Özgün Metin
Vezin: Mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün
Te‘āla’llāh zihī baḫt-ı hümāyūn-ı şeref-‘unvān
Ki oldı maẓhar aña şehriyār-ı a‘ẓam-ı devrān
Zihī yenerdi bāzū-yı ḳaviyy te’s̱īr-i saṭvetkim
Olur maḥṣūṣ-ı ẕāt-ı pāk-i sulṭān-ı ‘aliyyü’ş-şān
İmām-ı ehl-i sünnet ḥāfıẓ-ı gencīne-i millet
Niẓām-ı dīn ü devlet ḫüsrev-i dād-āver-i devrān
Vücūh-ı ḫayra mā’il pādişāh-ı ‘ālim ü ‘āmil
Şeh-i kāmil-cenāb-ı Ḥazreti Sulṭan Maḥmud Ḫān
İdüp teşrīf bir gün ġarra ile Gülhāne Ḳaṣrına
Ḳudūmiyle bahāristān-ı ‘Adene döndi ol meydān
Yed-i beyżāsına bir nev tüfeng-i zer-nişān alup
Ser-i şāh üzre bir ürgü nişāngāh itdi ol sulṭān
Teveccüh eyleyüp semt-i sedāda istiḳāmetle
Alınca şasta bismi’llāh ile tevfīḳ idüp Yezdān
Tüfengüñ dānesi idüp iṣābet çeşmine murġuñ
Düşüp ḫāke o dem oldı ‘adem mülkine bāl-efşān
Olup būd-ı ṣad u pencāh ḫaṭve ol nişāngāhuñ
Tüfeng-endāz-ı ser-i cümle bunda oldılar ḥayrān
Çeküp gülbāng-ı taḥsīn na‘re-i Allahu ekberle
Ḫurūşa geldi cümle bendegān dergeh-i iḥsān
Tefā‘ül itdiler ḳatline Tahmasb ḳulı ḫānuñ
Ser-i menḫūs ide Ḥaḳḳ-ı ḳarībā ḫākde ġalṭān
Sezādur Ṣāḥibā ṣad güne taḥsīn ü sitāyişle
Bu emri ṣafḥa-i ās̱āre yazsa münşī-i dīvān
Ḫaṭālardan maṣūn idüp Ḫudā ol şāh-ı devrānı
‘Adūnuñ murġ-ı cānı lāne-i tenden ide perrān
Ser-i düşmen tüfeng-i ḳahrına olsun nişān dā’im
Sebū gibi şikest ü ḫurd ide dāneleri her ān
Günümüz Türkçesiyle
1. Allah ne yücedir; ne kutlu, şerefli bir baht ki zamanın en büyük padişahı ona mazhar oldu.
2. Ne güzel, heybetinin etkisi güçlü koluyla galip gelirdi; (bu baht) yüce şanlı sultanın temiz zatına özgüdür. (İlk mısraın okunuşu kesin değildir.)
3. Ehl-i sünnetin imamı, milletin hazinesinin koruyucusu; din ve devletin düzeni, zamanın adalet dağıtan hükümdarı.
4. Hayırlı işlere yönelen, bilgin ve bildiğiyle amel eden padişah; kemal sahibi şah, Sultan Mahmud Han hazretleri.
5. Bir gün parlak (yüzüyle) Gülhâne Köşkü'ne teşrif edince, gelişiyle o meydan Aden'in bahar bahçesine döndü.
6. O sultan ak eline altın işlemeli yeni bir tüfek alıp bir dalın ucundaki bir kuşu hedef yaptı.
7. Yönünü doğru bir istikametle hedefe çevirip besmeleyle tetiği alınca Allah ona başarı verdi.
8. Tüfeğin tanesi kuşun gözüne isabet etti; (kuş) yere düşüp o anda yokluk ülkesine kanat çırptı.
9. O hedefin uzaklığı yüz elli adım olduğundan, tüfek atanların başları hep burada hayran kaldı.
10. İhsan kapısının bütün kulları "Allahu ekber" nidasıyla beğeni naraları atarak coşkuya geldi.
11. Bunu Tahmasb Kulu Han'ın öldürüleceğine hayra yordular: Hak, onun uğursuz başını yakında toprakta yuvarlansın.
12. Ey Sâhib, divanın münşisi bu olayı yüz türlü beğeni ve övgüyle eserler sayfasına yazsa yeridir.
13. Allah o zamanın padişahını hatalardan korusun; düşmanın can kuşunu beden yuvasından uçursun.
14. Düşmanın başı daima onun kahır tüfeğine hedef olsun; tanesi onu her an testi gibi kırıp ufalasın.
Edebî ve Tarihî Yorum
Manzume bir padişah atışını anlatır. I. Mahmud bir gün Gülhâne Köşkü'ne gelir, altın işlemeli yeni bir tüfek alır ve bir dalın ucundaki kuşu hedef seçer. Kurşun yüz elli adım öteden kuşun gözüne isabet eder. Topal başlığı "Nişāniyye Tārīḫinde" diye verir; başlık, bu tür atışların ardından dikilen nişan taşlarıyla ilgili bir tarih olduğunu düşündürür. Ancak metnin okunabilen beyitlerinde ebced hesabına vurulmuş bir tarih mısraı görülmez.
Atışın anlamı on birinci beyitte açıklanır: saraydakiler bu isabeti "Tahmasb Kulu Han"ın öldürüleceğine hayra yorar. TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre bu unvan, Safevî şehzadesi Tahmasb'ın muhafız kumandanı olan ve 1148'de (1736) Nâdir Şah adıyla tahta çıkan Afşar komutanına verilmişti; o, 1142'de (1729) İsfahan'ı geri almış, ardından Osmanlıların elindeki toprakları geri almaya girişmişti. Unvanın henüz "şah" olmadan kullanılması, manzumenin I. Mahmud'un tahta çıktığı 1143 (1730) ile 1148 arasındaki savaş yıllarında yazıldığını gösterir; Topal kişiyi tanıtmaz. Aynı ansiklopedideki biyografisinde belirtildiği üzere Sâhib, I. Mahmud'un tahta çıkışından sonra padişahın birinci imamı olmuştu; padişahın bir günlük eğlencesini bu kadar yakından anlatabilmesi, onu sarayın içinden gören bir tanık olmasıyla açıklanabilir.
Topal, beşinci beyti Sâhib'in tarihlerinde İstanbul'a ait güzelliklere örnek olarak anar ve Aden'in inci üretimiyle bilinen bir Güney Arabistan şehri olduğunu not eder. Kuşun ölümü divan şiirinin diliyle anlatılır: kuş "yokluk ülkesine kanat çırpar", son beyitte ise düşmanın can kuşu beden yuvasından uçurulur ve düşmanın başı testi gibi kırılır. Tüfek tanesi ile testi arasında kurulan bu benzetme, avdan savaşa geçişi tek bir imgeyle yapar. Bilinen tek kopyası Ali Emîrî yazmasının 38b yaprağındadır.
Kaynakça
Akademik çalışmalar
- Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 85-86, tarih 11 "Nişāniyye Tārīḫinde" (Millet Ktp. Ali Emîrî Manzum 243, vr. 38b); ayrıca s. 24 (5. beyit). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014
- Azmi Özcan, "Nâdir Şah", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 32, İstanbul 2006, s. 276-277. https://islamansiklopedisi.org.tr/nadir-sah--iran
- Tahsin Özcan, "Pîrîzâde Mehmed Sâhib Efendi", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 34, İstanbul 2007, s. 288-290. https://islamansiklopedisi.org.tr/pirizade-mehmed-sahib-efendi--18-yy
Çevrimiçi kaynaklar






