Özgün Metin
Vezin: fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün
Beñ degüldür lebi üstündeki her sīm-tenüñ
Siñek üşmişdür aġızlarına devrüñde senüñ
Gördi öykündi semen ‘ārıżuña ḫışmından
Her ḳılı bir diken oldı ṣanemā nesterenüñ
Ġoncalar ṣanma çemende biteni ey yüzi gül
Çıḳdı başlar ġam-ı derdüñle içinde çemenüñ
Çāk idüp sīnesini çekdi derūnına seni
Sevdüginden ṭapuñı cānı gibi pirehenüñ
Deyni var her birine būseden ey māye-i cān
Gizlenürse n’ola ‘uşşāḳ gözinden dehenüñ
Öykünür gül yüzüñe diyü çemenlerde ṣabā
Sürmedük yir ḳomadı yüzini berg-i semenüñ
Nāfe-veş ḳanlar uyuşdı dil-i Ca‘ferde yine
Zülfine baş ḳoşalı bir saçı müşk-i Ḫutenüñ
Günümüz Türkçesiyle
1. Her gümüş tenlinin dudağı üstündeki ben değildir; senin devrinde onların ağzına sinek üşüşmüştür.
2. Ey put güzeli, yasemin yanağına öykündüğünü görünce yaban gülünün öfkesinden her kılı bir diken oldu.
3. Ey gül yüzlü, çimende bitenleri gonca sanma; senin derdinin gamıyla çimenin içinden başlar çıktı.
4. Gömlek senin bedenini canı gibi sevdiğinden göğsünü yırtıp seni içine çekti.
5. Ey canın mayası, ağzının her âşığa bir öpücük borcu var; âşıkların gözünden gizlenirse şaşılır mı?
6. Yasemin yaprağı senin gül yüzüne öykündü diye saba rüzgârı çimenlerde onun yüzünü sürmedik yer bırakmadı.
7. Hoten miskinin bir teli onun zülfüne baş koşalı Ca'fer'in gönlünde yine misk göbeği gibi kanlar pıhtılaştı.
Edebî ve Tarihî Yorum
Borçlu Ağız
Beşinci beyit bir alacak verecek sahnesidir. Sevgilinin ağzı her âşığa bir öpücük borçludur; alacaklılar kapıdadır. Borçlunun alacaklılardan saklanması gibi ağız da âşıkların gözünden gizlenir. Divan şiirinde sevgilinin ağzının neredeyse görünmeyecek kadar küçük olduğu bilinen bir mazmundur; Câfer Çelebi bu görünmezliğe gündelik hayattan bir sebep bulur: ağız küçük olduğu için değil, borçlu olduğu için saklanmaktadır.
Matla da aynı gündelik gözlemden beslenir. Başka güzellerin dudağının üstündeki benler aslında ben değildir; sevgilinin devrinde kimse onlara bakmadığı için ağızlarına sinek üşüşmüştür. Bırakılmış bir tatlının üstüne konan sinekler gibi, terk edilmiş dudaklar da sineklerle dolar. Kafiye "-en" ile kurulur, ardından "-üñ" eki gelir: sīm-tenüñ, senüñ, nesterenüñ, çemenüñ, pirehenüñ, dehenüñ, semenüñ, Ḫutenüñ.
Nizâmî'nin Zemini
Nazmî bu gazeli Nizâmî'nin "Tutdı mülk-i Hoten etrâfını berg-i semenüñ" matlalı gazeline bağlar. Kâsım Paşa ve Nişânî'den sonra gelen Câfer Çelebi'yi Necâtî ve Kâtibî izler; Kâtibî bu zemine iki nazire yazmıştır. Zeminin "berg-i semen" ve "Hoten" kelimeleri Câfer Çelebi'nin gazelinde de vardır: altıncı beyitte yasemin yaprağının yüzü yerlere sürülür, mahlas beytinde Hoten miskinin bir teli sevgilinin zülfüne baş koşar.
Mahlas beyti misk ceylanı hakkındaki eski bir bilgiye dayanır: miskin, ceylanın göbeğinde pıhtılaşan kandan oluştuğuna inanılırdı. Ca'fer'in gönlünde de kanlar pıhtılaşmış, gönül bir misk göbeğine dönmüştür. Dördüncü beyitte gömlek, sevgilinin bedenini canı gibi sevdiği için göğsünü yırtıp onu içine çekmiştir; giysinin yakası açık durur. Nüsha farkları birkaç beyte dağılır: Paris nüshası matlada "sīm-tenüñ" yerine "sīm-berüñ", Hâlet Efendi ve Ayasofya nüshaları üçüncü beyitte "ġam-ı derdüñle" yerine "ġam u derdüñle" okur; Ayasofya nüshası dördüncü beyitte "ṭapuñı" yerine "ṭapuña", son beyitte "ḳoşalı" yerine "ḳoşaydı" yazar.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- İsmail E. Erünsal (hzl.), Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 410-411, gazel no. 113. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-211662/taci-zade-cafer-celebi-divani.html
Akademik çalışmalar
- İsmail E. Erünsal, The Life and Works of Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi, with a Critical Edition of His Dîvân, Doktora Tezi, University of Edinburgh, 1977, c. 2, gazel no. 113 (nüsha farkları). https://era.ed.ac.uk/handle/1842/17182
Resmî kaynaklar
- M. Fatih Köksal (hzl.), Edirneli Nazmî, Mecma‘u'n-Nezâ'ir, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 897-900, şiir no. 2663-2669 (Câfer Çelebi'nin naziresi no. 2666). https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-195954/mecmaun-nezair-edirneli-nazmi.html
Çevrimiçi kaynaklar






