Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Ben dil-efgāruñ olup dün gice mihmānı ḳamer
Ṣubḥa dek ḳıldı münevver ‘ālem-i cānı ḳamer
İstedüm būs u kinār ol māh-ı tābāndan didi
Būse virmez kimseye bilmez misin anı ḳamer
Bu ṣıfatda görmedüm nesl-i beşer didüm didi
Şimdi mi bildüñ degüldür ādem oġlanı ḳamer
Girye ile gire mi ġam günlerinde yār ele
Kim görinmez gicenüñ kim ola bārānı ḳamer
Ca‘ferüñ kolı umaram bilüñe ola kemer
Ḳavse gelmek çünki var ey ḥüsn sulṭānı ḳamer
Günümüz Türkçesiyle
1. Dün gece ay, gönlü yaralı benim misafirim oldu; sabaha dek ay can âlemini aydınlattı.
2. O parlak aydan öpücük ve kucak istedim; dedi ki: "Bilmez misin, ay kimseye öpücük vermez."
3. "İnsan soyundan bu nitelikte birini görmedim" dedim; dedi ki: "Şimdi mi anladın? Ay âdemoğlu değildir."
4. Gam günlerinde ağlamakla sevgili ele geçer mi? Kimin gecesinde yağmur varsa ay görünmez.
5. Ey güzellik sultanı, umarım Ca'fer'in kolu beline kemer olur; çünkü ayın Yay burcuna gelmesi vardır.
Edebî ve Tarihî Yorum
Ayla Bir Gece
Gazel baştan sona sevgiliyi ay olarak anlatır ve redifi de "ḳamer", yani aydır; ama bu ay konuşur, misafir olur, istekleri geri çevirir. İlk beyitte ay âşığın misafiridir ve sabaha kadar onun can âlemini aydınlatır. İkinci ve üçüncü beyitler karşılıklı konuşmadır: âşık sorar ya da ister, ay cevap verir. Câfer Çelebi'nin divanında soru-cevap biçiminde kurulmuş beyitler vardır ve Erünsal bunları üslubunun bir özelliği olarak anar; bu gazelde konuşma iki beyit boyunca sürer. Kafiye "-ānı" sesiyle kurulmuştur: mihmānı, cānı, anı, oġlanı, bārānı, sulṭānı.
Ayın cevapları kendi doğasından gelir. Öpücük istenince "ay kimseye öpücük vermez" der: ay uzaktır, dokunulmaz. İnsan soyunda böyle bir güzellik görülmediği söylenince "Şimdi mi anladın? Ay âdemoğlu değildir" diye karşılık verir. Sevgilinin insanüstü güzelliği, ayın gökte oluşuyla açıklanmış olur. Bu konuşmada ay, kendinden üçüncü kişi olarak söz eder ve bu kibirli ton sevgilinin nazına uygun düşer.
Yağmurlu Gece ve Yay Burcu
Dördüncü beyit bir doğa gözlemini öğüde çevirir: yağmurlu gecede ay görünmez. Âşık ağladıkça, yani gecesine yağmur yağdıkça, ayı göremez; gözyaşı sevgiliye ulaştırmaz, aksine onu saklar. Son beyitte gökbilimin diline dönülür. Ay, gökte dolaşırken Yay (Kavs) burcuna girer; yay ise kemer gibi bükük bir biçimdir. Âşık bu yüzden umutludur: ayın Yay'a gelmesi gibi, sevgilinin beline de onun kolu kemer olarak dolanabilir. Nüshalardan biri, Erünsal'ın tezine göre, üçüncü beyitteki soruyu "Şimdi mi" yerine "Şimdi" diyerek düz bir cümleye çevirir. Nazmî'nin mecmuasında bu ay gazeli bulunmaz.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- İsmail E. Erünsal (hzl.), Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 365-366, gazel no. 59. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-211662/taci-zade-cafer-celebi-divani.html
- İsmail E. Erünsal, "Ca‘fer Çelebi'nin Edebî Kişiliği", Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı giriş bölümü, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 60 (soru-cevaplı ifadeler). ekitap.ktb.gov.tr
Akademik çalışmalar
- İsmail E. Erünsal, The Life and Works of Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi, with a Critical Edition of His Dîvân, Doktora Tezi, University of Edinburgh, 1977, c. 2, gazel no. 59 (nüsha farkı). https://era.ed.ac.uk/handle/1842/17182
Çevrimiçi kaynaklar






