Özgün Metin
Vezin: Fâʿilâtün feʿilâtün feʿilâtün feʿilün (vezin tespiti bizimdir)
Matla (Beyânî ve Kınalızâde):
Sanma cismüm görüben dâg ile pür-yâre beni
Cümleten kapladı bir hırka-i sad-pâre beni
Âşık Çelebi'nin aktardığı beyitler:
Ṣaldı nâr-ı şafaḳa ṭâs-ı mehi şaḥne-i çerḫ
Mihrüñi fâş ide ṣanur gelüp iḳrâre beni
Dâġlar sînede ḳadd-i ʿışḳla ḫam çün Ẕü’n-nûn
Beñzedürlerse n’ola Mâlik-i Dînâra beni
Niçe bir uyuyasın sen gele ey dîde-i baḫt
Sen uyan ben varayın ḫâba ḳo bir pâre beni
Günümüz Türkçesiyle
1. Bedenimi dağlarla (aşk yanıklarının izleriyle) dolu görüp beni yara dolu sanma; beni baştan başa yüz yamalı bir hırka kaplamıştır.
2. Feleğin bekçisi ayın tasını şafağın ateşine koydu (kızdırdı); sanıyor ki gelip ikrar eder, senin sevgini açığa vururum. (Bu okuma bizimdir.)
3. Göğsümdeki dağlar ve aşkla Zünnûn gibi bükülmüş boyum yüzünden beni Mâlik-i Dînâr'a benzetirlerse şaşılır mı?
4. Ey talih gözü, daha ne kadar uyuyacaksın, gel artık; sen uyan, ben bir parça uykuya varayım, beni bırak.
Edebî ve Tarihî Yorum
Dağlar, Hırka ve İki Zahit
Gazelin üç kaynakta dağınık kalan dört beyti, âşığın bedenini bir dervişin görünüşüne benzeten bir imge çizgisiyle birbirine bağlanır. Aşk yolunda bedene vurulan "dâġ", yanık izi, divan şiirinde âşığın nişanıdır. Matlada şair bu izlerin yara sanılmasını istemez: onlar yüz yamalı bir derviş hırkasının yamalarıdır. Üçüncü beyit aynı oyunu iki ünlü zahidin adıyla sürdürür. Aşkla bükülmüş boy, Arap harflerindeki kıvrık "nûn" harfine benzer ve Mısırlı sufi Zünnûn'u hatırlatır; göğüsteki yuvarlak dağlar ise altın sikkeler, dinarlar gibidir ve bu yüzden âşığı zühdüyle bilinen Mâlik-i Dînâr'a benzetmek yerinde olur. Her iki ad da hem bir zahidi hem de beyitteki bir şekli anlatır.
Kızgın Tas
İkinci beyitte "şaḥne", şehrin gece bekçisi, zabıtadır. Feleğin şahnesi ayın tasını şafağın ateşinde kızdırmıştır. Eski cezalarda suçlunun başına kızgın tas geçirilerek ikrar alındığı bilinir; beyit bu sahneyi göğe taşır gibi okunabilir: sabah kızıllığında kızaran ay, âşığın sırrını söyletmek için hazırlanmış bir işkence aletidir. "Mihr" hem sevgi hem güneştir; şafakla birlikte gelen güneş de sırrın açığa çıkmasıdır. Bu okuma metinden çıkarılmıştır, tezkireci beyti açıklamaz. Son beyit uykusuzluktan talihe söylenmiş bir sitemdir: talih uyumaktadır, âşık ise uyuyamaz; yer değiştirmeyi önerir.
Hüsameddin matlaı "Sanma çeşmim görünen dağ ile pür yâre beni" diye verir; bu okuyuşta "cism", beden, "çeşm", göz olmuş ve dağ imgesi anlamını yitirmiştir. Sülûkî'nin hayatı ve kaynaklardaki çelişki Sülûkî Mehmed Çelebi (Memî Çelebizâde) yazısında anlatılmıştır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Beyânî Mustafa, Tezkiretü'ş-Şu'arâ, haz. Aysun Sungurhan, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 95-96. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/55835,beyani-tezkiresipdf.pdf
- Âşık Çelebi, Meşâ'irü'ş-şu'arâ, haz. Filiz Kılıç, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2018 (e-kitap), s. 433-434. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59036,asik-celebi-mesairus-suarapdf.pdf
- Kınalızâde Hasan Çelebi, Tezkiretü'ş-Şu'arâ, haz. Aysun Sungurhan, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 443-445. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/55834,kinalizade-hasan-celebipdf.pdf
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 10, s. 307-309 (e-kitap s. 282-283). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page282.html
Çevrimiçi kaynaklar






