Özgün Metin

Kelâm-ı rûh-bahşun şimdi söyletmez Mesîhâyı
Olan rûh-ı kelâma vâkıf anlar hep bu ma‘nâyı

Günümüz Türkçesiyle

1. Can bağışlayan sözün, şimdi Mesih'i (İsa'yı) bile konuşturmaz; sözün ruhunu bilen herkes bu anlamı kavrar.

Edebî ve Tarihî Yorum

İsa peygamberin nefesiyle ölüleri dirilttiğine dair inanç, divan şiirinde "dem-i Îsâ" ve "Mesîhâ" mazmunuyla sık kullanılır: sevgilinin dudağı ya da bir büyüğün sözü, ölüye can veren o nefese benzetilir. Şeyhî bu benzetmeyi bir adım öteye taşır. Övdüğü kişinin sözü öylesine can bağışlayıcıdır ki Mesih bile onun karşısında susar. İkinci mısradaki "rûh-ı kelâm" (sözün ruhu) tamlaması, İslâm geleneğinde İsa'ya verilen "Rûhullah" sıfatını hatırlatan "rûh" kelimesini ikinci kez kullanır; "rûh-bahş", "Mesîhâ" ve "rûh" arasında bir anlam ağı kurulur.

Kınalızâde bu beyti "kasîde-i mezbûrede bu matla‘ı dimişdür", yani adı geçen kasidede şu matlaı söylemiştir diye tanıtır. İki mısranın "Mesîhâyı" ve "ma‘nâyı" kelimeleriyle kafiyelenmesi ve bir önceki "İder âb-ı zülâl" beytinin de "-âyı" ile bitmesi, ikisinin aynı kasideye ait olduğunu gösterir. Matla, övülen kişinin sözünü ve belki kalemini öne çıkardığına göre memduh bir âlim ya da bir söz ustası olabilir; tezkire adını vermez. Bu iki beytin dışında kasideden hiçbir şey elde değildir. Şeyhî'nin hayatına dair bilinenler Şeyhî (Tayyibzâde) yazısında toplanmıştır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar