Özgün Metin

Vezin: fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün

Göñlümüñ uṣlanacaġın benüm Allāh bilür
‘Işḳı terk it diyeni düşmen-i bed-ḫvāh bilür
Öldürürseñ bu gün öldür beni yarına ḳoma
Ki benüm irecegüm yarına Allāh bilür
Aḳa aḳa yüzüm üstine yol itsün yaşum
‘Ālem-i vaṣla çü ‘ārifler anı rāh bilür
Gözlerüñi ḥarem-i cāna açılmış der-i nāz
Añlayan ḳaşlaruñı ḥācib-i dergāh bilür
Fikr alur Ca‘feri şol deñlü ḫayālüñle ki gāh
Yitürür bilmez olur kendüzini gāh bilür

Günümüz Türkçesiyle

1. Gönlümün ne zaman uslanacağını Allah bilir; "aşkı bırak" diyeni ben kötü dilekli bir düşman bilirim.

2. Öldüreceksen bugün öldür, yarına bırakma; çünkü yarına erişip erişemeyeceğimi Allah bilir.

3. Gözyaşım aka aka yüzümün üstünde bir yol açsın; çünkü ârifler o yolu vuslat âlemine giden yol bilir.

4. Anlayan kişi gözlerini can hareminin açılmış naz kapısı, kaşlarını da o dergâhın perdecisi bilir.

5. Senin hayalin Ca'fer'i öyle bir düşünceye daldırır ki kâh kendini yitirip bilmez olur, kâh bilir.

Edebî ve Tarihî Yorum

"Allah Bilir"

Gazelin ilk iki beyti aynı gündelik sözle biter: "Allāh bilür". Birinci beyitte söz, gönlün hiçbir zaman uslanmayacağını söylemenin dolaylı bir yoludur; ne zaman uslanacağını ancak Allah bilir, yani belki hiç. İkinci beyitte aynı söz ölüm karşısındaki belirsizliği anlatır: âşık sevgiliden kendisini bugün öldürmesini ister, çünkü yarını görüp görmeyeceğini Allah bilir. Kafiye kelimesi olarak "Allāh"ın iki beyitte tekrarlanması, Erünsal'ın Câfer Çelebi'nin gazellerinde sık gördüğü kafiye tekrarlarından biridir; burada tekrar, deyimin iki ayrı tonunu yan yana getirmeye yarar. Kafiyeyi "-āh" sesi taşır: Allāh, bed-ḫvāh, rāh, dergāh, gāh.

Üçüncü beyitte gözyaşı yüzde yol açar ve bu yol, âriflerin gözünde vuslat âlemine çıkan yoldur. Dördüncü beyitte sevgilinin yüzü bir saray gibi düşünülür: gözler can hareminin naz kapısıdır, kaşlar o kapıda bekleyen perdeci. "Ḥācib" kelimesi Arapçada hem kaş hem de büyüklerin kapısında bekleyen, gelenleri içeri alan perdeci anlamına gelir; beyit bu iki anlamı tek kelimede birleştirir.

Necâtî'nin Yankısı

Erünsal, mahlas beytini Necâtî'nin bir beytiyle karşılaştırır ve iki şair arasında bir bağ bulunduğunu düşündüren örnekler arasında sayar. Necâtî'nin beyti "Luṭf idüp ṣorar iseñ ḫasta Necātī ḥālin / Gāh olur bilmez olur kendüzini gāh bilür" diye biter; Câfer Çelebi'nin mısraı "Yitürür bilmez olur kendüzini gāh bilür"dür. İki ikinci mısra neredeyse aynıdır. Erünsal'a göre Câfer Çelebi divanında da Heves-nâme'de de Necâtî'nin adını anmaz, ama onun deyimlerini kullanması, ona nazireler yazması ve kimi hayallerini alması aralarında bir bağ olduğunu düşündürür.

Tezdeki kayda göre Paris nüshası iki yerde ayrılır: üçüncü beyitte "itsün" yerine "itsün ḳo", dördüncü beyitte "gözlerüñi" yerine "gözlerüñ ki" yazar. Bu gazel Nazmî'nin derlemesine alınmamıştır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • İsmail E. Erünsal (hzl.), Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 341-342, gazel no. 33. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-211662/taci-zade-cafer-celebi-divani.html
  • İsmail E. Erünsal, "Ca‘fer Çelebi'nin Edebî Kişiliği", Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı giriş bölümü, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 51-52 (Necâtî), 65 (kafiye tekrarı). ekitap.ktb.gov.tr

Akademik çalışmalar

  • İsmail E. Erünsal, The Life and Works of Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi, with a Critical Edition of His Dîvân, Doktora Tezi, University of Edinburgh, 1977, c. 2, gazel no. 33 (nüsha farkları). https://era.ed.ac.uk/handle/1842/17182

Çevrimiçi kaynaklar