Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
‘Ārıżuñ üstine kim düşmiş bu kākül şāḫ şāḫ
Yāsemīne sāye ṣalmış ṣanki sünbül şāḫ şāḫ
Bulına bir şāḫ-ı gül ḳaddüñ gibi şāyed diyü
Gülşeni hergün gezer ḳumrī vü bülbül şāḫ şāḫ
Bülbül ol ġulġuller it muṭrib ki tāb-ı bādeden
Bāġ-ı ḥüsninde açılmış ḳırmızı gül şāḫ şāḫ
Kesmezem şimşād-ı ṭurreñden elüm ger şāne-vār
Cismümi ḳılsañ daḫi ey şūh-ı şengül şāḫ şāḫ
Gördügi serv-i dilārāya oḳur Ca‘fer ġazel
Ṣanki bülbüldür ider gülbāng ü ġulġul şāḫ şāḫ
Günümüz Türkçesiyle
1. Yanağının üstüne dal dal düşmüş bu kâkül; sanki sümbül yasemine dal dal gölge salmış.
2. Belki senin boyun gibi bir gül dalı bulunur diye kumru ile bülbül her gün gül bahçesini dal dal gezer.
3. Ey mutrib, bülbül ol, nağmeler çağlat; çünkü şarabın hararetiyle onun güzellik bahçesinde kırmızı güller dal dal açılmış.
4. Ey şuh ve neşeli güzel, bedenimi tarak gibi dal dal yarsan da elimi şimşir gibi perçeminden çekmem.
5. Ca'fer gördüğü gönül süsleyen selviye gazel okur; sanki daldan dala nağme ve ötüş saçan bir bülbüldür.
Edebî ve Tarihî Yorum
"Şāḫ Şāḫ"
"Şāḫ şāḫ" ikilemesi bu gazelin redifidir. Farsça "şāḫ" dal demektir; ikileme hem "dal dal, kol kol" anlamına, hem de bir şeyin parça parça, bölük bölük oluşuna işaret eder. Câfer Çelebi bu ikilemeyi her beyitte başka bir şeye bağlar: yanağa dökülen kâkül, gül bahçesinde dolaşan kuşlar, açılan güller, yarılan beden ve dalda öten bülbül. Kafiye kelimeleri kākül, sünbül, bülbül, gül, şengül ve ġulġul'dür; "-ül" sesinin tekrarı redifin "şāḫ şāḫ" hecesiyle birleşince gazele kendine özgü bir ses örgüsü verir. Erünsal, Câfer Çelebi'nin bazı gazellerini bestelenmeye elverişli bir ses düzeniyle kurduğunu söyler; bu gazel, ses tekrarına dayanan yapısıyla o türden bir şiirdir.
Gazelin imgeleri bir bahçe tablosu kurar. İlk beyitte kâkül sümbüle, yanak yasemine benzer; sümbül yasemine gölge salmıştır. İkinci beyitte kumru ve bülbül, sevgilinin boyuna benzer bir gül dalı arayarak bahçeyi gezer; kumrunun servi, bülbülün gülü sevmesi bilinen mazmunlardır ve sevgilinin boyu ikisini birden içine alır. Üçüncü beyitte sevgilinin yanakları şarabın hararetiyle kızarmış ve "güzellik bahçesinde" güller açılmıştır.
Şimşir Tarak
Dördüncü beyit tarak imgesine dayanır. Taraklar şimşir ağacından yapılır ve dişleri yarıklarla açılır; âşık, bedeni tarak gibi diş diş yarılsa da elini sevgilinin perçeminden çekmeyeceğini söyler. Tarağın saçtan ayrılmaması, âşığın perçemden ayrılmamasının benzeridir; "şimşād" kelimesi hem tarağın ağacını hem sevgilinin boyunu andıran ağacı çağrıştırır. Beyitte sevgiliye "şūḫ-ı şengül" diye seslenilir; şengül, neşeli ve şakacı güzel demektir.
Mahlas beytinde şair kendini bülbüle benzetir: selvi boylu sevgiliyi gördükçe gazel okur, bülbülün daldan dala ötmesi gibi. Tezde ikinci beyit için bir nüsha notu vardır: Paris nüshası orada kelimelerin sırasını değiştirip "ḳadduñ gibi bir şāḫ-ı gül" der.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- İsmail E. Erünsal (hzl.), Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 330, gazel no. 19. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-211662/taci-zade-cafer-celebi-divani.html
- İsmail E. Erünsal, "Ca‘fer Çelebi'nin Edebî Kişiliği", Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı giriş bölümü, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 66-67 (müzikal söyleyiş ve bestelenmeye elverişli şiirler). ekitap.ktb.gov.tr
Akademik çalışmalar
- İsmail E. Erünsal, The Life and Works of Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi, with a Critical Edition of His Dîvân, Doktora Tezi, University of Edinburgh, 1977, c. 2, gazel no. 19 (nüsha farkı). https://era.ed.ac.uk/handle/1842/17182
Çevrimiçi kaynaklar






