Özgün Metin

Vezin: Mefâʿîlün mefâʿîlün feʿûlün (vezin tespiti bizimdir)

Birisi tâlib-i ilmün Ömerdür
Mutavvel sanma medhin muhtasardur
Bizüm maksûdımuz izz-i visâli
Velî matlûb-ı âlemdür hayâli
Anun yolında ömrin itmeyen sarf
Kelâm-ı ışkdan bilmez o bir harf
Mehemmeddür birisi şeyhzâde
Hudâ virmiş ana hüsni ziyâde
Tazarru eylerüm Hakk Hazretine
Elin alup girem tâ halvetine

Günümüz Türkçesiyle

1. (Güzellerden) biri ilim talebesi Ömer'dir; onun övgüsünü uzun (Mutavvel) sanma, kısadır (Muhtasar).

2. Bizim amacımız ona kavuşmanın şerefidir; ama onun hayali bütün dünyanın aradığı şeydir.

3. Onun yolunda ömrünü harcamayan, aşk sözünden (aşk ilminden) tek bir harf bilmez.

4. Biri de şeyhzâde Mehmed'dir; Allah ona fazlasıyla güzellik vermiş.

5. Hak Teâlâ'ya yalvarırım ki elini tutup ta halvetine (çilehanesine) gireyim.

Edebî ve Tarihî Yorum

Medrese Diliyle Bir Güzel

Şehrengiz, bir şehrin güzellerini, çoğu zaman genç esnaf ve talebeleri, birer birer adlarıyla anıp öven bir mesnevi türüdür. Beyânî ve Kınalızâde, Sülûkî'nin şehrengizinden iki güzelin anlatıldığı beş beyit aktarır; Kınalızâde eserin "gâyetde ḫûb", çok güzel söylendiğini ekler. İlk güzel Ömer adlı bir ilim talebesidir ve onun için kurulan beyitler baştan sona medrese terimleriyle örülüdür. Muṭavvel ile Muḫtaṣar, Teftâzânî'nin belagat kitabı Telḫîṣ üzerine yazdığı uzun ve kısa iki şerhin adıdır ve medreselerde ders kitabı olarak okutulurdu. Şair, talebeye övgüsünün "Mutavvel" sanılmamasını, onun "Muhtasar" olduğunu söyleyerek okurun bildiği iki kitap adını hem uzunluk-kısalık anlamında, hem de talebenin okuduğu kitaplar olarak kullanır. "Kelâm", "harf" ve "matlûb" da aynı dünyanın, ders halkasının kelimeleridir.

İkinci güzel, bir şeyhin oğlu olan Mehmed'dir. Ona ayrılan beyitte "ḫalvet" kelimesi aynı oyunu tekke diline taşır: halvet, dervişin çile çıkardığı yalnızlık odasıdır; şair şeyhzâdenin elini tutup "halvetine" girmeyi diler. Kelime hem tasavvufî inzivayı, hem de iki kişinin baş başa kalışını anlatır.

Hangi Şehir

Hüsameddin bu eserin "Şehr-i engiz" adlı olduğunu ve Sülûkî'nin onda Amasya güzellerini topladığını yazar. Tezkireler ise şehrin adını vermez. Âşık Çelebi'nin Sülûkî'yi Rumeli şehirlerinde dolaşıp gördüğü her güzele gönül veren biri olarak anlatması, eserin bir Rumeli şehri için yazılmış olabileceğini de akla getirir. Eldeki beş beyitte şehri belirleyecek bir ad ya da yer yoktur; bu yüzden şehrengizin Amasya için yazıldığı yalnız Hüsameddin'in kaydına dayanır. Hüsameddin'in Sülûkîoğulları için verdiği soy kaydı Sülûkî Mehmed Çelebi (Memî Çelebizâde) yazısındadır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Kitaplar

Çevrimiçi kaynaklar