Kınalızâde Hasan Çelebi'nin yakından gözettiği Şeyhî, Amasya'nın kadı ve müderris ailesi Tayyibzâdelerden gelir; XVI. yüzyılın ikinci yarısında yaşamış bir medrese hocası ve şairdir. Babası Şehzade Mustafa'nın Amasya'daki yakınlarından Tayyib Efendi, ağabeyi Rodos mollası iken ölen şair Ehlî Mehmed Efendi'dir. İstanbul'da okumuş, mülazım olmuş, kırk akçelik bir medreseden azledildikten bir süre sonra, 1000 (1591-92) dolaylarında genç yaşta ölmüştür. Adı kaynaklarda iki türlü geçer: Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar onu Abdullah, Kınalızâde Hasan Çelebi ise Mehmed diye anar. Kınalızâde'nin tezkiresi, şairin bizzat seçip gönderdiği beyitlerle onun bugün bilinen bütün şiirini korur. Hüsameddin'in kısa maddesi de Şeyhî Abdullah Efendi-Tayyibzâde adıyla ayrıca yayımlanmıştır.

Hüsameddin'in Kaydı

Hüsameddin'in kısa maddesi, Amasya Tarihi'nin on birinci cildinde "şın" harfiyle başlayan adların içindedir; kardeşlerinin maddeleri başka harflerin altında kalır:

Amasyalıdır. Tercemesi aşağıda yazılan Tayyib Efendi'nin oğludur. Amasya'da mukaddimât-ı ulûmu görüp İstanbul'a gitdi. Kınalızâde Hüseyin Çelebi Dârü'l-ifâdesinde tahsîl-i ulûm ile iştigâl ve Muallimzâde Ahmed Efendi'den tahsîlini ikmâl ederek nâil-i mülâzemet oldu. Ba'dehû tedrîs-i ulûm edib ba'zı medârise müderris ve Kırk'dan ma'zûl iken 1000 senesi hudûdunda vefât etdi. Âlim, zekî, şâir olup genç iken dünyadan gitdi. "Zeyl-i Şakâyık"da birâderi Abdürrahîm Efendi'nin tercemesi zeylinde tercemesi ve şu eş'ârı yazılıdır.

Günümüz Türkçesiyle: Amasyalıdır. Biyografisi aşağıda yazılan Tayyib Efendi'nin oğludur. İlimlerin başlangıç derslerini Amasya'da görüp İstanbul'a gitti. Kınalızâde Hüseyin Çelebi'nin medresesinde okudu, öğrenimini Muallimzâde Ahmed Efendi'nin yanında tamamlayarak mülazım oldu. Sonra ders okuttu, bazı medreselerde müderrislik etti ve kırk akçelik medreseden azledilmiş olarak 1000 yılı dolaylarında öldü. Âlim, zeki ve şairdi; genç yaşta dünyadan göçtü. Zeyl-i Şakâyık'ta kardeşi Abdürrahîm Efendi'nin biyografisinin sonunda onun biyografisi ve şu şiirleri yazılıdır.

Hüsameddin bu sözlerin ardından bir beyit ile dört beyitlik bir gazel aktarır. Andığı Zeyl-i Şakâyık, Nev'îzâde Atâyî'nin Taşköprülüzâde'nin eserine yazdığı zeyildir. Hüsameddin, kardeş Abdürrahîm Efendi'nin maddesinde Atâyî'den bir cümle daha aktarır: Atâyî orada Ehlî Çelebi ile Şeyhî Çelebi'yi Abdürrahîm'in ağabeyleri olarak anar.

Kınalızâde'nin Tanıklığı

Şeyhî'yi en yakından tanıyan kaynak, tezkiresini 1586 yılı dolaylarında tamamlayan Kınalızâde Hasan Çelebi'dir. Onun maddesi şöyle başlar: "Nâmı Mehemmeddür. Tayyibzâde dimekle müte'ârifdür. Ehlînün birâder-i kihteridür. Merhûm Mu'allimzâdeden mülâzım olmışdur. Hâlâ kırk akçe medreseden ma'zûl ve tahsîl ü tekmîl-i ma'ârif ü kemâlâta meş'ûf u meşgûldur." Yani adı Mehmed'dir, Tayyibzâde diye tanınır, Ehlî'nin küçük kardeşidir; merhum Muallimzâde'den mülazım olmuştur ve tezkirenin yazıldığı günlerde kırk akçelik medreseden azledilmiş olarak bilgisini artırmaya, olgunlaşmaya tutkuyla çalışmaktadır.

Kınalızâde'nin bundan sonraki cümleleri, tezkirelerin sık rastlanan süslü övgülerinden biraz ayrılır. Şairin ilimde ve şiirde ilerlemesine engel olacak her şeyin Allah'ın lütfuyla ondan uzaklaştığını, şiirinin belagat ve fesahat kaftanını giymiş olduğunu söyledikten sonra kendisinden söz eder: "Râkımü'l-hurûf" yani bu satırları yazan, onu yetiştirmek ve gözetmek için elinden geleni yapmış, onun güzel huylarına karşı sözle anlatılamayacak bir yakınlık duymuştur. Övgüyü daha fazla uzatmadığını da bu yüzden açıklar. Kınalızâde'nin şair için bir hami, belki bir hoca gibi davrandığı bu sözlerden anlaşılır. Hüsameddin'in andığı "Kınalızâde Hüseyin Çelebi" medresesi de şairi aynı aileye bağlar; ama Hüseyin Çelebi ile tezkireci Hasan Çelebi arasındaki akrabalığı iki kaynak da açıklamaz.

Tezkirenin bir başka ayrıntısı, şiirlerin seçimiyle ilgilidir. Kınalızâde, maddedeki şiirleri "bu Tezkireye tahrîr olınmagiçün ihtiyâr itdügi eş'âr", yani şairin bu tezkireye yazılması için kendisinin seçtiği şiirler diye tanıtır. Maddenin sonundaki gazel de bir şiir oyununun ürünüdür: Kınalızâde "altında" redifli bir gazelini dostlarına önermiş, her biri ona bir nazire yazmış, Şeyhî de yazdığı gazeli tezkireye girmesi için göndermiştir.

Adı ve Ailesi

İki kaynak arasındaki en belirgin ayrılık şairin adıdır. Hüsameddin onu Abdullah diye kaydeder; Kınalızâde ise açıkça "Nâmı Mehemmeddür" der. Kınalızâde, ağabey Ehlî'nin adını da Mehmed olarak verdiği için iki kardeşin aynı adı taşıması tuhaf durur. Tezkirecinin bir yanılgısı mı, ailede gerçekten iki Mehmed mi bulunduğu, yoksa Hüsameddin'in Abdullah adını başka bir kayıttan mı aldığı belirlenemedi. Hüsameddin'in "Tayyib Efendi" maddesinde de bir boşluk vardır: orada Tayyib Efendi'nin oğulları Ehlî Mehmed, Abdürrahîm ve Lütfullah Efendiler olarak sayılır, Şeyhî'nin adı geçmez. Buna karşılık kardeşler arasındaki sıra kaynaklarda tutarlıdır: Kınalızâde Şeyhî'yi Ehlî'nin küçük kardeşi sayar, Atâyî ise ikisini Abdürrahîm'in ağabeyleri olarak anar.

Aile, Amasya'nın eski ulema soylarındandır. Hüsameddin'e göre soy, II. Bayezid Amasya valisiyken onun saray gulamlarına hocalık etmiş ve sonra kadı olmuş Tayyib Çelebi'ye çıkar. Şairin babası Tayyib Efendi, Şehzade Mustafa'nın yakınlarından biri olarak 960'ta (1553) şehzadenin öldürülmesiyle bir süre gözden düşmüş, ertesi yıl affedilip Sivas kadısı olmuş ve 975 (1567-68) dolaylarında ölmüştür. Ağabeyi Ehlî Mehmed Efendi'nin şiirleri ve hayatı sitede ayrı bir kategoride, aile ile Şehzade Mustafa çevresi arasındaki bağ da Tayyibzâde Lutfî Efendi sayfasında anlatılmıştır.

Şiiri

Şeyhî'nin bir divanı olduğuna dair kayıt yoktur. Kınalızâde'nin tezkiresinde ondan altı parça kalmıştır: biri bir kasideden alınmış beyit, ikisi "-âyı" kafiyeli bir kasidenin bir beyti ile matlaı, ikisi gazel matlaı, sonuncusu da Kınalızâde'nin gazeline yazılmış beş beyitlik nazire. Hüsameddin, Atâyî'ye dayanarak bunlardan yalnız "Yine sâkî" matlaını ve nazirenin dört beytini verir; nazirenin dördüncü beyti onun metninde yoktur ve birkaç kelime farklıdır. Parçalar, kasidelerde bir hamiye seslenen sesten meyhane ve sevgili mazmunlarına kadar uzanır. Kaside beyitlerinin kime sunulduğu bilinmiyor. Altı parçanın her biri bu kategoride ayrı bir sayfada ele alınmış, iki kaynak arasındaki farklar ilgili sayfalarda gösterilmiştir.

Hüsameddin'in Amasya Tarihi'nin birinci cildinde Amasyalı şairleri saydığı bir bölüm de vardır; orada Kanuni devrinden sonra yetişen şairler arasında "müteaddid Abdî, Şevkî, Şeyhî ve Sıdkî" adları birlikte geçer. Bu listedeki Şeyhî adının hangi Şeyhî'yi kastettiği belli değildir, çünkü Hüsameddin aynı mahlaslı birkaç Amasyalı daha kaydeder.

Kronoloji

975 (1567-68) dolayları: Babası Tayyib Efendi ölür.

1586 dolayları: Kınalızâde, tezkiresini yazarken onu kırk akçelik medreseden azledilmiş olarak tanır.

1000 (1591-92) dolayları: Genç yaşta ölür.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar