Özgün Metin
Öykündügi içün lebüñe ey nigār la‘l
Her laḥẓa sürḫ-rūdur olup şermsār la‘l
Müjgānum üzre dāne-i eşküm gören didi
Ḥikmet degül mi gül yirine virdi ḫar la‘l
Yāruñ lebiyle gör nefes-i cān-fezāsını
Rengīn laṭīfedür ki olur müşkbār la‘l
Mihrüñden olsa sürḫ gözüm yaşı ṭañ degül
Dirler ki rengi günden alur ey nigār la‘l
Ṭa‘nı raḳībinüñ ṣıdı göñlini Ca‘ferüñ
Lā-büd ṭoḳınsa seng bulur inkisār la‘l
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey nigâr, yakut senin dudağına öykündüğü için her an utanıp yüzü kızarmaktadır.
2. Kirpiklerimin üstünde gözyaşı tanelerimi gören dedi ki: "Hikmet değil mi, diken gül yerine yakut verdi."
3. Sevgilinin dudağıyla birlikte can artıran nefesini gör; yakutun misk kokması renkli bir nüktedir.
4. Ey nigâr, senin sevginden gözümün yaşı kızarsa şaşılmaz; derler ki yakut rengini güneşten alır.
5. Rakibin kınaması Ca'fer'in gönlünü kırdı; yakut taşa çarpınca elbette kırılır.
Edebî ve Tarihî Yorum
Mesîhî'nin Benzer Matlaı
Erünsal bu gazelin matlaını, Mesîhî'nin divanındaki 143. gazelin matlaıyla yan yana koyar. Câfer Çelebi'nin mısraları "Öykündügi içün lebüñe ey nigār la‘l / Her laḥẓa sürḫ-rūdur olup şermsār la‘l", Mesîhî'ninki ise "Öykündi gerçi leblerüñe ey nigār la‘l / Ṣoñra yüzi ḳızardı olup şerm-sār la‘l" biçimindedir: redif, kafiye, hitap ve fikir aynıdır. Erünsal'a göre Mesîhî, Câfer Çelebi'yi öven kasideler yazmış ve divan kâtibi olabilmek için ondan yardım istemiştir; ancak kendine özgü bir üslubu olan Mesîhî'nin Câfer Çelebi'nin etkisinde kalıp kalmadığını söylemek zordur. İki matla arasındaki yakınlık açıktır, hangisinin önce yazıldığı ise bilinmez.
Redif "la‘l", yani yakuttur ve her beyit bu taşın bir özelliğini sevgiliye bağlar. Vezin neşirde belirtilmemiştir, ama mısralar Mef‘ūlü Fā‘ilātü Mefā‘īlü Fā‘ilün kalıbıyla okunur. Kafiyeyi "-ār" sesi kurar: nigār, şermsār, ḫār, müşkbār, nigār, inkisār.
Yakutun Rengi ve Kırılışı
Dördüncü beyit eski bir maden inancına dayanır: değerli taşların, özellikle yakutun, rengini güneş ışığından aldığına inanılırdı. "Mihr" kelimesi hem güneş hem sevgi demektir. Âşığın gözyaşları sevgilinin "mihr"inden, yani hem sevgisinden hem güneş yüzünden kızarmıştır; tıpkı yakutun rengini güneşten alması gibi. İkinci beyitte de kirpikler bir dikendir; dikende gül yerine yakut, yani kanlı gözyaşı taneleri bitmiştir.
Mahlas beyti "inkisār" kelimesiyle kapanır; kelime hem kırılma hem gönül kırgınlığı demektir. Rakibin kınaması bir taştır; Ca'fer'in gönlü de bir yakut gibi bu taşa çarpınca kırılmıştır. Üçüncü beyitte sevgilinin dudağı hem yakut gibi kırmızı hem misk gibi kokulu olduğu için "rengīn laṭīfe", yani hem renkli hem nükteli bir şeydir. Paris nüshası dördüncü beyitte "sürḫ gözüm yaşı" yerine "gözüm yaşı sürḫ", Hâlet Efendi nüshası son beyitte "ṭoḳınsa" yerine "irişe", Ayasofya nüshası "irişse" okur. Nazmî bu gazeli derlemesine koymamıştır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- İsmail E. Erünsal (hzl.), Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 413-414, gazel no. 117. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-211662/taci-zade-cafer-celebi-divani.html
- İsmail E. Erünsal, "Ca‘fer Çelebi'nin Edebî Kişiliği", Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı giriş bölümü, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 54 (Mesîhî, g. 143 ile karşılaştırma). ekitap.ktb.gov.tr
Akademik çalışmalar
- İsmail E. Erünsal, The Life and Works of Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi, with a Critical Edition of His Dîvân, Doktora Tezi, University of Edinburgh, 1977, c. 2, gazel no. 117 (nüsha farkları). https://era.ed.ac.uk/handle/1842/17182
Çevrimiçi kaynaklar






