Özgün Metin

İder âb-ı zülâl-i himmetün bir katreyi deryâ
Nitekim tâb-ı kahrun eyledi bir katre deryâyı

Günümüz Türkçesiyle

1. Cömertliğinin tatlı ve berrak suyu bir damlayı derya eder; nitekim gazabının ateşi de bir deryayı bir damla etti.

Edebî ve Tarihî Yorum

Beyit iki mısra arasında kurulmuş bir ters çevirmeye dayanır. İlk mısrada damla derya olur, ikincide derya damla. Aynı iki kelime, "katre" ve "deryâ", yer değiştirerek tekrarlanır; eski belagat bu tür söyleyişe tard-ı aks adını verir. Bu simetri, övülen kişinin iki yüzünü bir araya getirir: lütfu küçüğü büyütür, gazabı büyüğü küçültür. "Âb-ı zülâl" (tatlı, berrak su) ile "tâb" (ateş, harâret) arasındaki karşıtlık da imgeyi tamamlar; su damlayı çoğaltır, ateş denizi kurutur.

"Himmet" kelimesi bir büyüğün yardımını, cömertliğini anlatır ve beytin bir kasideden, yani bir devlet büyüğüne ya da bir hamiye sunulmuş övgü şiirinden alındığını düşündürür. Kınalızâde bunu doğrular: bir sonraki sayfada aynı kasidenin matlaını verir. İki beyit de "-âyı" sesine dayanır; burada ise "deryâyı" kafiyesi yalnız ikinci mısrada durur; demek ki beyit kasidenin açılışından değil, gövdesinden alınmıştır. Kasidenin kime yazıldığı tezkirede söylenmez. Kınalızâde'nin şaire karşı hami gibi davrandığını anlatan sözleri dikkate alınırsa memduhun tezkirecinin kendisi olması bir ihtimaldir; metin bunu söylemez ve bu okuma bir tahminden öteye geçmez.

Şeyhî'nin öteki beyitleri, hayatıyla birlikte, Şeyhî (Tayyibzâde) yazısında sıralanmıştır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar