Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Tīġ-i ḫūn-rīzüñ beni her dem şu deñlü pāreler
K’acıyup ḳan aġlar ey dilber benümçün yāreler
Gösterür surḥ eşrefīler tāze dāġı ‘āşıḳuñ
Bir ḳızıl manḳura almazlar velī meh-pāreler
Her ḥabāb-ı bādenün ḳalmış dimāġında hevā
Yād-ı la‘lüñle şarāba düşmiş ol āvāreler
Bulınup ḳan içre nāgeh ḳorḳudan her sīnede
Tīġüñüñ gizlendügi cānā cigerler pāreler
Zülfüñe dil baġlamış Ca‘fer gibi sünbüller āh
Ne ‘aceb sevdāya düşmiş bu kilimi ḳareler

Günümüz Türkçesiyle

1. Kan döken kılıcın beni her an öyle parça parça eder ki, ey dilber, yaralar acıyıp benim için kan ağlar.

2. Âşığın taze yarası kızıl altınlar gösterir; ama ay parçaları (güzeller) onu bir kızıl mangıra bile almaz.

3. Şarabın her kabarcığının kafasında bir heves kalmış; o avareler senin dudağının anısıyla şaraba düşmüş.

4. Ey can, her göğüste ciğer parçaları korkudan birden kan içinde kalır; kılıcın onların içinde gizlenmiştir.

5. Ah, sümbüller de Ca'fer gibi zülfüne gönül bağlamış; bu kara kilimliler sevdaya düşmüşse şaşılır mı?

Edebî ve Tarihî Yorum

Yaranın Ağlaması

Bir tersine çevirme ilk beyti kurar: âşık kılıçla parça parça edilmiştir, ama ağlayan kendisi değil, yaralarıdır. Yaralar ona acıyıp kan ağlar. Erünsal bu beyti, Câfer Çelebi'nin "ki" bağlacıyla kurduğu açıklayıcı cümlelere örnek olarak verir; birinci mısradaki durum, ikinci mısrada "k'acıyup" diye başlayan bir sonuçla açıklanır. Redifte "-reler" sesi tekrarlanır: pāreler (parçalar), yāreler (yaralar), meh-pāreler (ay parçaları), āvāreler (avareler), ciğer pāreler ve ḳareler. Aynı "pāre" kelimesi farklı birleşimlerle tekrar tekrar döner.

İkinci beyit para ile yarayı karşılaştırır. Âşığın kanlı yarası kırmızı ve parlaktır; eşrefî denen altın sikkeyi andırır. Ama güzeller, yani "ay parçaları", bu altına bir kızıl mangır kadar bile değer vermez. Eşrefî altın, manḳur ise bakır paradır; değer farkı âşığın acısının sevgili gözünde ne kadar ucuz olduğunu gösterir. Üçüncü beyitte şarap kadehinin yüzündeki kabarcıklar, sevgilinin dudağını anıp şaraba düşmüş sarhoş avarelere benzetilir; kabarcığın içindeki hava (hevā) da hevesin (hevā) kendisidir.

Kara Kilimliler

Mahlas beytinde sümbüller de Ca'fer gibi sevgilinin zülfüne gönül bağlamıştır. Koyu renkli sümbüller, kara kilime bürünmüş, yani yoksul ve kederli kılıklı kimseler gibi düşünülür ve sevdaya düşmeleri şaşırtıcı değildir. "Sevdā" kelimesi hem aşkı hem kara safrayı anlatır ve karalık imgesini tamamlar.

Hafî'nin "Yüzlerinden ref‘ idicek burka‘ ol meh-pâreler" diye başlayan şiiri, Nazmî'nin mecmuasında kalabalık bir nazire grubunun zeminidir. Muhibbî ve Necâtî'den sonra Câfer Çelebi gelir; Kemalpaşazâde, Rızâyî, Amrî, Sâlikî, Zâtî, Şem'î, Nasûhî, Sühâyî, Le'âlî, Sehî, Özrî-i Kâdî, Hayâlî, Emrî, Mu'îdî, Bahârî-i Müderris, Hicrî, Derdî, Hilâlî ve Nazmî onu izler. Erünsal'ın tezinde iki nüsha farkı kayıtlıdır: Paris nüshası dördüncü beyitte "cānā" yerine "cān u" der, Hâlet Efendi nüshasında ise "pāreler" yerine "tāzeler" geçer.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • İsmail E. Erünsal (hzl.), Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 339-340, gazel no. 31. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-211662/taci-zade-cafer-celebi-divani.html
  • İsmail E. Erünsal, "Ca‘fer Çelebi'nin Edebî Kişiliği", Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı giriş bölümü, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 61 ("ki" bağlacı). ekitap.ktb.gov.tr

Akademik çalışmalar

  • İsmail E. Erünsal, The Life and Works of Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi, with a Critical Edition of His Dîvân, Doktora Tezi, University of Edinburgh, 1977, c. 2, gazel no. 31 (nüsha farkları). https://era.ed.ac.uk/handle/1842/17182

Resmî kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar