Özgün Metin

Vezin: fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün

Ehl-i diller yüzüñe cennet-i a‘lā didiler
Sāye-i ḳaddüñe hemsāye-i Ṭūbā didiler
Her nefesde lebüñ iḥyā-yı memāt itdügi-çün
Dem-i cān-perverüñe hemdem-i ‘Īsā didiler
İşidenler baña cevr itmege ḳaṣd itdügini
Yoḳ degül saña vefā itmeye meyli didiler
Varaḳ-ı ṣūret-i zībānı görüp ehl-i naẓar
Defter-i ḥüsnüñe mecmū‘a-i ma‘nā didiler
Ġam-ı zülfüñle çü düşdi ḳara sevdālara dil
Baña Mecnūn oḳıyuben saña Leylā didiler
Ġayrla sen mehi bir gördügine zāhid-i şehr
Giceden gündüzi farḳ itmedi a‘mā didiler
Sūz ile sözde çü gösterdi kerāmet Ca‘fer
Anuñ erbāb-ı kemāl adını Şeyḫī didiler

Günümüz Türkçesiyle

1. Gönül ehli yüzüne "yüce cennet", boyunun gölgesine "Tûbâ'nın komşusu" dediler.

2. Dudağın her nefeste ölüleri dirilttiği için, can besleyen nefesine "İsa'nın nefesdaşı" dediler.

3. Bana eziyet etmeye niyetlendiğini işitenler, "onun sana vefa göstermeye meyli yok değil" dediler.

4. Bakış ehli güzel yüzünün sayfasını görünce güzellik defterine "anlamlar mecmuası" dediler.

5. Zülfünün gamıyla gönül kara sevdalara düşünce bana "Mecnun", sana "Leylâ" dediler.

6. Şehrin zahidi seni ve ayı bir gördüğü için, "geceyi gündüzden ayırmadı, kördür" dediler.

7. Ca'fer aşkın yanışıyla sözde keramet gösterince, kemal sahipleri onun adına "Şeyhî" dediler.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şeyhî Diye Anılmak

Mahlas beyti bir övünmedir ve iki anlam taşır. Sözde keramet göstermek, tarikat şeyhlerine yakışan bir haldir; keramet gösteren Ca'fer'e de "şeyhe ait, şeyhçe" anlamında "Şeyhī" denir. Aynı kelime, XV. yüzyılın başında yaşamış büyük şair Şeyhî'nin adıdır. Erünsal bu beyti, Câfer Çelebi'nin kemal sahiplerince Şeyhî'ye benzetilmesiyle iftihar ettiği yer olarak gösterir. Heves-nâme'de Şeyhî'yi fesahat kurallarına uymamakla eleştiren şairin divanında onun adını bir övgü ölçüsü olarak kullanması, iki eserin farklı tonlarını yan yana koyar.

Redif "didiler" her beyitte bir topluluğun hükmünü aktarır: gönül ehli, sözü işitenler, bakış ehli, şehir halkı, kemal sahipleri. Şair hükmü kendisi vermez, başkalarının ağzından kaydeder; gazelin üslubu bu yüzden bir tanıklıklar dizisine benzer. İlk beyitlerde sevgilinin yüzü yüce cennete, boyunun gölgesi Tûbâ ağacının gölgesine, nefesi ölüleri dirilten İsa'nın nefesine benzetilir. Üçüncü beytin nüktesi tersinedir: sevgilinin âşığa eziyet etmeye niyetlenmesi bile ona ilgi duyduğunun işareti sayılır; cefa da bir vefa türüdür.

Leylâ, Mecnun ve Kör Zahit

Beşinci beyitte zülfün karası ile kara sevda birleşir ve âşıkla sevgili Leylâ ile Mecnun adlarını alır. Altıncı beyit zahidi alaya alır: zahit sevgiliyle ayı aynı görmüştür, oysa sevgilinin yüzü gündüz, ay geceye aittir; bu yüzden halk zahide gece ile gündüzü ayıramayan kör der. Paris, Hâlet Efendi ve Ayasofya nüshalarında ise beyit bir soruya dönüşür; Erünsal'ın tezine göre bu nüshalar "itmedi" yerine "ide mi" der.

Erünsal üçüncü ve yedinci beyitleri göz kafiyesinin seyrek örnekleri arasında sayar. Arap harfleriyle "meyli" ve "Şeyḫī" kelimeleri, öteki beyitlerin "a‘lā, Ṭūbā, ‘Īsā, ma‘nā, Leylā, a‘mā" kafiyeleri gibi "ى" harfiyle biter; ama okunuşta "-ā" değil "-ī" sesi verir. Nazmî'nin mecmuası gazeli, Nizâmî'nin "Yüzüñe ehl-i nazar cennet-i a‘lâ didiler" diye başlayan şiirine nazire olarak kaydeder; Câfer Çelebi'nin matlaı zeminin ilk mısraını yalnız "ehl-i naẓar" yerine "ehl-i diller" diyerek tekrarlar. Aynı gruba Müftîzâde ve Nazmî de birer şiirle katılmıştır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • İsmail E. Erünsal (hzl.), Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 338-339, gazel no. 29. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-211662/taci-zade-cafer-celebi-divani.html
  • İsmail E. Erünsal, "Ca‘fer Çelebi'nin Edebî Kişiliği", Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı giriş bölümü, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 49 (Şeyhî), 66 ve dipnot 294 (göz kafiyesi). ekitap.ktb.gov.tr

Akademik çalışmalar

  • İsmail E. Erünsal, The Life and Works of Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi, with a Critical Edition of His Dîvân, Doktora Tezi, University of Edinburgh, 1977, c. 2, gazel no. 29 (nüsha farkları). https://era.ed.ac.uk/handle/1842/17182

Resmî kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar