Özgün Metin
Vezin: müstef‘ilün müstef‘ilün müstef‘ilün müstef‘ilün
Rūḥ-ı mücessemdür tenüñ sen cāna ṣıḥḥat yaraşur
Dermānıdur dil derdinüñ dermāna ṣıḥḥat yaraşur
Sulṭānısın dil mülkinüñ yıḳdı ḫarāb itdi ġamuñ
Vīrānı ma‘mūr itmege sulṭāna ṣıḥḥat yaraşur
Ey cān melekler üstine insānı tafżīl itmegüñ
Ḫoş vech ile burhānısın burhāna ṣıḥḥat yaraşur
Bīmār-ı derd-i ‘ışḳıña la‘lüñ devālar virmege
Dārü’ş-şifā-yı ġaybden sen cāna ṣıḥḥat yaraşur
Kūyuñ çü cennet bāġıdur sende seḳāmet ḫoş degül
Cennetde ey nūr-ı dü-çeşm insāna ṣıḥḥat yaraşur
Ẓulm ile yaḳdı cānumı cevr ü cefā-yı rūzgār
‘Adl itmeg-içün ol şeh-i ḫūbāna ṣıḥḥat yaraşur
Burc-ı sa‘ādetde olup zaḥmet küsūfından berī
Ol āfitāb-ı ṭal‘at-ı raḫşāna ṣıḥḥat yaraşur
Ey dōst eşküm kātibi her dem der ü dīvāruña
Ḫūn-ı dil ile yazdı kim cānāna ṣıḥḥat yaraşur
Ey zülf-i kāfir-kīşi dil iḳlīmini tārāc iden
‘Işḳ ehlinüñ īmānısın īmāna ṣıḥḥat yaraşur
Telḫ olmamaġa ṣoḥbet-i şīrīni ehl-i dillerüñ
Ey ḥüsn ilinüñ ḫusrevi sen cāna ṣıḥḥat yaraşur
Āvāz-ı Dāvūdī ile şi‘r-i zebūrın Ca‘ferüñ
Oḳımaġa ‘Īsī-nefes Saḥbāna ṣıḥḥat yaraşur
Günümüz Türkçesiyle
1. Senin tenin cisimleşmiş bir ruhtur; sen cansın, cana sağlık yakışır. Gönül derdinin dermanısın; dermana sağlık yakışır.
2. Gönül ülkesinin sultanısın; gamın onu yıktı, harap etti. Viraneyi yeniden bayındır etmek için sultana sağlık yakışır.
3. Ey can, insanın meleklerden üstün tutulmasının güzel bir kanıtısın; kanıta da sağlamlık yakışır. ("Ṣıḥḥat" hem sağlık hem doğruluk demektir.)
4. Aşk derdinin hastasına dudağının deva vermesi için, sen cana gayb âleminin şifahanesinden sağlık yakışır.
5. Mahallen cennet bahçesi olduğuna göre sende hastalık hoş değildir; ey iki gözümün nuru, cennette insana sağlık yakışır.
6. Zamanın eziyeti ve cefası zulümle canımı yaktı; adalet etmesi için o güzeller şahına sağlık yakışır.
7. Saadet burcunda bulunan, hastalık tutulmasından uzak o parlak yüzlü güneşe sağlık yakışır.
8. Ey dost, gözyaşımın kâtibi her an kapına, duvarına gönül kanıyla "cânâna sağlık yakışır" diye yazdı.
9. Ey gönül ülkesini yağmalayan kâfir huylu zülüf, sen aşk ehlinin imanısın; imana sağlamlık yakışır.
10. Gönül ehlinin tatlı sohbeti acılaşmasın diye, ey güzellik ülkesinin Hüsrev'i, sen cana sağlık yakışır.
11. Ca'fer'in Zebur'a benzeyen şiirini Davud sesiyle okumak için, İsa nefesli Sahbân'a sağlık yakışır.
Edebî ve Tarihî Yorum
Bir Geçmiş Olsun Gazeli
Gazel hastalanmış bir sevgiliye ya da bir büyüğe yazılmış bir sağlık dileğidir. On bir beyitlik uzunluğu, Erünsal'ın Câfer Çelebi'nin gazellerinde verdiği beş ile on iki beyit aralığının üst sınırına yakındır. Vezin recez bahrinden dört "müstef‘ilün"dür ve bu kalıp divanda seyrek kullanılır. Redif "ṣıḥḥat yaraşur", yani "sağlık yakışır"dır ve her beyitte sevgiliye bir sıfat verip o sıfata sağlığın yakıştığını söyler: cana, dermana, sultana, kanıta, şahlara, güneşe, imana. Kafiye kelimeleri "-āna" ile biter: cāna, dermāna, sulṭāna, burhāna, insāna, ḫūbāna, raḫşāna, cānāna, īmāna, Saḥbāna.
Gazelin zekâsı "ṣıḥḥat" kelimesinin iki anlamındadır. Kelime hem bedenin sağlığı hem bir sözün, bir delilin doğruluğu demektir. Üçüncü beyitte sevgili, insanın meleklerden üstün yaratıldığının kanıtıdır ve bir kanıtın "sıhhati", yani geçerliliği önemlidir. Dokuzuncu beyitte aynı oyun daha cüretli bir biçim alır: kâfir huylu zülüf aşk ehlinin imanıdır ve imana da sıhhat, yani sahihlik yakışır. Yedinci beyitte hastalık bir güneş tutulmasına (küsūf) benzetilir; sevgili, saadet burcundaki güneş olarak bu tutulmadan uzak olmalıdır.
Bir Beytin Yolculuğu
Altıncı beyit ilginç bir karışıklığa konu olmuştur. Yavuz Bayram, II. Bayezid'in divanı olan Adlî Dîvânı'nın girişinde padişahın adalete verdiği önemi gösteren örnekler arasında "Zulm ile yakdı cânumı cevr ü cefâ-yı rûzgâr / ‘Adl itmegiçün ol şeh-i hûbâna sıhhat yaraşur" beytini anar ve buna "G.41-6" diye atıf yapar. Oysa Adlî divanının 41. gazeli başka bir şiirdir; beyit, Erünsal neşrinde Câfer Çelebi'nin 41. gazelinin altıncı beytidir. Numaraların da beyit sırasının da bu gazelle örtüşmesi, alıntının Câfer Çelebi'nin divanından yanlışlıkla Adlî'ye aktarıldığını düşündürür; bu tespit bizimdir. Beyitteki "şeh", "sultan" ve "adalet" kelimeleri gazelin bir hükümdar için yazılmış olabileceğini akla getirse de bu kelimeler divan şiirinde sevgili için de sık kullanılır ve kaynaklar gazelin kime yazıldığını söylemez.
Mahlas beytinde şair kendi şiirini Hz. Davud'un kitabı Zebur'a, onu okuyacak kişiyi de Davud sesli, İsa nefesli bir Sahbân'a benzetir. Sahbân, Arap edebiyatında belagatin simgesi olan bir hatiptir; Latîfî'nin Câfer Çelebi'yi nesirde Sahbân'a eş sayması da bilinir. Erünsal'ın tezinde Paris nüshası için iki fark kaydedilmiştir: üçüncü beyitte "itmegüñ" yerine "itmege", beşinci beyitte "nūr-ı dü-çeşm" yerine "nūr-ı çeşm". Nazmî de gazeli mecmuasına almamıştır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- İsmail E. Erünsal (hzl.), Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 348-349, gazel no. 41. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-211662/taci-zade-cafer-celebi-divani.html
- Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), giriş s. 23. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-215522/adli-divani.html
Akademik çalışmalar
- İsmail E. Erünsal, The Life and Works of Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi, with a Critical Edition of His Dîvân, Doktora Tezi, University of Edinburgh, 1977, c. 2, gazel no. 41 (nüsha farkları). https://era.ed.ac.uk/handle/1842/17182
Çevrimiçi kaynaklar






