Özgün Metin

Vezin: fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün

Gördi yaraşduġın ol māh-ı dil-ārāya kemer
Baġladı reşk eyleyüp hāle daḫi aya kemer
Şol ümīde ki nigārını kenārına çeke
Der-miyān eyledi varın ḳodı ortaya kemer
Ney-şeker gibi ser-ā-ser teni şīrīndür anuñ
N’ola baġlansa ger ol serv-i dil-ārāya kemer
Āfitāb feleg-i ḥüsne muḳārīn olalı
Yirde ġālib görinür gökdeki cevzāya kemer
Ca‘ferüñ döndi kemer ḥalḳasını ḳāmeti çün
Gördi muḥkem ṣarılur ol büt-i ra‘nāya kemer

Günümüz Türkçesiyle

1. Kemerin o gönül süsleyen aya (sevgiliye) yakıştığını gören ay ağılı (hâle) da kıskanıp aya bir kemer bağladı.

2. Kemer, sevgiliyi kucağına çekme umuduyla belini sardı, varını yoğunu ortaya koydu.

3. Onun bedeni baştan başa şeker kamışı gibi tatlıdır; o gönül süsleyen selviye kemer bağlansa ne olur?

4. Güneş güzellik feleğiyle kavuşalı, yerdeki kemer gökteki Cevzâ'nın kemerinden üstün görünüyor.

5. Kemerin o güzel puta sımsıkı sarıldığını görünce Ca'fer'in boyu kemer halkasına döndü.

Edebî ve Tarihî Yorum

Bir Kemerin Kıskançlığı

Gazelin bütün beyitleri tek bir eşyaya, sevgilinin belindeki kemere bakar. Redif "kemer"dir ve her beyitte kemer ya kıskanılan, ya kıskanan, ya da âşığın dönüştüğü şeydir. İlk beyitte sevgilinin beline kemerin yakıştığını gören ay ağılı, yani ayın çevresinde görülen ışık halkası, kıskanıp aya da bir kemer bağlar; gökteki hâle böylece yerdeki kemerin bir taklidine dönüşür. Dördüncü beyitte aynı karşılaştırma yıldızlara taşınır: eski gökbilimde kemerli bir figür olarak tasvir edilen Cevzâ (İkizler) burcunun kemeri, sevgilinin yerdeki kemerinin yanında sönük kalır.

İkinci beyit iki deyimi aynı anda işletir. "Kenāra çekmek" hem kucaklamak hem kenara çekmek, "der-miyān eylemek" hem belini sarmak hem ortaya koymaktır; "varını ortaya koymak" da bütün varlığını ortaya sürmek demektir. Kemer, sevgilinin belini sararak sevgiliyi kucaklama umuduyla varını yoğunu ortaya koymuş bir âşık gibidir. Kafiyeler dil-ārāya, aya, ortaya, dil-ārāya, cevzāya ve ra‘nāya kelimelerinde kurulur; ilk ve üçüncü beyitte aynı kafiye kelimesinin tekrarlanması, Erünsal'ın Câfer Çelebi'nin gazellerinde sık gördüğü kafiye tekrarının bir örneğidir.

Halkaya Dönen Boy

Üçüncü beyitte sevgilinin bedeni şeker kamışına benzetilir; şeker kamışının boğumları kemer bağlanmış gibi görünür, bu yüzden tatlı ve ince bedene kemer yakışır. Mahlas beytinde ise âşığın kıskançlığı bedenine yansır: kemer sevgiliye sımsıkı sarılır, âşık ise sarılamaz. Ca'fer'in boyu kederden bükülür ve kemerin halkasına döner; âşık sonunda kemere benzemiştir, ama sevgilinin beline değil, kendi derdinin çevresine dolanmıştır.

Kahire nüshası üçüncü beyitte "serv-i" (servinin) yerine "māh-ı" (ayın) der; Erünsal'ın tezi ayrıca Hâlet Efendi ve Ayasofya nüshalarının ikinci beyitte "çeke" yerine "çeker" okuduğunu kaydeder. Nazmî'nin mecmuasında bu kemer gazeline rastlanmaz.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • İsmail E. Erünsal (hzl.), Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 339, gazel no. 30. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-211662/taci-zade-cafer-celebi-divani.html
  • İsmail E. Erünsal, "Ca‘fer Çelebi'nin Edebî Kişiliği", Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı giriş bölümü, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 65 (kafiye tekrarı). ekitap.ktb.gov.tr

Akademik çalışmalar

  • İsmail E. Erünsal, The Life and Works of Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi, with a Critical Edition of His Dîvân, Doktora Tezi, University of Edinburgh, 1977, c. 2, gazel no. 30 (nüsha farkları). https://era.ed.ac.uk/handle/1842/17182

Çevrimiçi kaynaklar