Özgün Metin

Vezin: fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün

Dōstum sendeki şol perçem-i pür-tāb u şikenc
Ejdehādur kim olupdur yiri anuñ ser-i genc
Naẓar it baña ki ḳaṣruñdaġı ṭop āyineler
Oldı ‘aks-i ruḫ-ı zerdümle ser-ā-ser nārenc
İre mi vaṣla düşen firḳate didüm didi kim
Genc ü ni‘met bula her kim ki çeke miḥnet ü renc
Baydaḳ-ı encümi meh dizdügi naṭ‘-ı felege
Sen şeh-i ferruḫ ile oynamaḳ ister şaṭranc
Seni gördükçe oḳur tāze ġazeller Ca‘fer
Bülbül olur gül-i ter ḳarşusına ḳāfiye-senc

Günümüz Türkçesiyle

1. Dostum, sendeki o kıvrım kıvrım, büklüm büklüm perçem bir ejderhadır ki yeri hazinenin başıdır. (Hazineleri ejderhanın beklediğine inanılır; perçem de güzellik hazinesi olan yüzün başında durur.)

2. Bana bir bak ki köşkündeki top biçimli aynalar sararmış yüzümün aksiyle baştan başa turunca döndü.

3. "Ayrılığa düşen vuslata erer mi?" dedim; dedi ki: "Kim zahmet ve eziyet çekerse hazineye ve nimete kavuşur."

4. Ay, yıldızlardan piyonlarını feleğin satranç örtüsüne dizdi; senin gibi uğurlu bir şahla satranç oynamak istiyor.

5. Ca'fer seni gördükçe taze gazeller okur; bülbül de taze gülün karşısında kafiye düzer.

Edebî ve Tarihî Yorum

Zor Bir Kafiye

Türkçede pek az kelimenin taşıyabildiği "-enc" sesi bu gazelin kafiyesidir: şikenc (büklüm), genc (hazine), nārenc (turunç), renc (eziyet), şaṭranc (satranç) ve ḳāfiye-senc (kafiye tartan, şiir düzen). Hepsi Farsçadan gelen bu kelimeler, beş beyitlik kısa bir gazelde birbirinden ayrı imgeler doğurur: ejderhanın beklediği hazine, turunca dönen aynalar, satranç tahtası ve şiir söyleyen bülbül. Redifsiz bir gazelde böyle dar bir kafiyeyle yazmak, şairin kendine koyduğu bir zorluktur ve mahlas beyti bunu ima eder gibidir: bülbül bile gülün karşısında ancak "kafiye tartar".

İlk beyit, divan şiirinin bilinen bir inancına dayanır: viran yerlerde gömülü hazinelerin başında ejderhalar bekler. Sevgilinin yüzü bir güzellik hazinesi, kıvrık perçemi de onun başında çöreklenmiş ejderhadır. İkinci beyitte köşkün süs aynaları âşığın sararmış yüzünü yansıtır ve top biçimli aynalar sarı turunçlara döner; âşığın acısı sevgilinin sarayına bir renk olarak taşınır.

Soru ile Cevap

Erünsal üçüncü beyti, Câfer Çelebi'nin soru-cevaplı söyleyişlerine örnek gösterir. Âşık sorar, sevgili ya da beytin içindeki bir ses cevap verir: zahmet çekmeden hazineye erilmez. "Genc" ile "renc" kelimelerinin kafiyeli eşleşmesi, hazinenin eziyetle kazanıldığını söyleyen yaygın bir düşünceyi tek mısraya sığdırır. Dördüncü beyit gece göğünü bir satranç tahtasına çevirir: ay, yıldızları piyon gibi feleğin deri satranç örtüsüne (naṭ‘) dizmiştir ve sevgiliyle, yani "uğurlu şah"la oynamak ister. Satrançtaki şah ile güzellerin şahı arasında kurulan bu benzetme, sevgiliyi göğün oyununda bile üstün bir rakip olarak gösterir.

Erünsal'ın tezinde kaydedilen beş nüsha bu kısa gazelde önemli bir ayrılık göstermez. Nazmî ise şiiri mecmuasına almamıştır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • İsmail E. Erünsal (hzl.), Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 326-327, gazel no. 15. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-211662/taci-zade-cafer-celebi-divani.html
  • İsmail E. Erünsal, "Ca‘fer Çelebi'nin Edebî Kişiliği", Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı giriş bölümü, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 60 (soru-cevaplı ifadeler). ekitap.ktb.gov.tr

Akademik çalışmalar

  • İsmail E. Erünsal, The Life and Works of Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi, with a Critical Edition of His Dîvân, Doktora Tezi, University of Edinburgh, 1977, c. 2, gazel no. 15. https://era.ed.ac.uk/handle/1842/17182

Çevrimiçi kaynaklar