Özgün Metin

Vezin: mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün

Od üzre ḥalḳa ḥalḳa olanları ṣanma dūd
Gördi ḳapuñda berḳi yılanlar ḳuşandı od
Yılduz degül düşen giceler göz yaşıdur ol
Kim ḳaṭre ḳaṭre çeşm-i felekden aḳıtdı dūd
Bir laḥẓa dūd düşdügiçün oddan cüdā
Berd-i şitādan oldı közüñ çehresi kebūd
Āteş kenārın avla vü gūş eyle nūş ḳıl
Cām-ı şarāb u naġme-i çeng ü nevā-yı ūd
Ca‘fer hevā-yı bāġı çıḳar dilden anda çün
Bülbül yirine çünki zaġanlar ider sürūd

Günümüz Türkçesiyle

1. Ateşin üstünde halka halka yükselenleri duman sanma; ateş, kapında (senin yüzünün) şimşeğini gördü de kıskançlıktan yılanlar kuşandı.

2. Geceleri düşen yıldız değildir; o, dumanın feleğin gözünden damla damla akıttığı gözyaşıdır.

3. Duman bir an ateşten ayrı düştüğü için, közün yüzü kış soğuğundan morardı.

4. Ateşin kenarını tut, dinle ve iç: şarap kadehini, çengin nağmesini, udun sesini.

5. Ca'fer, bağ bahçe hevesini gönlünden çıkar; çünkü orada artık bülbül yerine kargalar şarkı söylüyor.

Edebî ve Tarihî Yorum

Bir Kış Gazeli

Divan şiirinin gazelleri çoğunlukla gül mevsiminde, bahçede ve su kenarında geçer; bu gazel ise kışın, ocak başında söylenmiştir. Bütün imgeler ateş, duman ve kor etrafında döner. İlk beyitte ateşin üstünde halka halka yükselen duman, ateşin kuşandığı yılanlara benzetilir; ateş sevgilinin kapısındaki parıltıyı görmüş ve kıskançlıktan kıvranmaktadır. İkinci beyitte duman göğe yükselir ve feleğin gözüne kaçar; geceleri kayan yıldızlar, feleğin bu dumandan dolayı akıttığı gözyaşı damlalarıdır. Üçüncü beyit, ateşten ayrılan dumanla közün sönüp kararmasını ayrılığa bağlar: duman bir an ateşten ayrı düştüğü için kor kışın soğuğunda morarır.

Kafiyede "dūd" (duman), "od" (ateş), "kebūd" (mavi, mor), "ūd" (ut) ve "sürūd" (şarkı) kelimeleri yer alır. Matlada "dūd" ile "od" arasındaki ses yakınlığı, iki mısraı birbirine bağlayan bir oyun gibidir; aynı kelimeler gazelin içinde tekrar tekrar döner.

Ocak Başı Meclisi

Dördüncü beyit bir davettir: ateşin kenarına otur, şarap iç, çengin ve udun sesini dinle. Kış meclisinin bütün unsurları tek beyitte sıralanır; "ūd" kelimesinin hem çalgı hem de ateşte yakılan öd ağacı anlamına gelmesi, beyitteki ateş ortamıyla ayrıca uyuşur. Son beyit bahçeyi kesin bir dille kapatır: kışın bahçede bülbül yoktur, onun yerine kargalar (zaġan) ses verir; bağ hevesini gönülden çıkarmak gerekir. Bülbül yerine kargayı koyan bu kapanış, bahar gazellerinin bilinen düzenini tersine çevirir.

Paris nüshası, tezdeki kayda göre, bu gazelde birkaç küçük kelime farkı gösterir: dördüncü beyitte "kenārın" yerine "kenārı", "vü" yerine "da", son beyitte "çünki" yerine "şimdi" okur.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar