Özgün Metin

Vezin: mefā‘ilün fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün

Ḳapuñda bir nefes ol kim itüñle hem-demdür
Bu ad ile ḳamu ḫalk içre key mükerremdür
Firāḳuñ ile boyum ḥalḳa oldı ḫātem-vār
Başumda seng-i melāmet nigīn-i ḫātemdür
Dehānı rāzı baña keşf olınmasa ne ‘aceb
Cihānda kim ola k’ol sırr-ı ġayba maḥremdür
Hemīşe nām-ı şerīfüñ dilümde olsa n’ola
‘Aceb mi ezber idersem çün İsm-i a‘ẓamdur
Ḫayāl-i çeşm ü ḳad ü zülf ü la‘lüñ ile müdām
Cihān gözüme görinmez ġarīb bir ‘ālemdür
Lebi-yle dişleri naẓmı bu serv-i lāle-ruḫuñ
Dehān-ı ġoncada gūyā ki ‘ıḳd-ı şebnemdür
Unutma Ca‘feri ġamzeñ ḫadengi zaḫmından
Kim ol anuñ cigeri yarasına merhemdür

Günümüz Türkçesiyle

1. Kapında köpeğinle bir an olsun nefesdaş olan kişi, bu sanla bütün halk arasında pek itibarlıdır.

2. Ayrılığınla boyum bükülüp yüzük gibi halka oldu; başımdaki kınama taşı da o yüzüğün kaşıdır.

3. Onun ağzının sırrı bana açılmasa şaşılır mı? Dünyada kim vardır ki o gayb sırrına vâkıf olsun?

4. Şerefli adın hep dilimde olsa ne olur? Onu ezberlesem şaşılır mı? Çünkü o İsm-i A'zam'dır.

5. Gözünün, boyunun, zülfünün ve dudağının hayaliyle dünya artık gözüme görünmez; garip bir âlem oldu.

6. Bu lale yanaklı selvinin dudağıyla dişlerinin dizisi, gonca ağzında sanki bir çiy gerdanlığıdır.

7. Ca'fer'i gamzenin okunun yarasından unutma; çünkü onun ciğerinin yarasına merhem o oktur.

Edebî ve Tarihî Yorum

Yüzük ve Kaşı

İkinci beyit, divan şiirinin büküldükçe değerlenen âşık boyunu bir mücevhere çevirir. Ayrılık âşığın boyunu yüzük gibi halkaya döndürmüştür; insanların ona attığı kınama taşı (seng-i melāmet) da bu yüzüğün kaşıdır (nigīn). Halkın taşladığı âşık, taşla birlikte bir mühür yüzüğüne dönüşür. Redifte "-dür" eki, kafiyede "-em" sesi vardır: hem-dem, mükerrem, ḫātem, maḥrem, a‘ẓam, ‘ālem, şebnem, merhem.

İlk beyit, sevgilinin kapısındaki köpekle bir nefes arkadaşlığı etmenin bile insana itibar kazandırdığını söyler. Kapı köpeği divan şiirinde âşığın kıskandığı ve aynı zamanda imrendiği bir varlıktır; çünkü sevgilinin eşiğinden hiç ayrılmaz. Üçüncü beyitte sevgilinin ağzı o kadar küçüktür ki görünmez; onun sırrı gaybın, yani insan bilgisinin ulaşamadığı âlemin sırrı gibidir ve kimse ona mahrem olamaz.

İsm-i A'zam ve Çiy Gerdanlığı

Dördüncü beyit dua diline yaslanır. İsm-i A'zam, Allah'ın en büyük adı olarak bilinen ve onunla yapılan duanın kabul edileceğine inanılan addır; bu adı bilmek ve ezberlemek bir sırra ermek demektir. Âşık sevgilinin adını dilinden düşürmez, çünkü o ad kendisi için İsm-i A'zam'dır. Erünsal altıncı beyti Câfer Çelebi'nin teşbih örnekleri arasında verir: lale yanaklı sevgilinin dudakları gonca, dişleri goncanın içinde dizilmiş çiy taneleridir; dudakla dişin dizisi bir çiy gerdanlığına (‘ıḳd-ı şebnem) benzer.

Son beyit yarayı açanla iyileştireni aynı yapar. Gamzenin oku Ca'fer'in ciğerini yaralamıştır, ama o yaranın tek merhemi yine aynı oktur; âşık sevgiliden kendisini unutmamasını, yani yeniden yaralamasını ister. Tezde kaydedilen ayrılık anlama dokunmaz: beşinci beyitteki "görinmez", Paris, Hâlet Efendi ve Ayasofya nüshalarında eş anlamlı "gözükmez" olur. Nazmî'nin mecmuasında gazelin yeri yoktur.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • İsmail E. Erünsal (hzl.), Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 354-355, gazel no. 47. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-211662/taci-zade-cafer-celebi-divani.html
  • İsmail E. Erünsal, "Ca‘fer Çelebi'nin Edebî Kişiliği", Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı giriş bölümü, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 60 (teşbih). ekitap.ktb.gov.tr

Akademik çalışmalar

  • İsmail E. Erünsal, The Life and Works of Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi, with a Critical Edition of His Dîvân, Doktora Tezi, University of Edinburgh, 1977, c. 2, gazel no. 47 (nüsha farkları). https://era.ed.ac.uk/handle/1842/17182

Çevrimiçi kaynaklar