Özgün Metin
Vezin: Mefʿûlü fâʿilâtü mefâʿîlü fâʿilün (vezin tespiti bizimdir)
Çün tâcir-i ḫazân irişüp çözdi bârını
Dökdi zerini aldı o bâġuñ bahârını
Sûsen çün irdi ḥâlet-i nezʿe ʿAlî-ṣıfat
Baḥr-i fenâya ṣaldı revân Ẕü’l-feḳârını
Cünd-i şitâ hirâsi ile cûy-ı seng-dil
Yapmaġa başlamışdı demürden ḥiṣârını
Gördüm ki yirde berg-i ḫazândan biri yatur
Rıfʿatde ol geçürmiş iken rûzgârını
Düşmiş türâba rûyını zehr eylemişdi zerd
ʿIşḳ eylemişdi niteki ʿâşıḳ ʿiẕârını
Ol bergi dil bugün ele aldı hediyyevâr
Kim ber-güẕâr ide göricek rûy-ı yârini
Yaʿnî yüzin eline alup dil irişdi kim
Ol kân-ı luṭfa ʿarż ide ol ber-güẕârını
Gitdi irince varlıcaġum ḫâk-i pâyuña
Döndüm şu ṭâlibe vire iksîre varını
Maḥbûs ḳalmasun ḳafes-i faḳr u fâḳada
Ḳurtar bu bâġ-ı midḥatüñüñ gel hezârını
Bir çeşmi beste şâhîne döndi ḳapuñda dil
Ṣal dest-i luṭf ile kim ala ol şikârını
Sürme ḳapuñda kuḥl-ı Ṣıfâhâna virmeyen
Ehl-i naẓarları ol ayaġuñ ġubârını
Günümüz Türkçesiyle
1. Güz tüccarı gelip yükünü çözünce altınlarını döktü ve o bağın baharını satın aldı (sarı yapraklar altın sikkeler gibi döküldü).
2. Süsen can çekişme hâline gelince Hz. Ali gibi Zülfikâr'ını (kılıca benzeyen yaprağını) yokluk denizine bıraktı.
3. Taş yürekli ırmak, kış ordusunun korkusuyla demirden hisarını (buzdan duvarını) yapmaya başlamıştı.
4. Gördüm ki güz yapraklarından biri yerde yatıyor; oysa o, günlerini yükseklerde (dalın ucunda) geçirmişti.
5. Yüzünü toprağa düşürmüş, zehir onu sapsarı etmişti; tıpkı aşkın âşığın yanağını sararttığı gibi.
6. Gönül bugün o yaprağı bir hediye gibi eline aldı, sevgilinin yüzünü görünce ona hatıra armağanı (bergüzar) etmek için.
7. Yani gönül (sarı yaprak gibi sararmış) yüzünü eline alıp, o armağanını o lütuf madenine sunmak için geldi.
8. Ayağının toprağına erişinceye kadar varlığım tükendi; varını yoğunu iksire veren o simya talibine döndüm.
9. Bu yoksulluk ve darlık kafesinde mahpus kalmasın; gel, senin övgü bağının bu bülbülünü kurtar.
10. Gönül kapında gözü bağlı bir doğana döndü; lütuf elini uzat da o da avını alsın.
11. Ayağının o tozunu İsfahan sürmesine değişmeyen ehl-i nazarı kapından kovma (sürme).
Edebî ve Tarihî Yorum
Güzden Bir Arzuhal
Âşık Çelebi bu kasideyi, Sülûkî'nin Rumeli'de kendisinin yanına geldiğinde söylediği "ḫazâniyye", yani güz kasidesi olarak kaydeder. Elde kalan on bir beyit kasidenin iki bölümünü gösterir: önce güz tasvir edilir, sonra şair sözü bir lütuf sahibine, bir hâmiye çevirir ve yoksulluğundan söz eder. Kasidenin kime sunulduğu açıkça yazılmaz; Âşık Çelebi'nin "geldükde didügi" demesi, şiirin tezkirecinin kendisine sunulmuş olabileceğini düşündürür. Bunu kesinleştiren bir kayıt yoktur.
Altın Yapraklar ve Bergüzar
Tasvir bölümü bir ticaret sahnesiyle açılır. Güz bir tüccardır; yükünü çözüp altınlarını döker ve bağın baharını satın alır. Sararıp dökülen yaprakların altın sikkelere benzetilmesi, kasidenin bütün renk dünyasını kurar. Süsenin kılıca benzeyen yaprakları Hz. Ali'nin Zülfikâr'ına, buz tutmaya başlayan ırmak da kış ordusuna karşı demirden hisar kuran bir kaleye dönüşür. Ardından şair yerde yatan tek bir yaprağa yaklaşır: bir zamanlar yükseklerde yaşamış, şimdi yüzü toprağa düşmüş, aşkın sarattığı âşık yanağı gibi sararmıştır. Geçiş beyti buradan doğar. "Berg" Farsçada yaprak demektir ve "ber-güẕâr", hatıra armağanı sözüyle ses bakımından örtüşür. Gönül sarı yaprağı, yani kendi sararmış yüzünü, bir bergüzar olarak hâmisine sunar.
Son beyitlerde istek açık bir dille söylenir. Şair, simya peşinde varını yoğunu iksire harcayan bir talibe dönmüştür; hâmisinin ayağının tozu o iksirdir. Yoksulluk kafesindeki bülbülün kurtarılmasını, kapıdaki gözü bağlı doğanın av almasına izin verilmesini ister. Kasidenin son beytinde "sürme" kelimesi hem "kovma" hem de göze çekilen sürme anlamına gelir; İsfahan sürmesi, en makbul sürmenin adıdır. Âşık Çelebi'nin Sülûkî'yi kâtiplikle ancak geçinen bir şair olarak anlatması, kasidedeki yoksulluk şikâyetiyle uyuşur. Şairin Rumeli'deki yoksul yıllarına Sülûkî Mehmed Çelebi (Memî Çelebizâde) biyografisinde de değinilir.
Kaynakça
- Âşık Çelebi, Meşâ'irü'ş-şu'arâ, haz. Filiz Kılıç, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2018 (e-kitap), s. 433-434. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59036,asik-celebi-mesairus-suarapdf.pdf
- Yunus Kaplan, "Sülûkî", Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, 2013 (güncelleme 2020). https://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/suluki
Çevrimiçi kaynaklar






