Özgün Metin

Vezin: Fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün

Bārekā’llah zihī şehr-i güzīn-i vālā
Ḥabbezā belde-i pākīze-i cennetāsā
Var mı bir şehr ki bu beldeye mānend ola
Cümle büldāna n’ola olsa müreccah Bursa
Şehr-i Bursada olan suları ta‘dād idelüm
Vādī vü nehr ü ḥavīżāt u ‘uyūn müstes̱nā
Sularuñ başı bıñar başı ṣuyıdur ancaḳ
Anı tercīḥ ider cümle miyāha ḥükemā
Mu‘tedil pāk ṣudur hem daḫı tā’ib bıñarı
Ḫumsı żāyi‘ olur ol āb leẕīẕüñ ḥayfā
Severüm vaḳt-i ṣabādan beri ābī degilüm
Ḳatı şīrīn gelür Südlicenüñ ābı baña
Var mı ṣarnıc ṣuyınuñ dünyada bir mānendi
İtdirir hazm ṭa‘āmı ne ḳadar olsa ġıdā
Bir kez içmekle ṭoyulmaz o Umūrıñ ṣuyına
Bu da bir emr-i ‘acībdür anı ḳıl istis̱nā
Müfti ṣuyuñ olur olmaz ṣūya tanẓīr idemem
Hele şer‘īce ṣudur iç ve ‘aleyhi’l-fetvā
Ḫoş gelür pīrlere içmege bu Āb-ı ‘Aṣā
Anı iẓhār-ı kerāmetle aḳıtmış Mūsa
Hāżım u mu‘tedil ü müdrir ü ‘aynı ṣudur
Ẕevḳ baḫş ider aġır ḳahve yerine Ḥaḳḳā
Ḳandırır āb-ı Ḳısıḳ çeşmesi ‘aṭşānları
Müteleẕẕiz olur elbette ider kesb-i ṣafā
Teşnegāna hele kātip ṣuyı rūḥ-efzādur
Ḫoş-güvār olduġuna ṣafveti şāhiddür aña
Āb-ı Devlengci idrār ile tercīḥ iderüm
Seretān ‘illetine olsa n’ola ‘ayn-ı şifā
Ḳadri ‘ālī ṣularuñ birisi āb-ı ḳadri
‘Iydgehde anı Ṣāḥib es̱er itmiş imlā
Ele girseydi gümüş ṣuyı eger bir kerre
Anı isrāf yere ḫarc mı iderdüm aṣlā
Āb-ı Fındıḳlı n’ola olsa gümüşden ‘ālī
Fındıḳ altunı ḳadar nef‘ini görür fuḳarā

Günümüz Türkçesiyle

1. Maşallah, ne seçkin, ne yüce bir şehir; ne güzel, cennet gibi temiz bir belde.

2. Bu beldeye benzeyen bir şehir var mı? Bursa bütün şehirlerden üstün tutulsa yeridir.

3. Bursa şehrindeki suları sayalım; vadiler, ırmaklar, havuzlar ve pınarlar bunun dışında kalsın.

4. Suların başı ancak Pınarbaşı suyudur; bilginler onu bütün sulara üstün tutar.

5. Tâib pınarı da ılımlı ve temiz bir sudur; yazık, o lezzetli suyun beşte biri boşa akar.

6. Gençliğimden beri severim, su düşkünü değilim, ama Südlice'nin suyu bana pek tatlı gelir. (Mısraın okunuşu kesin değildir.)

7. Dünyada Sarnıç suyunun bir benzeri var mı? Yemek ne kadar ağır olsa da sindirir.

8. O Umur suyuna bir kez içmekle doyulmaz; bu da tuhaf bir iştir, onu ayrı tut.

9. Müftü suyunu her olur olmaz suya benzetemem; hele şer'an (temiz) bir sudur, iç, fetva onun üzerinedir.

10. Bu Asâ suyu ihtiyarlara içmek için hoş gelir; onu Mûsâ keramet göstererek akıtmış.

11. Sindiren, ılımlı, idrar söktüren, katıksız bir sudur; gerçekten ağır kahvenin yerine zevk verir.

12. Kısık çeşmesinin suyu susuzları kandırır; elbette (içen) lezzet alır, safa kazanır.

13. Hele Kâtip suyu susuzlara can katar; içiminin hoş olduğuna duruluğu tanıktır.

14. Devlengeci suyunu idrar söktürdüğü için üstün tutarım; kanser hastalığına şifanın kendisi olsa yeridir.

15. Suların biri de değeri yüksek Kadri suyudur; Sâhib onu Iydgâh'ta bir eser olarak yazdırmış. (İkinci mısraın anlamı tam açık değildir.)

16. Eğer bir kez Gümüş suyu (gümüş para) elime geçseydi, onu hiç boş yere harcar mıydım?

17. Fındıklı suyu gümüşten üstün olsa yeridir; fakirler fındık altını kadar faydasını görür.

Edebî ve Tarihî Yorum

"Tarihler" bölümünde yer alan bu manzumede bir tarih mısraı yoktur; şiir Bursa'nın sularını tek tek sayan bir şehir övgüsüdür. Pınarbaşı, Tâib pınarı, Südlice, Sarnıç, Umur, Müftü, Asâ, Kısık çeşmesi, Kâtip, Devlengeci, Kadri, Gümüş ve Fındıklı suları sırayla anılır ve her birine ya bir sağlık yararı ya da adından çıkan bir nükte yakıştırılır. Topal bu manzumeden 2., 6., 12. ve 14. beyitleri, Sâhib'in tarihlerinde İstanbul ile Bursa'nın güzelliklerini ve sularının lezzetini anlattığı yerlere örnek olarak verir.

Nüktelerin çoğu adlardan doğar. Müftü suyu "şer‘an" içilebilecek bir sudur ve "fetva onun üzerinedir"; Asâ suyunu, asasını kayaya vurarak su çıkaran Hz. Mûsâ akıtmıştır; Gümüş suyu ele geçse israf edilmeyecek bir servettir; Fındıklı suyu ise yoksullara "fındık altını" kadar fayda verir. Fındık altını, dönemin altın sikkelerinden birinin adıdır; şair böylece su adını paraya bağlar. Öteki beyitler halk hekimliğinin diliyle konuşur: Sarnıç suyu ağır yemekleri sindirir, bir başka su ağır kahvenin yerini tutar, Devlengeci suyu idrar söktürür ve şairin sözüne göre "seretân" (kanser) hastalığına şifa olabilir.

TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre Sâhib, 1142'de (1729-1730) Bursa kadısı olmuştu; şehrin sularını bu kadar ayrıntılı tanıması bu görevle ilgili olabilir, ancak manzumede yazılış yılına dair bir işaret yoktur. On beşinci beyitte şair adını anarak Kadri suyuyla ilgili bir eseri "Iydgâh"ta yazdırdığını söyler gibidir; bunun bir kitabe mi yoksa başka bir yazı mı olduğu metinden anlaşılmaz. Tarihlerin çoğundan farklı olarak bu manzume iki nüshada bulunur: Ali Emîrî yazması (vr. 38a) ve İstanbul Üniversitesi T. 1710/6 (vr. 2b). İkinci nüshadaki farklar küçük imlâ farklarından ibarettir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar