Özgün Metin
Vezin: fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün
Serv-i mā’il idügi ḳaddüñe hācet mi delīl
Yoḳ ḫilāf aña ki el-cinsü ile’l-cinsi yemīl
Nice ṣāḥibnaẓarı gözleri ol lāle-ruḫuñ
Ḳıldı nergis gibi her kūşede bīmār u ‘alīl
Kūyuñ ehli ṭaraf-ı çeşmümi gözlerse n’ola
Mıṣr ḫalḳına temāşāgeh olupdur leb-i Nīl
Şem‘i pervāne gibi oda yaḳarlar ṣanemā
Pertev-i ḥüsnüñe inkār idüp isterse delīl
Āḫirü’l-emr ser-i zülfüñi sevdā idinüp
Getüre Ca‘fer ele bulur ise ‘ömr-i ṭavīl
Günümüz Türkçesiyle
1. Selvinin senin boyuna meylettiğine delil gerekir mi? Buna itiraz yok, çünkü cins cinse meyleder.
2. O lâle yanaklının gözleri nice göz sahibini nergis gibi her köşede hasta ve dertli kıldı.
3. Mahallenin halkı gözümün kenarını seyretse şaşılır mı? Mısır halkına Nil'in kıyısı seyir yeri olmuştur.
4. Ey put güzeli, mum güzelliğinin ışığını inkâr edip delil isterse onu pervane gibi ateşe yakarlar.
5. Ca'fer, zülfünün ucunu sevda edinip uzun bir ömür bulursa sonunda onu ele geçirir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Cins Cinse Meyleder
Matlaın ikinci mısraı bir Arapça sözle biter: "el-cinsü ile'l-cinsi yemīl", yani "cins cinse meyleder". Söz, benzerlerin birbirini çektiğini anlatan yaygın bir hükümdür. Câfer Çelebi bunu selvi ile sevgilinin boyuna uygular: selvi uzun ve düzgündür, sevgilinin boyu da öyle; bu yüzden selvinin sevgiliye meyletmesi için başka bir delil aramaya gerek yoktur. "Mā'il" kelimesi hem meyleden hem de eğilen anlamına gelir; rüzgârda eğilen selvi, sevgilinin boyuna doğru eğilmiş olur. Kafiyeler "-īl" ile biter: delīl, yemīl, ‘alīl, Nīl, delīl, ṭavīl.
Nazmî gazelin zeminini Vasfî'nin "Hûblık peykerine ‘arz idicek hüsn Cemîl" matlalı gazeli olarak gösterir; Câfer Çelebi'yi Revânî, Vefâyî, Derûnî ve Nazmî izler. Nazmî matlaı "Serv mâyildügine" diye verir; tezdeki karşılaştırma Paris, Ayasofya ve Hâlet Efendi nüshalarının da böyle okuduğunu gösterir, Manchester nüshası ise "Serve mā'il idügi" yazar.
Nil Kıyısı ve Mum
Üçüncü beyit Mısır'ın bilinen bir manzarasına dayanır. Nil'in taşkın zamanlarında halk kıyıya toplanıp nehri seyrederdi. Âşığın gözünden akan yaşlar bir Nil olmuştur; sevgilinin mahallesinin halkı da bu yüzden onun gözünün kenarını seyre gelir. Hâlet Efendi nüshası "ḫalḳına" yerine "ḳavmine" okur.
Dördüncü beyitte "delīl" kelimesi kafiyede ikinci kez kullanılır. Matlada selvinin meyli için delil gerekmezken, burada mum, sevgilinin güzelliğinin ışığını inkâr edip delil isterse cezalandırılır ve pervane gibi ateşe yakılır. Mumun yanması, inkârının cezası olarak açıklanır. Mahlas beyti uzun zülüf ile uzun ömür arasında bir bağ kurar: Ca'fer zülfün ucuna ulaşmak istiyorsa, o zülüf kadar uzun bir ömür bulması gerekir. Paris nüshası bu beyitte "idinüp" yerine "idinüben" okur; Ayasofya nüshası dördüncü beyitte "inkār" kelimesini atlar.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- İsmail E. Erünsal (hzl.), Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 413, gazel no. 116. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-211662/taci-zade-cafer-celebi-divani.html
Akademik çalışmalar
- İsmail E. Erünsal, The Life and Works of Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi, with a Critical Edition of His Dîvân, Doktora Tezi, University of Edinburgh, 1977, c. 2, gazel no. 116 (nüsha farkları). https://era.ed.ac.uk/handle/1842/17182
Resmî kaynaklar
- M. Fatih Köksal (hzl.), Edirneli Nazmî, Mecma‘u'n-Nezâ'ir, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 972-974, şiir no. 2902-2909 (Câfer Çelebi'nin naziresi no. 2903). https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-195954/mecmaun-nezair-edirneli-nazmi.html
Çevrimiçi kaynaklar






