Özgün Metin
Vezin: mefā‘ilün fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün
Şafaḳdan itdi meh-i nev çü āşikār ḳadeḥ
Ṣun imdi ba‘de-i la‘l ile zer-nigār ḳadeḥ
Şu deñlü mest olur oldı ki götürülür elde
Olalı şevḳ-i lebüñle şarāb-ḫvār ḳadeḥ
Dem-i ṣabāḥ oluben çün irişdi vaḳt-i ṣabūḥ
Ṭulu‘ iderse ne ṭañ āfitāb-vār ḳadeḥ
Lebüñ ḫayāli gelicek ḫaṭuñ ḫayāli gider
Ki ṣāf ider dil ü cānı ḳomaz ġubār ḳadeḥ
Senüñle bir dem olımaya leb-be-leb Ca‘fer
Ger ide ḫākini devrān hezār bār ḳadeḥ
Günümüz Türkçesiyle
1. Yeni ay şafağın içinden bir kadeh gibi göründüğüne göre, şimdi altın işlemeli kadehi kırmızı şarapla sun.
2. Kadeh, senin dudağının şevkiyle şarap içen olalı öyle sarhoş oldu ki artık elden ele taşınıyor.
3. Sabah olup sabah içkisinin vakti gelince, kadeh güneş gibi doğarsa şaşılır mı?
4. Dudağının hayali gelince ayva tüyünün hayali gider; çünkü kadeh gönlü ve canı arıtır, tortu ve toz bırakmaz.
5. Felek Ca'fer'in toprağını bin kez kadeh yapsa da, Ca'fer seninle bir an bile dudak dudağa gelemez.
Edebî ve Tarihî Yorum
Hilalden Kadehe
Gazel bir akşam vakti açılır ve bir sabahla devam eder. İlk beyitte şafak kızıllığının içinde beliren yeni ay, kırmızı şarapla dolu altın bir kadeh gibidir; âşık bunu bir işaret sayar ve sâkîden kadeh ister. Üçüncü beyitte vakit sabahtır ve "ṣabūḥ", yani sabah içkisi zamanıdır. Akşamın hilali ile sabahın güneşi arasında kadeh iki gök cismine birden benzetilir: önce hilal, sonra doğan güneş. Redif "ḳadeḥ"tir ve her beyitte kadeh başka bir kılığa girer; sarhoş olup elden ele taşınır, gönlü arıtan bir süzgeç olur, sonunda âşığın kendi toprağından yapılan bir kaba dönüşür.
İkinci beytin nüktesi kadehin "elde götürülmesi"ne dayanır. Kadeh meclislerde elden ele dolaşır; sarhoş biri de ancak kollarından tutularak götürülür. Sevgilinin dudağının şevkiyle şarap içen kadeh öyle kendinden geçmiştir ki artık taşınmak zorundadır. Dördüncü beyitte "ġubār" kelimesi iki anlamlıdır: şarabın arıttığı toz ve tortu, aynı zamanda da ince gubar yazısına benzetilen ayva tüyü. Dudağın hayali gelince tüyün hayali silinir, çünkü kadeh gönülde hiçbir "gubar" bırakmaz.
Topraktan Kadeh
Mahlas beyti, ölen insanın toprağından çömlek ve kadeh yapıldığı düşüncesine dayanır. Ölümden sonra bile âşığın toprağı kadeh olup dudaklara değebilir; ama felek onu bin kez kadeh yapsa da sevgilinin dudağına ulaşamayacaktır. Bu, ayrılığın ölümle bile aşılamayacağını söyleyen sert bir kapanıştır.
Ahmed Paşa'nın "Safâ-yı ‘aks-i lebüñ mi_aldı ey nigâr kadeh" diye başlayan gazeli, Nazmî'nin mecmuasında bu şiirin zeminidir; aynı zemine Nazmî'nin de iki şiiri vardır. Mecmuada ilk mısra "Şafakdan itdi meh-i nev çün âşkâr kadeh" biçimindedir. Divan nüshalarındaki ayrılıklar tek tek kelimelerdedir; Erünsal'ın tezine göre Manchester nüshası ikinci beyitte "oldı ki götürülür" yerine "oldı götürülür", Paris nüshası üçüncü beyitte "ne ṭañ" yerine "ne var", Hâlet Efendi nüshası son beyitte "Ger" yerine "Ki" okur.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- İsmail E. Erünsal (hzl.), Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 327-328, gazel no. 16. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-211662/taci-zade-cafer-celebi-divani.html
Akademik çalışmalar
- İsmail E. Erünsal, The Life and Works of Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi, with a Critical Edition of His Dîvân, Doktora Tezi, University of Edinburgh, 1977, c. 2, gazel no. 16 (nüsha farkları). https://era.ed.ac.uk/handle/1842/17182
Resmî kaynaklar
- M. Fatih Köksal (hzl.), Edirneli Nazmî, Mecma‘u'n-Nezâ'ir, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 296-297, şiir no. 706-710 (Câfer Çelebi'nin naziresi no. 707). https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-195954/mecmaun-nezair-edirneli-nazmi.html
Çevrimiçi kaynaklar






