Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Baġrını ḫüsrevlerüñ şīrīn lebüñ pür-ḫūn ider
Zülf-i şebdīzüñ firāḳı yaşların gül-gūn ider
Ġamzeñi siḥr ile çeşmüñ rām idüpdür kendüye
Gör nice cādūdur ol kim sāḥiri meftūn ider
Ger hilāli beñzedürse ḳaşuña n’ola raḳīb
Egri fikri ḳanda olsa ṭab‘-ı nā-mevzūn ider
Gün mi var kim eylemez zülfeynini āşüfte-ḥāl
Gör ne meh-rūdur bu kim leylīleri mecnūn ider
Leblerüñe dem-be-dem Ca‘fer oḳur medḥ ü s̱enā
Gūyiyā şīrīnlik içün şekkere efsūn ider

Günümüz Türkçesiyle

1. Tatlı (Şîrîn) dudağın hükümdarların (Hüsrevlerin) bağrını kanla doldurur; gece renkli (Şebdîz) zülfünün ayrılığı onların gözyaşlarını gül rengine boyar.

2. Gözün büyüyle gamzeni kendine boyun eğdirmiş; bak, nasıl bir cadıdır ki büyücüyü bile kendine meftun eder.

3. Rakip hilali kaşına benzetirse ne olur? Eğri düşünce nerede olsa ölçüsüz bir yaratılışın eseridir.

4. Zülüflerini dağıtmadığı bir gün var mı? Bak, ne ay yüzlüdür ki geceleri (Leylâları) mecnun eder.

5. Ca'fer her an dudaklarına övgüler okur; sanki tatlılık versin diye şekere efsun okur.

Edebî ve Tarihî Yorum

Hüsrev, Şîrîn ve Şebdîz

Nizâmî'nin Hüsrev ü Şîrîn mesnevisiyle bilinen aşk hikâyesinin adları, ilk beyitte gündelik anlamlarıyla birlikte kullanılır. "Ḫüsrev" hükümdar demektir ve hikâyenin İran şahının adıdır; "şīrīn" tatlı demektir ve Ermeni prensesinin adıdır; "Şebdīz" gece renkli demektir ve Hüsrev'in meşhur atının adıdır. Beyit, iki anlamı aynı anda yürütür: sevgilinin tatlı dudağı hükümdarların bağrını kana boğar, Şîrîn de Hüsrev'in bağrını kana boğmuştu; gece karası zülfün ayrılığı gözyaşlarını gül rengine çevirir, Şebdîz de Hüsrev'i taşıyan attı. Bu tür özel ad tevriyeleri divan şiirinde sevilen bir oyundur ve Câfer Çelebi onu redifli ilk beyte sığdırır.

Dördüncü beyit aynı oyunu Leylâ ile Mecnûn hikâyesiyle tekrarlar. "Leylī" gece demektir ve Leylâ'nın adını da çağırır; "mecnūn" deli demektir ve Mecnûn'un adıdır. Sevgilinin dağınık zülfü gece gibidir ve geceleri, yani Leylâları, mecnun eder. Hikâyedeki âşık ile maşuk yer değiştirmiş, Leylâ'nın kendisi divane olmuştur.

Büyücü ve Eğri Fikir

İkinci beyitte göz ile gamze arasında bir büyü ilişkisi kurulur. Divan şiirinde sevgilinin gözü cadıya (cādū), gamzesi de büyücüye benzetilir; burada göz o kadar güçlü bir cadıdır ki büyücü olan gamzeyi bile büyüleyip kendine bağlamıştır. Üçüncü beyit rakibi alaya alır: rakip hilali sevgilinin kaşına benzetirse şaşmamalı, çünkü eğri düşünce ancak ölçüsüz bir yaratılıştan çıkar. "Nā-mevzūn" kelimesi hem dengesiz, hem de vezinsiz anlamına gelir; rakibin benzetmesi kötü bir şiir gibi aksaktır. Son beyitte şairin övgüleri, şekere tatlılık kazandırmak için okunan bir efsuna dönüşür.

Nüshalar bu gazelde neredeyse beyit beyit ayrılır. Erünsal'ın tezine göre Hâlet Efendi ve Ayasofya nüshaları ikinci beyitte "Gör nice" yerine "Veh nice", Paris, Hâlet Efendi ve Ayasofya nüshaları üçüncü beyitte "ḳanda olsa" yerine "ḳanda ise" okur. Manchester ve Kahire nüshalarında dördüncü beyitte "āşüfte-ḥāl" yerine "āşüfte-vār", son beyitte ise dört nüshada "medḥ ü s̱enā" yerine "medḥ ü du‘ā" vardır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar