Şer'iyye sicillerine ve ilamlara "Mehmed bin Ali er-Rummânî eş-şehîr bi-Âdil", yani "Âdil diye tanınan, Ali oğlu Rummânî Mehmed" diye imza atan Âdil Mehmed Efendi, XVII. yüzyılda Amasya'da nâiblik yapmış bir âlim ve şairdir. Amasya'nın tanınmış âlimlerinden Ali Efendi'nin oğluydu. Babasından ve Amasya müftüsü Hâbilzâde Mehmed Efendi'den okudu, ders verdi, bir paşanın hocalığı sayesinde müderrislik yoluna girdi, Amasya nâibi ve bazı sancaklarda kadı oldu, 1086'da (1675-76) öldü. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın tarifiyle "âlim, kâmil, şâir" bir zattı.
Amasya Tarihi'ndeki Madde
Meşâhîr-i ulemâdan Ali Efendi bin Mehmed'in mahdûmudur. Pederinden ve Amasya müftüsü Hâbilzâde Mehmed Efendi'den vesâir ulemâdan ikmâl-i tahsîl edib ders-i âm, müderris, Şemseddîn Paşazâde Ahmed Paşa'nın hâcesi ve imâmı olduğu münâsebetle rüûs tedrîsi aldı. Ba'dehû Amasya nâibi ve ba'zı elviyeye kadı olup 1086'da vefât etdi. Âlim, kâmil, şâir idi. "Mehmed bin Ali er-Rummânî eş-şehîr bi-Âdil" diye sicillât ve i'lâmâtı imzâ ederdi.
Günümüz Türkçesiyle: Tanınmış âlimlerden Mehmed oğlu Ali Efendi'nin oğludur. Babasından, Amasya müftüsü Hâbilzâde Mehmed Efendi'den ve başka âlimlerden okuyup öğrenimini tamamladı; dersiâm ve müderris oldu, Şemseddîn Paşazâde Ahmed Paşa'nın hocası ve imamı olduğu için kendisine müderrislik beratı (rüûs) verildi. Sonra Amasya nâibi ve bazı sancaklarda kadı oldu, 1086'da öldü. Âlim, olgun, şair bir kişiydi. Sicillere ve ilamlara "Mehmed bin Ali er-Rummânî eş-şehîr bi-Âdil" diye imza atardı.
Hayatı
Âdil Mehmed Efendi'nin ilk hocası babasıydı. Babası Ali Efendi'yi Hüsameddin "meşâhîr-i ulemâ" arasında sayar, ama ona ayrı bir madde ayırmaz; ailenin "Rummânzâde" adının nereden geldiği de yazılmamıştır. Rummân Arapçada nar demektir. İmzadaki "er-Rummânî" nisbesi, adın bir lakap ya da meslek adı olarak aileye yerleştiğini düşündürür, fakat bunun nedeni bilinmiyor.
Hüsameddin'in andığı ikinci hoca Hâbilzâde Mehmed Efendi'dir. 1060 (1650) dolaylarında Amasya'nın meşhur vaizleri arasında sayılan Mehmed Efendi, Sultan Bayezid Camii'nin kürsü şeyhiyken 1073 yılının Safer ayında (Eylül-Ekim 1662) Amasya müftüsü oldu ve aynı yılın Cemaziyelevvel ayının yirmi üçünde öldü. Müftülüğü birkaç ay sürdüğüne göre Âdil Efendi'nin ondan okuduğu yıllar, hocanın kürsü şeyhliği ve vaizlik dönemine düşer; madde ona ölümüne yakın kazandığı unvanla "müftü" der. Öğrenimini tamamlayan Âdil Efendi dersiâm, yani camide herkese açık ders okutmaya izinli bir müderris oldu.
Hayatındaki dönüm noktası, "Şemseddîn Paşazâde Ahmed Paşa" diye anılan bir devlet adamının hocası ve imamı olmasıdır. Hüsameddin bu paşayı ayrıca tanıtmaz. Altıncı ciltteki Ahmed Paşa-Şemsî Paşazâde maddesinde anlatılan, Gümüşlüzâde ailesinden Şemseddîn Ahmed Paşazâde Ali Bey'in oğlu Ahmed Paşa büyük ihtimalle aynı kişidir: 1048'de (1638) Bozok sancakbeyi olmuş, sonraki yirmi yılda Kars, Sivas, Diyarbekir, Konya, Kefe ve Bursa beylerbeyiliklerine gelmiş, görevden alındıkça Amasya'ya dönmüştü. İki kaydın birbirine bağlandığı bir yer yoktur; özdeşlik ad ve dönem benzerliğine dayanır. Âdil Efendi'nin bu hocalık karşılığında aldığı rüûs, Osmanlı ilmiye düzeninde müderrisliğe adım atmayı sağlayan beratın adıdır. Saray ya da paşa kapısında hocalık ve imamlık, bu beratı almanın bilinen yollarından biriydi.
Bundan sonra Âdil Efendi kadılık yoluna geçti. Önce Amasya kadısının vekili sayılan nâiblik görevini yürüttü, ardından "ba'zı elviye", yani adı verilmeyen bazı sancak merkezlerinde kadılık yaptı ve 1086'da öldü. Nerede öldüğü ve nereye gömüldüğü kayıtlı değildir.
Sicillerdeki İmzası
Maddenin en canlı ayrıntısı imza formülüdür. "Eş-şehîr bi-Âdil" sözü, Âdil adının bir resmî belgede bile kimliği belirleyecek kadar yerleşmiş olduğunu gösterir. Hüsameddin'in başlıkta mahlası öne aldığı düzen de göz önüne alınınca, Âdil'in şiirde kullandığı mahlas olması güçlü bir ihtimaldir. "Adaletli" anlamına gelen bu ad, bir nâib ve kadı için ayrıca yerinde düşer; ancak mahlasın mı mesleğe, mesleğin mi mahlasa yakıştığı bilinemez. Hüsameddin'in Amasya sicillerini yakından tanıdığı bilinir; imza formülünü bu belgelerden aktarmış olması muhtemeldir, ama hangi sicil defterinde gördüğünü belirtmez.
Şiiri
Âdil Mehmed Efendi'nin şiirlerine ulaşılamamıştır. Hüsameddin "şâir" sıfatını âlimliğinin yanına koymakla yetinir, kaside ya da gazelden söz etmez. On birinci ciltte ondan hemen sonra gelen Âdil Mustafa Efendi ise Merzifonlu bir müftü ailesinin oğludur ve yaklaşık bir asır sonra, 1188'de ölmüştür; iki madde birbirine bağlanmaz. Metin Hakverdioğlu'nun Hüsameddin'deki şairleri döken listesinde Âdil Mehmed'in adı yalnızca bir başlık olarak durur.
Kronoloji
1048 (1638): Şemsî Paşazâde Ahmed Paşa Bozok sancakbeyi olur; görevden alındıkça Amasya'ya döndüğü yirmi yıllık beylerbeyilik dönemi başlar.
Safer 1073 (Eylül-Ekim 1662): Hocası Hâbilzâde Mehmed Efendi Amasya müftüsü olur; 23 Cemaziyelevvel 1073'te (3 Ocak 1663) ölür.
1086 (1675-76): Âdil Mehmed Efendi ölür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 11, s. 365-366 (Âdil Mehmed Efendi-Rummânzâde maddesi; e-kitap s. 472). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page472.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 4, s. 143 (1073 yılı olayları; e-kitap s. 589) ve 1060 yılı olayları (e-kitap s. 575). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page589.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 6, s. 537-538 (Ahmed Paşa-Şemsî Paşazâde maddesi; e-kitap s. 169). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page169.html
- Metin Hakverdioğlu, "Amasya Tarihi'nin Şairler Tezkiresi Yönü", Sosyal Bilimler Araştırmaları -11-, ed. Hasan Yerkazan, Önder Eryılmaz, Amasya: Amasya Üniversitesi Yayınları, 2024, s. 5-32 (on birinci cildin şairleri: s. 29). https://amasya.edu.tr/media/4nvlf0bx/sosyal-bilimler-arastirmalari-11.pdf
Çevrimiçi kaynaklar
