Özgün Metin
Vezin: mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün
Anda ki Ḥaḳ güzellere ḳāmet virüp durur
Ḳāmet yirine saña ḳıyāmet virüp durur
Tefsīr-i ṣufḥ-ı ḥüsn ideliden kelāmuma
Şekker lebüñ ḥadīs̱i ḥalāvet virüp durur
Ḳaşı hilāl-i ‘īd-i za‘īf ü nahīf idüp
Mihr-i cemāli şemse ḥarāret virüp durur
Rāżī olup cefāya dil anuñla ḫoş geçer
Allah aña ne ḳūt u ḳanā‘at virüp durur
Şöhret bulursa Ca‘ferüñ eş‘ārı vechi var
Sūz-ı derūnı sözine ḥālet virüp durur
Günümüz Türkçesiyle
1. Hak'kın güzellere boy bos verdiği yerde, sana boy yerine kıyamet vermiştir.
2. Sözüm güzellik sayfasının tefsirini yapalı, şeker gibi dudağının sözü (hadisi) ona tatlılık vermektedir.
3. Onun kaşı bayram hilalini zayıf ve cılız bırakmış, yüzünün güneşi de güneşe ateş vermiştir.
4. Gönül cefaya razı olup onunla hoş geçinir; Allah ona ne yetinme ve kanaat vermiş.
5. Ca'fer'in şiirleri ün kazanırsa bunun bir sebebi vardır: gönlünün yanışı sözüne bir hâl, bir coşku vermiştir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Kâmet ile Kıyamet
Divan şiirinin en sevilen ses oyunlarından biri gazelin ilk beytini taşır: "ḳāmet" (boy) ile "ḳıyāmet" (kıyamet). Allah güzellere birer boy vermiştir; sevgiliye ise boy yerine kıyamet vermiştir. Sevgilinin boyu öyle uzun ve salınışı öyle sarsıcıdır ki ortalığı kıyamet gibi birbirine katar. Erünsal bu matlaı, Câfer Çelebi'nin iltizamlı kafiyelerine, yani son sesin önündeki harflerin de uyuştuğu kafiyelere örnek gösterir: "ḳāmet" ile "ḳıyāmet" "-āmet" sesinin tamamıyla kafiyelenir. Redif "virüp durur" (vermiştir, vermektedir), kafiye ise "-et" sesidir: ḳāmet, ḳıyāmet, ḥalāvet, ḥarāret, ḳanā‘at, ḥālet.
İkinci beyitte tefsir ve hadis terimleri sevgiliye uyarlanır. Şair kendi sözünü güzellik sayfasının tefsiri sayar; o tefsire tatlılık veren de sevgilinin şeker dudağından çıkan "hadis"tir. "Ḥadīs̱" kelimesi hem söz, konuşma hem Hz. Peygamber'in sözleri anlamına gelir; beyit, şiirini âlimin metin şerhine benzeten bir müderris nüktesidir.
Hilal, Güneş ve Kanaat
Üçüncü beyitte iki gök cismi sevgilinin yanında güç kaybeder. Kaşı, bayram hilalini kendi inceliği yanında zayıf ve cılız bırakmıştır; yüzünün parlaklığı ise güneşe ısısını veren kaynaktır. Dördüncü beyit tonu değiştirir: gönül cefaya razıdır ve onunla iyi geçinir; şair bunu Allah'ın gönle verdiği kanaate bağlar. Cefayı rızkı gibi kabul eden gönül, kanaatkâr bir derviş gibi tasvir edilir.
Mahlas beyti şairin kendi şöhreti üzerine bir cümledir: Ca'fer'in şiirleri tanınırsa bunun sebebi, gönlünün yanışının söze verdiği hâldir. Paris nüshası bu beyitteki tamlamayı kısaltır ve tezin kaydına göre "sūz-ı derūnı sözine" yerine "sūz-ı derūn sözine" der. Nazmî'nin mecmuası bu gazeli kaydetmez.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- İsmail E. Erünsal (hzl.), Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 346-347, gazel no. 39. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-211662/taci-zade-cafer-celebi-divani.html
- İsmail E. Erünsal, "Ca‘fer Çelebi'nin Edebî Kişiliği", Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı giriş bölümü, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 65-66 (iltizam kafiye). ekitap.ktb.gov.tr
Akademik çalışmalar
- İsmail E. Erünsal, The Life and Works of Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi, with a Critical Edition of His Dîvân, Doktora Tezi, University of Edinburgh, 1977, c. 2, gazel no. 39 (nüsha farkı). https://era.ed.ac.uk/handle/1842/17182
Çevrimiçi kaynaklar






