Özgün Metin

Vezin: fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün

Yine segrür gözüm ol gözleri şehlā mı gelür
Şādlıḳlar görinür yār-ı dil-ārā mı gelür
Yine ḫoş būy ile pür oldı meşām-ı dil ü cān
‘Aceb ol ruḫları gül zülfi semensā mı gelür
Cūş ider dil ḫum-ı mey gibi ṣafādan neyki
Görüñ ol la‘l-i lebi cām-ı muṣaffā mı gelür
Ruḫ u zülfin görürem ḫūblaruñ düşde ‘aceb
Bu bahār içre ‘aceb başuma sevdā mı gelür
Ḳoma ġamzeñ beni oḳa diküp öldüri-yorur
Cānuma geçdi benüm saña temāşā mı gelür
Kulaġ urmaz nice kim ney gibi feryād iderem
Yāra yā Rab bu fiġānum ḳurı ġavġā mı gelür
Ḥüsnünüñ gülşenine medḥ ü s̱enā eylemege
Daḫi Ca‘fer gibi bir bülbül-i gūyā mı gelür

Günümüz Türkçesiyle

1. Gözüm yine seğiriyor; o şehla gözlü mü geliyor? Sevinçler görünüyor; gönül süsleyen sevgili mi geliyor?

2. Gönlün ve canın koku duyusu yine güzel kokuyla doldu; acaba yanakları gül, zülfü yasemin kokulu olan mı geliyor?

3. Gönül, şarap küpü gibi neşeyle coşuyor; bakın, dudağı yakut, süzme şarap kadehi gibi olan mı geliyor?

4. Rüyamda güzellerin yanağını ve zülfünü görüyorum; acaba bu baharda başıma sevda mı geliyor?

5. Gamzene izin verme; beni oklara hedef dikip öldürüyor. Canıma yetti; bu sana bir seyirlik mi geliyor?

6. Ney gibi ne kadar feryat etsem kulak asmıyor; ya Rabbi, bu figanım sevgiliye boş bir gürültü mü geliyor?

7. Onun güzelliğinin gül bahçesini övüp yüceltmeye, Ca'fer gibi konuşan bir bülbül daha gelir mi?

Edebî ve Tarihî Yorum

Göz Seğirmesi

Gazel bir halk inancıyla açılır: göz seğirmesi, birinin geleceğine ya da bir haber alınacağına yorulur. Âşığın gözü seğirince sevgilinin geleceğini umar ve "mı gelür" redifi bu umudu her beyitte bir soruya çevirir. Gazelin ilk üç beyti gelenin işaretlerini sayar: göz seğirir, sevinç belirir, gönül ve can güzel kokuyla dolar, gönül şarap küpü gibi coşar. Sonraki beyitlerde soru başka bir şeye döner: başa gelen sevda mı, sevgiliye seyirlik mi gelen âşığın ölümü, figan ona gürültü mü gelir? Aynı fiil, gelişin heyecanından, bir şeyin "gibi gelmesi" anlamına kayar. Kafiyeyi "-ā" sesi kurar: şehlā, dil-ārā, semensā, muṣaffā, sevdā, temāşā, ġavġā, gūyā.

Dördüncü beyitteki "sevdā" kelimesi iki anlamlıdır: aşk, ve eski tıbbın dört ahlatından biri olan kara safra. Baharın kara safrayı kabarttığına, sevdalıların bu mevsimde coştuğuna inanılırdı; âşık rüyasında güzelleri görünce bu baharın başına bir sevda getireceğinden şüphelenir.

Ulvî'nin Zemini

Ulvî'nin "Yine dil cûş ider ol yâr-ı dil-ârâ mı gelür" diye başlayan gazeline Nazmî'nin mecmuasında yazılmış tek nazire bu şiirdir. İki metin yan yana okununca Câfer Çelebi'nin zemine çok yakın durduğu görülür. Ulvî'nin "Yine hoş kohu ile toldı meşâmm-ı dil ü cân / Ol yüzi nesteren ü zülfi semensâ mı gelür" beyti, Câfer Çelebi'nin ikinci beytinde neredeyse aynı kelimelerle tekrar edilir; Ulvî'nin "câm-ı musaffâ" ve "Görüñ ol la‘l-i leb" sözleri üçüncü beyitte birleşir. Son beyitte de iki şair aynı yolu izler: Ulvî, sevgilinin dudağını anlatmaya kendisi gibi bir tatlı dilli papağan daha gelip gelmeyeceğini sorar; Câfer Çelebi aynı soruyu kendisi ve bir bülbül için sorar. Köksal'ın sayımına göre Ulvî, Nazmî'de kendisine en çok nazire yazılan dördüncü şairdir.

Mecmuada gazel altı beyittir; dördüncü beyit orada yer almaz ve matlaın ilk mısraı "ol nergis-i şehlâ mı gelür" biçimindedir. Divan nüshalarından Ayasofya'da ise, tezin kaydına göre, üçüncü beyitte "lebi" yerine "leb-i", altıncı beyitte "ġavġā mı" yerine "temāşā mı" yazılıdır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

  • İsmail E. Erünsal, The Life and Works of Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi, with a Critical Edition of His Dîvân, Doktora Tezi, University of Edinburgh, 1977, c. 2, gazel no. 24 (nüsha farkları). https://era.ed.ac.uk/handle/1842/17182

Resmî kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar