Özgün Metin

Vezin: fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün

Baḳmazam yüzine ben anı naẓardan ṣaḳınup
Ruḫ-ı pākīzesini nūr-ı baṣardan ṣaḳınup
Dilemez cān ki ḫayālüñ dil-i ‘uşşāḳa gele
‘Aks-i māh-ı ruḫuñı āyīnelerden ṣaḳınup
Dem-i enfās-ı du‘ām ile zirihler düzilür
Cūy-ı eşkümde seni tīr-i naẓardan ṣaḳınup
Girye ḳılmaz şeb-i vuṣlatda ruḫūn karşusına
Ṭıfl-ı eşkini gözüm tāb-ı ḳamerden ṣaḳınup
Bir naẓar istemezem dīde vü dilden gidesin
Sen güzeller şehin āsīb-i seferden ṣaḳınup
Oḳur efsūn üfürür ṭarafa bād seni
Nāle-i nīm-şeb ü āh-ı seḥerden ṣaḳınup
Ca‘ferā sīnede peykānına cān ḳarşu gelür
Jeng ola diyü anı ḫūn-ı cigerden ṣaḳınup

Günümüz Türkçesiyle

1. Onun yüzüne bakmam; yüzünü nazardan, tertemiz yanağını gözümün ışığından sakındığım için.

2. Can, senin hayalinin âşıkların gönlüne gelmesini istemez; ay yüzünün aksini aynalardan sakındığı için. (Gönüller birer aynadır; kıskanç can sevgilinin yansımasını bile başkalarına çok görür.)

3. Gözyaşı ırmağımda, seni bakış okundan korumak için dualarımın soluğuyla zırhlar örülür. (Suya üflenen soluğun açtığı halkalar zırh halkalarına benzetilir.)

4. Vuslat gecesi gözüm, gözyaşı çocuğunu ayın ışığından sakındığı için senin yüzünün karşısında ağlamaz. (Yüz aydır; gözyaşı damlası çocuğa, ay ışığı da çocuğa dokunduğunda zarar veren "ay çarpması"na benzetilir.)

5. Ey güzellerin padişahı, seni yolculuğun zararından sakındığım için gözümden ve gönlümden bir an bile gitmeni istemem.

6. Rüzgâr, gece yarısı iniltisinden ve seher ahından sakınsın diye sana efsun okuyup üfler.

7. Ey Ca'fer, can göğüste onun temrenini karşılamaya koşar; pas tutmasın diye onu ciğer kanından sakınarak.

Edebî ve Tarihî Yorum

Nazardan Sakınmak

Gazelin her beyti bir koruma telaşıyla biter: redif "ṣaḳınup", yani "sakınarak" kelimesidir. Âşık sevgiliyi göz değmesinden korumak ister; bunun için önce kendi bakışından vazgeçer. İlk beyitte sevgilinin yüzüne bakmaz, çünkü kendi gözünün ışığı bile o yanağa zarar verebilir. Halk inancındaki nazar düşüncesi beyit beyit genişler: ikinci beyitte can, sevgilinin aksini aynalardan sakınır; üçüncü beyitte gözyaşı ırmağında dua soluklarından zırhlar örülür; altıncı beyitte rüzgâr bir efsuncu gibi okuyup üfler. Kafiyede naẓar, baṣar, āyīneler, ḳamer, sefer ve seḥer kelimeleri döner.

Üçüncü beyitteki zırh imgesi suyun yüzeyine dayanır. Suya üflenen nefes halka halka dalgacıklar açar; bu halkalar zırh gömleğinin örgüsüne benzetilir. Böylece ağlayan âşığın gözyaşı ırmağı, sevgiliyi başkalarının bakış oklarından koruyan bir zırha dönüşür. Divan şiirinde suyun dalgalanmasını zırha benzetmek bilinen bir hayaldir; Câfer Çelebi onu dua ile birleştirir.

Ay Çarpması

Erünsal dördüncü beyti divanda leff ü neşr sanatının örneği olarak gösterir. Birinci mısrada ağlamak ve sevgilinin yüzü, ikinci mısrada gözyaşı çocuğu ve ayın ışığı sıralanır; yüz ay ile, ağlamak da gözyaşı ile karşılık bulur. Beytin arkasında, ay ışığının çocuklara dokununca hastalık getirdiğine dair yaygın bir inanç sezilir. Gözyaşı damlası "çocuk" (ṭıfl-ı eşk) diye anıldığı için âşık onu sevgilinin ay yüzünün karşısına çıkarmaz.

Son beyit koruma düşüncesini kendine çevirir. Sevgilinin oku âşığın göğsüne saplandığında can onu karşılamaya koşar, ama temrenin ciğer kanıyla pas tutmasından da korkar. Âşığın kendi kanı bile sevgiliye ait bir şeyi kirletebilir; ilk beyitteki çekingenlik gazelin sonunda bu kez âşığın bedeni için tekrarlanır.

Kaynakça

  • İsmail E. Erünsal (hzl.), Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 321-322, gazel no. 10. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-211662/taci-zade-cafer-celebi-divani.html
  • İsmail E. Erünsal, "Ca‘fer Çelebi'nin Edebî Kişiliği", Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı giriş bölümü, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 60 (leff ü neşr örnekleri). ekitap.ktb.gov.tr