Özgün Metin
Vezin: mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün
Gülşende ṣabānuñ yine müşkīn nefesi var
Yāruñ ser-i zülfine meger dest-resi var
Ḫāl-i ruḫuñ ol ġonca-lebüñ ḳılma ta‘accüb
Eyyām-ı bahāruñ çü bilürsin megesi var
Göñlinde perī-ruḫlaruñ ey dōst ḫayālüñ
Bir ṭūṭīye benzer ki demürden ḳafesi var
Dūr itme ḳapuñdan beni zīrā ki bilürsin
Her nirede kim gülşen ola ḫār u ḥası var
Bütḫāne dir isem yaraşur kūyına Ca‘fer
Her dem çü ḳapusında fiġānum ceresi var
Günümüz Türkçesiyle
1. Gül bahçesinde sabanın yine misk kokulu bir nefesi var; meğer sevgilinin zülfünün ucuna eli erişmiş.
2. Yanağındaki benin o gonca gibi dudağın yanında durmasına şaşma; bilirsin, bahar günlerinin sineği olur.
3. Ey dost, peri yüzlülerin gönlündeki senin hayalin, demirden kafesi olan bir papağana benzer.
4. Beni kapından uzaklaştırma; çünkü bilirsin, nerede bir gül bahçesi olsa dikeni ve çerçöpü de olur.
5. Ca'fer, onun mahallesine puthane desem yakışır; çünkü kapısında her an figanımın çanı çalar.
Edebî ve Tarihî Yorum
Cem Sultan'ın Zemini
Bu gazelin zemini, Nazmî'nin mecmuasında gösterildiğine göre, Cem Sultan'ın "Dil yâ kaşuña olmaga kurbân hevesi var" diye başlayan gazelidir; aynı zemine Muhibbî mahlasıyla Kanuni Sultan Süleyman, Câfer Çelebi, Zâtî, Mu'îdî ve Fakîrî nazire yazmış, Nazmî de iki şiir eklemiştir. Câfer Çelebi'nin hayatında Cem Sultan'ın ayrı bir yeri vardır: Hüsameddin'e ve Erünsal'ın aktardığı kayıtlara göre gençliğinde Cem'e yazdığı bir mektup yüzünden onun taraftarı sayılmış ve bir süre hapis yatmıştır. Bu gazelin ne zaman yazıldığı bilinmediği için o olayla bir ilgisi kurulamaz; ama mecmua, Câfer Çelebi'nin Cem'in şiirini de bir zemin olarak benimsediğini gösterir.
Redifte "-esi var" ses grubu döner: nefesi var, megesi var, ḳafesi var, ḥası var, ceresi var. Kafiyeyi oluşturan kelimeler birbirinden çok uzak alanlardan gelir: saba yelinin nefesi, bahar sineği, papağan kafesi, bahçenin çerçöpü ve kervan çanı. Gazelin zevki, bu uzak kelimeleri sevgilinin çevresinde bir araya getirmesindedir.
Demir Kafeste Papağan
Üçüncü beyit, Erünsal'ın da üzerinde durduğu beyittir. Güzellerin gönlü sertliğiyle bilinir; sevgilinin hayali bu gönüllere girmiştir ama orada demir bir kafese kapatılmış bir papağan gibidir. Papağan tatlı dilin, demir kafes katı yüreğin karşılığıdır. Erünsal, Zâtî'nin bu benzetmeyi "Şol kimse ki şīrīn söz ile göñlüñe girdi / Bir ṭūṭīye beñzer ki demürden ḳafesi var" beytinde ikinci mısraı olduğu gibi alarak kullandığını gösterir. Zâtî aynı zemine Nazmî'de de bir nazire yazmıştır.
İkinci beyitte yanağın beni, bahar günlerinde güllerin üstüne konan sineğe benzetilir; sevgilinin yüzü bahar bahçesidir ve sinek de bu bahçenin bir parçasıdır. Dördüncü beyit âşığın kendini dikene, çerçöpe benzeterek kapıda kalma hakkını savunmasıdır: gül bahçesi dikensiz olmaz. Son beyitte sevgilinin mahallesi puthaneye (bütḫāne), âşığın figanı ise orada çalınan çana benzetilir. Dördüncü beytin "Her nirede" sözü ise Paris nüshasında, Erünsal'ın tezine göre, "Bir yirde" olarak geçer.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- İsmail E. Erünsal (hzl.), Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 332-333, gazel no. 22. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-211662/taci-zade-cafer-celebi-divani.html
- İsmail E. Erünsal, "Ca‘fer Çelebi'nin Hayatı" ve "Edebî Kişiliği", Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı giriş bölümü, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 11 (Cem meselesi), 55-56 (Zâtî). ekitap.ktb.gov.tr
Akademik çalışmalar
- İsmail E. Erünsal, The Life and Works of Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi, with a Critical Edition of His Dîvân, Doktora Tezi, University of Edinburgh, 1977, c. 2, gazel no. 22 (nüsha farkı). https://era.ed.ac.uk/handle/1842/17182
Resmî kaynaklar
- M. Fatih Köksal (hzl.), Edirneli Nazmî, Mecma‘u'n-Nezâ'ir, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 588-591, şiir no. 1663-1671 (Câfer Çelebi'nin naziresi no. 1666). https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-195954/mecmaun-nezair-edirneli-nazmi.html
Çevrimiçi kaynaklar






