Özgün Metin
Vezin: Fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün
Ḥabbeẕā Ḫaṭṭī Muṣṭafa Çelebi
Ya‘ni ol ḫoş-maḳāl (u) nādire-gū
Ḫaṭṭ-ı ruḫsārına virüp ruḫṣat
Çekdi şehr-i melāḥate bārū
Nice ḫaṭṭ bāl-i şāh-bāz-ı cemāl
Mevce-i āb-rū-yı vech-i nigū
Cevher-i cān-ı sinān tīġ-i ecel
Leşker-i bī-amān ġāret-cū
Çehre-i āfitābı dutdı ġubār
İdicek raḫş-ı ġamzesi tekpū
Açdı mülk-i Rumı kişver-i Çin
Müşg-rīz oldı nāfe-i āhū
Ġazel-i ḫaṭṭ-ı maṭla‘ın oldı
Mıṣra‘-ı çār ile o çār-ebrū
Fikr-i tārihine düşüp yārān
Kimi sünbül didi kimi şeb-bū
Cem‘ idüp ḫāṭır-ı perīşānın
Ṣāḥib-i ḫastada çü ḫāme-i mū
Didi tebrīk birle tārīḫin
Perdedār oldı Ka‘beveş gül-rū
Günümüz Türkçesiyle
1. Ne güzel Hattî Mustafa Çelebi; yani o hoş sözlü ve nükteler söyleyen.
2. Yanağının ayva tüyüne izin verip güzellik şehrine sur çekti.
3. (O) ayva tüyü, güzellik şahininin kanadı gibidir; güzel yüzün parlaklığının dalgasıdır.
4. (O tüyler) ecel kılıcının, cana saplanan mızrağın cevheri; amansız, yağma arayan bir ordu. (Beytin bağlantısı açık değildir; aktarım bir denemedir.)
5. Gamzesinin atı koşturunca güneş yüzünü toz bürüdü.
6. Çin ülkesi (siyah tüyler) Rum ülkesini (beyaz yüzü) fethetti; ceylan göbeği misk saçar oldu.
7. Ayva tüyü gazelinin matlaı, dört mısraıyla o dört kaşlı (genç) oldu.
8. Dostlar onun tarihini düşünmeye koyulup kimi "sünbül" dedi, kimi "şebbû".
9. Hasta Sâhib, kıl kalem gibi dağınık düşüncelerini toplayıp,
10. Kutlayarak tarihini söyledi: "Gül yüzlü, Kâbe gibi örtüye büründü."
Edebî ve Tarihî Yorum
Bu tarih bir yapıyı ya da bir atamayı değil, genç bir dostun yüzünde ilk sakal ve bıyık tüylerinin belirmesini kutlar. Divan şiirinde "ḫaṭṭ" denen bu ayva tüyleri, güzelliğin sona erişinin de başlangıcıdır; Sâhib bunu bir şehir kuşatmasıyla anlatır. Tüyler güzellik şehrinin çevresine bir sur çeker, amansız bir ordu gibi yağmaya çıkar, güneş yüzünü toza boğar. Altıncı beyitte siyah tüyler Çin ülkesi, beyaz yüz Rum ülkesidir ve Çin Rum'u fetheder. Topal bu beyti, Sâhib'in ülke adlarını kullandığı yerlere örnek gösterir ve beyti Hattî Efendi'nin Rum ve Çin ülkelerini aştığı biçiminde okur; beytin bütününe bakıldığında ülke adları, yüzü kaplayan tüylerin mecazı olarak durmaktadır.
Başlık neşirde "Tārīḫü'l-Ḫayye Ḫaṭṭī Efendi" diye basılmıştır. Manzumenin konusu, başlıktaki kelimenin "liḥye" (sakal) olarak okunması gerektiğini düşündürür; Arap harfli yazıda iki kelime birbirine kolayca karışabilir. Bu bizim önerimizdir ve yazma görülmeden kesinleşemez. Övülen kişinin mahlası olan "Hattî" ile ayva tüyü anlamındaki "ḫaṭṭ" arasındaki ses birliği de manzumenin bütün oyununu taşır. Topal'ın aktardığı bir gazel beytinde Sâhib, "Pey-rev oldum Hattî'ye" diyerek bu adı şiirde yol gösterici bildiği bir şair olarak anar.
Yedinci beyit bir şiir terimiyle oynar: tüylerin ilk belirişi bir gazelin matlaı, yani ilk beytidir; dört mısralı bu matla, yeni bıyığı da hesaba katarak yüzünde dört kaş taşıyan "çâr-ebrû" gence dönüşür. Sekizinci beyitte dostlar tarih ararken tüyleri sümbüle ve şebbû çiçeğine benzetir. Son mısra tarihi verir: "Perdedār oldı Ka‘beveş gül-rū" (gül yüzlü, Kâbe gibi örtüye büründü). Kâbe'nin örtüsüyle yüzü saran tüyler arasındaki bu benzetme, yaygın imlâyla ebced hesabına vurulduğunda 1126 (1714) değerini verir; neşir bu hesaba girmez. Manzume hafifin kısa kalıbıyla yazılmıştır ve Ali Emîrî yazmasının 11a yaprağındadır.
Kaynakça
- Meral Topal, Pîrî-zâde Mehmed Sâhib Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2004, s. 81-82, tarih 9 (Millet Ktp. Ali Emîrî Manzum 243, vr. 11a); ayrıca s. 3 (gazel 114, 8. beyit) ve s. 20 (6. beyit). https://openaccess.firat.edu.tr/handle/11508/16014
Çevrimiçi kaynaklar






