Özgün Metin

Vezin: Mefʿûlü fâʿilâtü mefâʿîlü fâʿilün (vezin tespiti bizimdir)

Zülfi yüzin ki örte gelür göñlüme ġubâr
Esrâr-ı ḫaṭṭı irişicek göresin ṭozı
Dil şöyle ḫaste oldı gelelden yüzine ḫaṭ
Bî-çâre giceden seçemez oldı gündüzi

Günümüz Türkçesiyle

1. Zülfü yüzünü örttüğünde gönlüme toz (keder) gelir; yüzünün hattının (ayva tüylerinin) sırları belirince (asıl) tozu o zaman göreceksin.

2. Yüzüne hat geleli gönül öyle hastalandı ki zavallı artık geceyi gündüzden ayıramaz oldu.

Edebî ve Tarihî Yorum

Genç bir güzelin yüzünde beliren ilk tüyler, divan şiirinin deyişiyle "ḫaṭ", bu iki beyitlik kıtanın konusudur. Hat kelimesi yazı anlamına da gelir ve şair bu ikiliği yazı sanatının terimleriyle işler. "Ġubâr" hem toz, hem de çok ince harflerle yazılan gubâr hattıdır. İlk beyitte zülfün yüzü örtmesi gönle bir toz, bir keder getirir; ama asıl "toz", yüzde gubâr yazısı gibi ince tüyler belirdiğinde görülecektir. "Esrâr-ı ḫaṭ", hattın sırları, yüzdeki tüylerin gizemini anlattığı gibi yazının okunması güç inceliklerini de anlatır. Tüy, toz ve yazı arasındaki bu bağ, Sülûkî'nin bir kâtip olarak kendi mesleğinin dilini şiire taşıdığını da gösterir; tezkireciler böyle bir bağ kurmaz, bu metinden çıkardığımız bir sonuçtur.

İkinci beyit kıtayı gece ile gündüzün karşıtlığıyla kapatır. Yüz gündüz, siyah tüyler gecedir; ikisi bir arada görününce âşığın gönlü onları birbirinden ayıramaz olur. "Giceden gündüzi seçememek" deyimi, hastalıktan ve uykusuzluktan bitkin düşmüş bir hâli de anlatır. İki beyit "ṭozı" ile "gündüzi" sözleriyle kafiyelenir ve ilk mısralar kafiyesizdir; bu, kıta biçimine uyar. Kıta Âşık Çelebi ile Kınalızâde'de aynı sırayla geçer; Beyânî yalnız ilk beyti, ikinci mısraı "Ḫaṭṭ-ı ʿiẕârı" diye değiştirerek verir. Âşık Çelebi ile Sülûkî'nin tanışması, Sülûkî Mehmed Çelebi (Memî Çelebizâde) başlıklı biyografide ayrıntısıyla anlatılır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar