o (dağ) Sâcile topluluğunun yurdudur.

4. O lanet izi taşıyan topluluğu kırdı; başlarından nice harman yığdı.

5. O topluluğa vurduğu kılıç darbesini düşmana ne Tûs vurabildi ne Bîjen.

6. O, Tehemten (Rüstem) heybetlidir ki saldırısına Efrasiyab bile neşeyle dayanamaz.

7. Düşman deviren Gûdarz ile Gîv'in savaşı onun Rüstem'e yaraşır savaşına benzemez.

8. Düşmanı tunç bedenli İsfendiyar olsa, kılıcının korkusu onu (saçı ağarmış) Zâl'e çevirir.

9. Düşmanı genç yiğit Sührab olsa, korkusundan ihtiyara dönerdi.

10. Behmen onun kolunun gücünü görse, "nicesinin sırtı yere geldi" derdi.

11. Kârun onun öfkesinin zehirli rüzgârından sakınırdı; Sâm görse "(bana) vurmasın" derdi.

12. Kan döken kılıcı, demirin "büyük güç" diye anılmasına yine bir işarettir. (Neşirdeki "ye’s" okuması için yoruma bakınız.)

13. Ne güzel dilek bağışlayan, ne güzel kerem sahibi; güvensiz dünyayı güvenli kılan!

14. Bu fitne çarkı (felek) nice yıldır beni keremünden mahrum etti.

15. Gerçi dergâhından uzağım, ama umudumu senden kesmem.

16. Elim eteğine yetişmese de, ey Âsaf, (ben) senden eteği bırakmam. (Beyit kapalıdır; anlam tahminîdir.)

17. Beni umudumdan utandırma; kulunu sıkıntılara uğratma.

18. Ağlayan gözün "mâ-yı mevsûl"ü (suyu) gibi, bu çok kederli gönül de "sıla" (kavuşma) ister.

19. Sana yakışan velinimetliktir; benden görünen ise bendeliktir.

20. Ey Sâhib, yeter, (paşanın) başını ağrıttın; sözü böyle onun duasıyla bitir:

21. Hazret-i Kerîm (Allah) dünyada her işini bu fetih gibi en güzel eylesin. (Neşir mısraın son kelimesini soru işaretiyle okumuştur.)

22. Bu pek aşağı, eski kul, gösterişsizce bu fethe tarih düşünürken,

23. Bir ve tek Rabbin lütfu yardım edip tarihini söyledi: "Gazâ-i Hasan" (Hasan'ın gazası).

Edebî ve Tarihî Yorum

Divanın tarihler bölümü, kaside bölümünü kapatan Sencar seferiyle açılır; Hasan Paşa'nın aynı zaferi bu kez daha kısa bir vezinle ve bir tarih manzumesi olarak kutlanır. Son mısradaki "ġazā-i Ḥasan" sözü, izafet "i"si yazıya geçirilmeden ebced hesabıyla okunduğunda 1126 (1714) yılını verir; bu, Sencar kasidesinin son mısraından elde edilen sayıyla aynıdır. Topal iki tarihin değerini hesaplamamıştır; sayıların birbirini tutması, iki manzumenin aynı fetih için yazıldığı izlenimini güçlendirir, ama yazmanın imlâsı görülmeden hesap kesinleşmez.

Manzumenin gövdesi Şehnâme'nin kahramanlar galerisidir. Rüstem (Tehemten), Efrasiyab, Gûdarz, Gîv, Tûs, Bîjen, İsfendiyar, Sührab, Behmen, Sâm ve Kârun art arda gelir ve her biri Hasan Paşa'nın karşısında küçültülür. Bu küçültme çoğu kez kelime oyunuyla yapılır: sekizinci beyitte tunç bedenli İsfendiyar, kılıç korkusuyla, Şehnâme'de ak saçlı doğan Zâl'e, yani bir ihtiyara döner; dokuzuncu beyitte genç Sührab korkudan yaşlanır. Topal bu tarihin üçüncü beytini, Sâhib'in tarihlerine kavim ve dağ adlarını serpiştirmesine örnek gösterir ve Sencar'ı mesken edinen Sâcile kavmini anar.

On ikinci beyitte neşir "ye’s-i şedīd" (şiddetli ümitsizlik) okumuştur. Beyit kan döken kılıçtan ve "āhın"den, yani demirden söz ettiği için, Hadîd sûresinde demir için söylenen "be’sün şedîd" (büyük bir güç) ifadesinin kastedilmiş olması güçlü bir ihtimaldir; Arap harfli yazıda iki kelime arasındaki fark bir noktadan ibarettir. Bu bizim önerimizdir, neşir bu konuda bir not düşmez.

Övgüden sonra şair kendi hâline geçer ve yıllardır felek yüzünden paşanın cömertliğinden mahrum kaldığını söyler. On sekizinci beyit, bir dil bilgisi terimini duyguya çevirir: Arapça dil bilgisinde "mâ-yı mevsûl" (ilgi zamiri "mâ"), anlamını tamamlayan bir "sıla" cümlesine muhtaçtır. "Mâ" Farsçada su demek olduğundan, ağlayan gözün suyu ile kederli gönül aynı şeyi, "sıla"yı, yani kavuşmayı ister. Yirminci beyitte şair kendine "yeter" der ve sözü dua ile bağlar. Hafif bahrinin kısa "fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün" kalıbında her beyti "-en" sesiyle bağlayan bu tarih, divanın üç nüshasından yalnız Millet Kütüphanesi'ndeki Ali Emîrî yazmasında kayıtlıdır.

Kaynakça

  • Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 60-62, tarih 1 "Tārīḫ-i fetḥ-i Sencār u medḥ-i Ḥasan Paşa" (Millet Ktp. Ali Emîrî Manzum 243, vr. 5b); ayrıca s. 21 (3. beyit). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014

Çevrimiçi kaynaklar