Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Ḳaḳıyup gitdi dil-ārāmum n’olur ḥālüm benüm
Yüz çevürdi baḫt benden döndi iḳbālüm benüm
Geh ‘itāb u geh girişme geh cefā geh nāz işi
Bilmezem āḫir n’ola anuñla aḥvālüm benüm
Bilini ḳocmaġa çoḳ yalvardum olmadı müfīd
Degmedi yanında gör bir ḳıla biñ ḳālüm benüm
Ḳopmadı ḳopmaz da ra‘nālıḳda bir mislüñ senüñ
Gelmedi gelmez de şeydālıḳda ems̱ālüm benüm
Gitdi bir kez görmek ile ‘aḳl u ṣabr u dīn ü dil
Bir daḫi Ca‘fer görürsem n’olısar ḥālüm benüm

Günümüz Türkçesiyle

1. Gönlümün huzuru kızıp gitti, ne olur benim halim? Baht benden yüz çevirdi, ikbalim döndü.

2. Kâh sitem, kâh çıkışma, kâh cefa, kâh naz işi; bilmem, sonunda onunla halim ne olacak.

3. Belini kucaklamak için çok yalvardım, faydası olmadı; gör ki bin sözüm onun yanında bir kıl etmedi.

4. Güzellikte senin bir benzerin çıkmadı, çıkmaz da; çılgınlıkta benim benzerim gelmedi, gelmez de.

5. Ey Ca'fer, bir kez görmekle akıl, sabır, din ve gönül gitti; bir daha görürsem halim ne olacak?

Edebî ve Tarihî Yorum

Kızıp Giden Sevgili

Matla bir günlük hayat sahnesiyle açılır: sevgili "ḳaḳıyup gitdi", yani darılıp, kızıp çekip gitti. "Ḳaḳımak" eski Türkçede azarlamak, öfkelenmek demektir. Âşığın tepkisi de konuşma dilindendir: "n'olur ḥālüm benüm", benim halim ne olur? İkinci beyit sevgilinin değişken ruh hallerini art arda sayar: kâh sitem, kâh çıkışma, kâh cefa, kâh naz. "Geh" kelimesinin dört kez tekrarı, bu ruh hallerinin hızla birbirini izlemesini sese döker. Redif "-um benüm"dür; kafiye kelimeleri "-āl" sesini taşır: ḥālüm, iḳbālüm, aḥvālüm, ḳālüm, emsālüm, ḥālüm.

Üçüncü beyit "ḳıl" ile "ḳāl" arasında bir ses oyunu kurar. Âşık sevgilinin belini kucaklamak için yalvarmış, bin söz (ḳāl) söylemiştir; ama bu bin söz onun yanında bir kıl (ḳıl) bile etmemiştir. Kıl, divan şiirinde sevgilinin ince belinin benzetilenidir; bin söz ancak o kıl kadar ince bele denk gelebilir, o da olmaz.

Çıkmadı, Çıkmaz da

Dördüncü beyit iki mısraı birbirine tam karşılık gelecek biçimde kurar. "Ḳopmadı ḳopmaz da" ile "Gelmedi gelmez de", "ra‘nālıḳda" ile "şeydālıḳda", "bir mislüñ senüñ" ile "emsālüm benüm" karşı karşıya durur. Sevgilinin güzellikteki benzeri yoktur, âşığın da çılgınlıktaki benzeri yoktur; iki eşsizlik aynı kalıpta tartılır. Bu tür paralel kuruluş, beyitlerin kulakta kolayca kalmasını sağlar.

Mahlas beyti bir mizah tonuyla kapanır. Âşık sevgiliyi yalnızca bir kez görmüş ve aklını, sabrını, dinini, gönlünü yitirmiştir; bir daha görürse ne olacağını sorar. Kaybedilecek ne kaldığı sorusu, cevabını kendisi verir. Ayasofya ile Hâlet Efendi nüshaları ikinci beyitte "n'ola" yerine "n'olur" okur. Nazmî'nin mecmuasında gazele yer verilmez.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar