Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Kātib-i eşküm düzüp kirpüklerümden hāmeler
Safha-i ruḫsārum üzre yazdı firkat-nāmeler
Nev‘arūs-ı ḥüsnüñe reşk eyleyüp gülşende gül
Ruḫların gülgūne düzdi geydi rengīn cāmeler
Leblerüñ sırrını ‘Allāmü’l-ġuyūb olan bilür
Kim anı keşf itmede dil-tengdür ‘allāmeler
Tañlama zülfüñ görüp diller perīşān olduġın
‘Ādet oldur şeb irişse ṭaġılur hengāmeler
Ca‘ferā ol ḫıżr-ḫaṭṭuñ yazmaġa vaṣf-ı lebin
Āb-ı ḥayvāndan midād it ney-şekerden ḫāmeler
Günümüz Türkçesiyle
1. Gözyaşımın kâtibi kirpiklerimden kalemler yontup yüzümün sayfası üstüne ayrılık mektupları yazdı.
2. Gül bahçesinde gül, güzelliğinin yeni gelinini kıskanıp yanaklarına allık sürdü, renkli giysiler giydi.
3. Dudaklarının sırrını gaybı bilen Allah bilir; çünkü âlimler onu çözmekte acze düşmüş, dilleri tutulmuştur.
4. Zülfünü görüp gönüllerin perişan olmasına şaşma; âdet budur, gece gelince kalabalıklar dağılır.
5. Ey Ca'fer, o Hızır tüylü güzelin dudağını anlatmak için âb-ı hayattan mürekkep, şeker kamışından kalemler edin.
Edebî ve Tarihî Yorum
Bir Zemin Daha
Câfer Çelebi'nin başkalarına zemin olan şiirlerinden biri de budur: Nazmî'nin mecmuası onu "Ez-ân-ı Tâcî-zâde" başlığıyla verir ve ardından on bir nazire sıralar. Sâlikî, Kemalpaşazâde, Pelâsî, Âhî, Zâtî, Civânî-i Kâdî, Muhibbî mahlasıyla Kanuni Sultan Süleyman, Yemînî, Kastamonulu Latîfî, Emrî ve Nazmî bu zemine nazire yazmıştır. Grupta Kemalpaşazâde ile Kanuni'nin yanında, tezkiresinde Câfer Çelebi'yi nazımda Hassân'a, nesirde Sahbân'a eş sayan Latîfî'nin de bulunması, gazelin onun çevresinde nasıl karşılandığına küçük bir işarettir. Redif "-ler", kafiye "-āme" sesidir: ḫāmeler (kalemler), firḳat-nāmeler, cāmeler, ‘allāmeler, hengāmeler ve yine ḫāmeler.
Gazelin ilk ve son beyti yazı ile çerçevelenir. Matlada gözyaşı bir kâtiptir; kirpiklerden kalem yontar ve yüzün sayfasına ayrılık mektupları yazar. Yanaktan aşağı süzülen gözyaşı çizgileri, yazının satırlarıdır. Mahlas beytinde şair aynı yazı takımını sevgilinin dudağını anlatmak için ister: mürekkep âb-ı hayattan, kalem şeker kamışından olmalıdır. Yazı kalemlerinin kamıştan yontulduğu düşünülürse "ney-şeker", yani şeker kamışı, hem tatlı hem kalem yapımına elverişli bir malzemedir. "Ḫıżr-ḫaṭ" sözü sevgilinin yeşil tüyünü yeşil giysili Hızır'a bağlar; Hızır'ın içtiği âb-ı hayat da sevgilinin dudağıdır.
Âlim ve Allâm
Üçüncü beyit aynı kökten gelen kelimelerle kurulur. "‘Allāmü'l-ġuyūb", gaybları en iyi bilen, Allah'ın sıfatıdır; "‘allāmeler" ise çok bilgili âlimlerdir. Sevgilinin dudağının sırrını ancak Allah bilir, âlimler onu çözmekte acizdir. "Dil-teng" sözü hem gönlü sıkılmış hem dili dar anlamına gelir ve küçük, görünmez ağzın sırrına uygun düşer. Dördüncü beyitte zülüf geceye benzer; gece olunca toplantılar dağılır, zülfü gören gönüller de dağılıp perişan olur.
Farkların çoğu Hâlet Efendi ve Ayasofya nüshalarındadır. Erünsal'ın tezine göre bu iki nüsha ikinci beyitte "eyleyüp" yerine "eyledi", üçüncü beyitte "Leblerüñ" yerine "Lebleri" okur; Hâlet Efendi nüshası dördüncü beytin başını "Ṭañ degül", Ayasofya nüshası "diller" yerine "dilber" diye verir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- İsmail E. Erünsal (hzl.), Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 358-359, gazel no. 52. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-211662/taci-zade-cafer-celebi-divani.html
Akademik çalışmalar
- İsmail E. Erünsal, The Life and Works of Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi, with a Critical Edition of His Dîvân, Doktora Tezi, University of Edinburgh, 1977, c. 2, gazel no. 52 (nüsha farkları). https://era.ed.ac.uk/handle/1842/17182
Resmî kaynaklar
- M. Fatih Köksal (hzl.), Edirneli Nazmî, Mecma‘u'n-Nezâ'ir, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 441-444, şiir no. 1184-1195 (Câfer Çelebi'nin zemin şiiri no. 1184). https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-195954/mecmaun-nezair-edirneli-nazmi.html
Çevrimiçi kaynaklar






