Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Zülfinüñ zencīrine dil bir mehüñ dīvānedür
Kim çerāġ-ı ḥüsnine şem‘-i felek pervānedür
Ṣunsa sāḳī ehl-i ‘ışḳa lebleri cāmın n’ola
Meclis-i ‘uşşāḳdur bu bunda cān peymānedür
Gözlerümdür cāygāhı yiridür ḳan aġlasam
Kim niçün merdümler ile ol perī hemḫānedür
Ruḫlarınuñ ḫālidür beni giriftār eyleyen
Ravża-i cennetde lā-büd dām-ı Ādem dānedür
Zāhidā sen Ca‘ferā cevr ü cefāyı añma kim
Pīr-i ehl-i dildür ol meyli anuñ ġılmānedür
Günümüz Türkçesiyle
1. Gönül, bir ayın zülfünün zincirine bağlı bir divanedir; o ayın güzellik çırasına feleğin mumu (güneş) pervanedir.
2. Sâkî aşk ehline dudaklarının kadehini sunsa ne olur? Burası âşıklar meclisidir, burada kadeh candır.
3. Onun yeri gözlerimdir; kan ağlasam yeridir, çünkü o peri neden göz bebekleriyle (insanlarla) aynı evde oturur?
4. Beni tutsak eden, yanaklarının benidir; cennet bahçesinde Âdem'in tuzağı mutlaka tanedir.
5. Ey zahit, Ca'fer'e eziyetten, cefadan söz etme; o gönül ehlinin pîridir, onun meyli cennet gılmanı gibi güzellere dairdir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şeyhî'den Alınan Bir Matla
Matla, Şeyhî'den alınmış bir fikri aynı hayal ve neredeyse aynı kelimelerle söyler; Erünsal da beyti bu yüzden örnek olarak gösterir. Şeyhî'nin 192. gazeli "Dil müselsel zülfüñüñ sevdāsı-la dīvānedür / Cān münevver ḥüsnüñüñ şem‘inde bir pervānedür" diye başlar; Câfer Çelebi'nin matlaında da gönül zülfün zincirine bağlı bir divane, güzellik de pervanenin etrafında döndüğü bir ışıktır. Redif ve kafiye de ortaktır: "-ānedür". Câfer Çelebi'nin farkı, pervaneyi göğe taşımasıdır: sevgilinin güzellik çırasının etrafında dönen pervane, feleğin mumu, yani güneştir.
Dördüncü beyit de Şeyhî'nin aynı gazelindeki bir beyitle karşılaştırılır. Şeyhî'de sevgilinin zülfü ve beni, kuşu avlayan tuzak ve yemdir; Câfer Çelebi'de yanaktaki ben, Âdem'i cennetten çıkaran tanedir. Erünsal burada benzerliğin etkiden çok ortak geleneğe dayandığını söyler. Aynı beyti Mesîhî'nin "Ḥalḳa-i cīm ile her bir noḳṭa dām u dānedür" diye biten beytiyle de yan yana koyar ve iki şair arasındaki ilişkinin belirsiz kaldığını belirtir. Câfer Çelebi'nin beytinde ben bir buğday tanesidir; İslami anlatılarda Âdem'in yasak ağaçtan yediği meyve çoğunlukla buğday diye geçer.
Merdüm ve Peymâne
İkinci ve üçüncü beyitler birer kelime oyunuyla kurulur. "Peymāne" hem kadeh hem ölçek demektir; âşıklar meclisinde kadeh candır, yani her âşık canını kadeh gibi sunar ya da canıyla ölçülür. Üçüncü beyitte "merdüm" kelimesi hem insan hem göz bebeği anlamına gelir. Sevgilinin yeri âşığın gözleridir, ama orada göz bebekleriyle, yani "insanlar"la aynı evi paylaşmaktadır; âşık bu yüzden kıskançlıktan kan ağlar.
Mahlas beytinin anlamı tam açık değildir. Âşık zahide Ca'fer'e eziyetten ve cefadan söz etmemesini söyler ve onu "gönül ehlinin pîri" diye tanıtır; ikinci mısradaki "meyli anuñ ġılmānedür" sözü, Ca'fer'in eğiliminin cennetteki gılman gibi güzellere yöneldiği biçiminde okunabilir. Aktarım bu okuyuşa dayanır. Erünsal'ın tezinde nüshalar arasında önemli bir fark görünmez; Nazmî'nin derlemesinde de gazel bulunmaz.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- İsmail E. Erünsal (hzl.), Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 353-354, gazel no. 46. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-211662/taci-zade-cafer-celebi-divani.html
- İsmail E. Erünsal, "Ca‘fer Çelebi'nin Edebî Kişiliği", Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı giriş bölümü, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 50 (Şeyhî), 54 (Mesîhî). ekitap.ktb.gov.tr
Akademik çalışmalar
- İsmail E. Erünsal, The Life and Works of Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi, with a Critical Edition of His Dîvân, Doktora Tezi, University of Edinburgh, 1977, c. 2, gazel no. 46. https://era.ed.ac.uk/handle/1842/17182
Çevrimiçi kaynaklar






