Şikârî, Kanuni Sultan Süleyman'ın büyük oğlu Şehzade Mustafa'nın yanında bulunan şairler arasında anılan bir mahlastır. Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, Halûk İpekten'in edebî muhitler çalışmasına dayanarak Şikârî'yi Senâyî, Sürûrî, Kara Fazlî, Zârî ve Zamânî ile birlikte şehzadenin Amasya çevresindeki şairler arasında sayar, ancak bu Şikârî'nin kim olduğunu söylemez. XVI. yüzyılda aynı mahlası taşıyan en az üç şair bulunduğu için kimlik meselesi baştan bellidir. Tezkireler birlikte okunduğunda şehzadenin çevresindeki Şikârî'nin, Âşık Çelebi'nin "Şikârî-i Sânî" diye andığı Hazînedârzâde Mustafa Çelebi olduğu anlaşılır. Amasya ile bağı ise doğrudan bir kayda değil, şehzadenin yanından ayrılmadığını söyleyen bu maddeden çıkarılan bir sonuca dayanır. Bu yüzden sayfa, şairin hayatı ve şiiriyle birlikte kaynakların durumunu da ayrıca ele alır.
Hayatı
Hazînedârzâde Mustafa Çelebi hakkındaki bilgilerin tek kaynağı Âşık Çelebi'nin 976 (1568-69) yılında tamamladığı Meşâ'irü'ş-şu'arâ'sıdır. Tezkireci onu büyüklerin ve ileri gelenlerin beğenip itibar ettiği, kabiliyetli ve sevilen bir kişi olarak tanıtır. Mustafa Çelebi bir süre sarayın hazinesinde kâtiplik yapmış, bu yolda yükselmesi beklenen biri iken Şehzade Mustafa ilk kez sancağa çıktığında onunla birlikte gitmiştir. Şehzadenin yanında segbanbaşı, çavuşbaşı ve sırdaşı olmuş, büyük iltifat görmüş ve şehzadenin tahta çıkması için çalışanlar arasında yer almıştır. Âşık Çelebi bu umudun nasıl söndüğünü kısa bir mecazla anlatır: felek dilediğinin tersine dönmüş, iş başka bir yöne gitmiştir. Bu söz, şehzadenin 1553'te Konya Ereğlisi yakınlarındaki ordugâhta boğdurulmasına bir göndermedir.
Tezkirenin yazıldığı yıllarda Mustafa Çelebi bir zeamete tasarruf etmektedir. Âşık Çelebi onu her türlü ihsana ve gözetilmeye lâyık bir kimse sayar ve Tanrı'nın yardımıyla yakında büyüklerin ilgisine kavuşmasını diler. Bu dua, efendisinin ölümünden sonra eski şehzade adamlarından birinin geri planda kaldığını ve yeniden yükselmeyi beklediğini gösterir. Doğum ve ölüm tarihleri, ailesi ve "Hazînedârzâde" adını veren hazinedarın kim olduğu bilinmiyor. Mahlasın av anlamına gelen "şikâr" kelimesinden türemesi, Kınalızâde'nin başka bir Şikârî için söylediği gibi ava düşkünlükle ilgili olabilir; ancak bu kişi için böyle bir açıklama kaynakta yoktur.
Amasya ile Bağı
Şehzade Mustafa ilk sancağı Saruhan'a, yani Manisa'ya 940'ta (1534) çıkmış, 948'de (1541) Amasya'ya nakledilmiş ve ölümüne kadar orada kalmıştır. Âşık Çelebi'ye göre Mustafa Çelebi şehzadenin yanına ilk sancakta katılmış ve onun sırdaşı olmuştur. Manisa'dan Amasya'ya şehzadeyle birlikte geçtiğini ise açıkça yazmaz. Segbanbaşılık ve çavuşbaşılık gibi şehzade sarayının iç görevlerinde bulunan bir adamın efendisini yeni sancağına izlemesi olağandır; bu yüzden Amasya yıllarında da şehzadenin yanında bulunduğu kuvvetle muhtemeldir. Bu sonuç bizim çıkarımımızdır ve Hüseyin Hüsameddin'in Amasya Tarihi'nde, şehzadenin Amasya çevresine ayırdığı listede bu ad geçmez.
Kaynakların Durumu ve Tartışma
Âşık Çelebi'nin tezkiresinde Şikârî adıyla iki madde art arda gelir. Birincisi, Rumeli'de İpsala'da yaşamış, Rumeli kazaskeri Abdurrahman Çelebi'den mülazım olup kadılığa geçmiş, padişah mallarına müfettiş olmuş ve tezkirenin yazıldığı sırada Ferecik kadısı olan bir şairdir. İkincisi Hazînedârzâde Mustafa Çelebi'dir. Neşri hazırlayan Filiz Kılıç'ın dipnotuna göre bu ikinci madde kullanılan nüshaların ikisinde (B ve S) kenara yazılmış bir ektir, bir nüshada (F) ise hiç yoktur. TDV İslâm Ansiklopedisi'nin "Şikârî" maddesi de bu Şikârî'yi tezkireye sonradan eklenen biri olarak anar. Madde Âşık Çelebi'nin elinden çıkmış olsa bile, tezkirenin ilk metnine sonradan girdiği anlaşılır.
Üçüncü Şikârî, Kınalızâde Hasan Çelebi'nin tezkiresindeki tek Şikârî'dir. Kınalızâde onun adının Ahmed olduğunu, dedesinin Acemî Kâsım Paşa, babasının Diyarbekir mal defterdarlığından mirlivalığa geçen Hasan Bey olduğunu, dünyadan el etek çekmiş bir derviş tabiatlı kişi olarak Yûsuf u Züleyhâ mesnevisini bitiremeden 992 (1584) yılında öldüğünü yazar. Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'ndeki "Şikârî" maddesi bu Hasan Begzâde Ahmed'i anlatır. Kınalızâde bu kişinin Şehzade Mustafa ile herhangi bir bağından söz etmez. Bu yüzden İsimler Sözlüğü'nün Mustafa çevresinde saydığı Şikârî ile kendi "Şikârî" maddesindeki Ahmed aynı kişi değildir; şehzadenin yanındaki Şikârî için kaynaklarda tarif edilen tek aday Hazînedârzâde Mustafa Çelebi'dir.
Karışıklığı artıran bir başka ad da Karamanoğulları Tarihi'nin müellifi Şikârî'dir. Bu eserin yazarının kim olduğu bilinmemektedir. TDV maddesine göre müellifin Şikârî mahlaslı olduğunu gösteren tek ipucu mukaddimedeki bir beyittir; araştırmacıların bir kısmı onu Hasan Begzâde Ahmed ile özdeşleştirmiş, ancak tezkirelerdeki üç Şikârî'den hiçbirinin böyle bir eser yazdığı belirtilmemiştir. Hüsameddin de Karaman Bey'in soyundan söz ederken bu tarihçiyi "kudemâ-yı müverrihîn"den, yani eski tarihçilerden biri olarak anar. Bu Şikârî'nin şehzadenin şairiyle bir ilgisi kurulamaz.
Son olarak "Hazînedârzâde" adının Amasya tarihinde başka bir aileyle karıştırılmaması gerekir. Hüsameddin'in sıkça andığı Hazînedârzâdeler, XVIII ve XIX. yüzyıllarda Canik, Trabzon ve Amasya'da mütesellimlik ve valilik yapmış, Hazinedar Süleyman Paşa'dan gelen bir hanedandır; Merzifon'da da Kara Mustafa Paşa'nın hazinedarına bağlanan bir Hazînedârzâde ailesi vardır. Her ikisi de şairden iki yüzyıl sonraya aittir. "Hazinedarın oğlu" anlamındaki bu lakap pek çok ailede kullanıldığından aralarında bir akrabalık aramak için hiçbir dayanak yoktur.
Şiiri
Şikârî'nin bir divanı olup olmadığı bilinmiyor. Şiirinden bugüne yalnız Âşık Çelebi'nin maddesinde verdiği üç beyit ulaşmıştır. İlk ikisi aynı kafiye ve redifi taşır ve ikincisinde mahlas geçtiği için bir gazelin matlaı ile makta beyti oldukları anlaşılır. Gönül cahili kabul etmez, taneye değil bilgine meyleder; eli beyitlerle dolu olarak sevgiliden öpücük dileyen şair, keşkülüyle cerre çıkmış bir dilenciye benzer. Üçüncü beyitte vefa sokağının başı cennet sarayına, bugünün gönül çeleni yarının huri ve gılmanına tercih edilir. Bu sınırlı örnekler, dâne ile dânâ arasındaki cinas gibi söz oyunlarına ve rindane bir söyleyişe yatkın bir şairi gösterir. Beyitler bu kategoride ayrı sayfalarda özgün metin, günümüz Türkçesi ve yorumla verilmiştir.
Şehzade Mustafa'nın Amasya'daki meclisi ve oradaki öteki şairler, sitemizdeki Şehzade Mustafa (Muhlisî): Şiirleri ve Amasya Çevresindeki Şairler yazısında topluca anlatılmıştır; şehzadenin hayatı için Şehzade Mustafa yazısına bakılabilir.
Kronoloji
940 (1534): Şehzade Mustafa Saruhan (Manisa) sancağına çıktı; Âşık Çelebi'ye göre Hazînedârzâde Mustafa Çelebi bu ilk sancakta onun yanına katıldı.
1541: Şehzade Mustafa Amasya'ya nakledildi.
1553: Şehzade Mustafa Konya Ereğlisi yakınlarında öldürüldü.
976 (1568-69): Âşık Çelebi tezkiresini tamamladı; Mustafa Çelebi bu sırada bir zeamete tasarruf ediyordu.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Âşık Çelebi, Meşâ'irü'ş-şu'arâ, haz. Filiz Kılıç, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2018 (e-kitap), s. 600 ("Şikârî" ve "Şikârî-i Sânî" maddeleri, 6635. dipnot). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59036,asik-celebi-mesairus-suarapdf.pdf
- Kınalızâde Hasan Çelebi, Tezkiretü'ş-şu'arâ, haz. Aysun Sungurhan, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 472-473 ("Şikârî" maddesi). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/55834,kinalizade-hasan-celebipdf.pdf
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 2 (e-kitap s. 387), c. 3, s. 305-306 (e-kitap s. 506-507) ve c. 4 (e-kitap s. 679). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page506.html
Akademik çalışmalar
- Sara Nur Yıldız, "Şikârî", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 39, İstanbul 2010, s. 162-163. https://islamansiklopedisi.org.tr/sikari
- Şerafettin Turan, "Mustafa Çelebi", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 31, İstanbul 2006, s. 290-292. https://islamansiklopedisi.org.tr/mustafa-celebi
Resmî kaynaklar
- Halûk İpekten vd., Divan Edebiyatında Edebî Muhitler, İstanbul: MEB Yay., 1996, s. 191-192 (Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'ndeki aktarımla).
Kitaplar
- İbrahim Halil Tuğluk, "Şikârî", Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, 2014 (güncelleme 2020). https://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/sikari
- Şerife Ördek, "Muhlisî, Şehzâde Mustafâ b. Kânûnî Sultân Süleymân", Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, 2014 (güncelleme 2020). https://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/muhlisi-sehzade-mustafa-kanuni
Çevrimiçi kaynaklar


