Özgün Metin
Vezin: mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün
Nergis gözüñü göreli bīmārunām senüñ
Düşdüm ‘aṣāya zār u giriftārunām senüñ
Ṣu gibi sürinü sürinü yüzüm üstine
Geldüm ḳapuña ‘āşıḳ-ı dīdārunām senüñ
Yoḳdur güşād ümīdi belā naḳşıdur gelen
Ġam şeşderine tā ki giriftārunām senüñ
Cismüm ḳuru süñükdür anı nice dāġ ile
Yaḳdum ḳarara kim bileler zārunām senüñ
Geldüm yüzüm alup ele ma‘ẕūr ṭut beni
Vech-i muḥaḳḳar ile ḫarīdārunām senüñ
Ṣu gibi pāk olduġuñ içün ḥabābvār
Tā ‘ömrüm olduġınca hevādārunām senüñ
Kūyuñda derdile n’ola nālişler eylesem
Ca‘fer gibi çü bülbül-i gülzārunām senüñ
Günümüz Türkçesiyle
1. Nergis gözünü göreli senin hastanım; değneğe düştüm, inleyen tutsağınım senin.
2. Su gibi yüzüm üstünde sürüne sürüne kapına geldim; yüzünü görmeye âşığım senin.
3. Gam şeşderinde tutsak kaldıkça açılma umudu yok; gelen zar hep bela.
4. Cismim kuru kemiktir; onu nice dağla kapkara yaktım ki inleyen âşığın olduğumu bilsinler.
5. Yüzümü avucuma alıp geldim, beni mazur gör; bu değersiz yüzle senin alıcınım.
6. Su gibi temiz olduğun için ömrüm oldukça kabarcık gibi senin hevesli âşığınım.
7. Mahallende dertle inlesem şaşılır mı? Ca'fer gibi ben de senin gül bahçenin bülbülüyüm.
Edebî ve Tarihî Yorum
Gam Şeşderi
Üçüncü beyit nerd, yani tavla oyununun terimleriyle kurulmuştur. "Şeşder", oyunda rakibin pullarını kapatan altı kapılı bir dizilişin adıdır; bu dizilişe düşen pul kımıldayamaz. "Güşād" açılma, kurtulma; "naḳş" ise zarın üstündeki göz, gelen zardır. Âşık gamın şeşderine düşmüştür; açılma umudu yoktur, çünkü her atışta gelen zar bela olur. Bir oyun sahnesi, umutsuz bir aşk durumunun resmine dönüşür. KTB baskısında mısra "şeşderine" diye basılmıştır; Erünsal'ın tezinde "şeşderinde" vardır ve anlam bu okuyuşla daha doğal akar.
Nazmî gazeli Ahmed Paşa'nın "Efkâr-ı ‘ışkuñ ile dil-figâruñam senüñ" matlalı gazelinin nazireleri arasına koyar. Bu zemine Sultan Cem iki nazire yazmıştır; Subhî, Tâcîzâde, Sabâyî, Sun'î, Muhibbî, Gubârî ve Nazmî onu izler. Redifte "-um senüñ" ("senin ...ınım") kalıbı, kafiyede "-ār" sesi vardır: bīmārunām, giriftārunām, dīdārunām, zārunām, ḫarīdārunām, hevādārunām, gülzārunām.
Yüz ile Akçe
Beşinci beyit "yüz" kelimesinin iki kullanımını birleştirir. "Yüzünü ele almak", utanarak, mahcup bir halde gelmektir; âşık bu halde gelip özür diler. İkinci mısradaki "vech" kelimesi Arapçada yüz demektir; Osmanlı hesap dilinde ise bir ödemenin karşılığı, akçe tutarı anlamında da kullanılırdı. Âşık "vech-i muḥaḳḳar" ile, yani değersiz yüzüyle ama aynı zamanda değersiz bir parayla sevgilinin alıcısı olmak ister. 96. gazelde sevgiliyi sarı yüzle satın almaya kalkan âşık burada da aynı pazardadır.
Altıncı beyit bir kabarcık imgesine dayanır. Sevgili su gibi temizdir; âşık ise suyun üstündeki kabarcık (ḥabāb) gibidir. Kabarcığın içi havadır; "hevādār" da hem havayla dolu hem de hevesli âşık demektir. İkinci beyitte de âşık su gibi yüzü üstünde sürünerek kapıya gelir. Nüsha farklarının çoğu Paris nüshasındadır: bu nüsha ikinci beyitte "sürinü sürinü" yerine "sürine sürine", altıncı beyitte "olduġuñ" yerine "olduġı", son beyitte "eylesem" yerine "itsem" okur; Hâlet Efendi ve Ayasofya nüshaları matlada "zār u giriftārunām" yerine "zār u dil-efgārunām" okur.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- İsmail E. Erünsal (hzl.), Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 402-403, gazel no. 103. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-211662/taci-zade-cafer-celebi-divani.html
Akademik çalışmalar
- İsmail E. Erünsal, The Life and Works of Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi, with a Critical Edition of His Dîvân, Doktora Tezi, University of Edinburgh, 1977, c. 2, gazel no. 103 (3. beyitte "şeşderinde" okuyuşu ve nüsha farkları). https://era.ed.ac.uk/handle/1842/17182
Resmî kaynaklar
- M. Fatih Köksal (hzl.), Edirneli Nazmî, Mecma‘u'n-Nezâ'ir, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 926-929, şiir no. 2752-2762 (Câfer Çelebi'nin naziresi no. 2756). https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-195954/mecmaun-nezair-edirneli-nazmi.html
Çevrimiçi kaynaklar






