Özgün Metin
Vezin: müstef‘ilün müstef‘ilün müstef‘ilün müstef‘ilün
Ṣañman beni ol ḳaş u göz yā tīr-i müjgān öldürür
Şol vaż‘-ı ḳallāşāne vü çāk-i girībān öldürür
Ḳolın ṣıġayup yay ala çün yār eline ben ḳulın
Ol sā‘id ü dest ü kemān bī-tīr ü peykān öldürür
Çün rāh-ı reyḥānī durur reyḥān-ı rūḥ olmaz ‘aceb
Def‘ itse ḍarb-ı aḳrebi dirler ki reyḥān öldürür
Ol la‘l-i rūḥ-efzā içün ġamdan helāk oldum yine
Ne şūr-baḫtam gör beni kim āb-ı ḥayvān öldürür
Ca‘fer nice ola diri ‘ālemde kim sen dilberi
Görse sevincinden ölür görmezse hicrān öldürür
Günümüz Türkçesiyle
1. Beni o kaş ve göz ya da kirpik oku öldürür sanmayın; o kalender tavrı ve yırtık yaka öldürür.
2. Kolunu sıvayıp yayı eline alınca, ben kulunu o pazı, o el ve o yay oksuz, temrensiz öldürür.
3. O reyhânî bir nağmedir, can için reyhan (kokulu ot) olmaması şaşılacak şey değil; akrep sokmasını giderirse de, derler ki reyhan öldürür.
4. O can artıran yakut dudak için gamdan yine helak oldum; bak ne kara bahtlıyım ki beni âb-ı hayat öldürür.
5. Ca'fer dünyada nasıl diri kalsın? Sen dilberi görse sevincinden ölür, görmezse ayrılık onu öldürür.
Edebî ve Tarihî Yorum
Öldüren Şeyler
Her beyit âşığı öldüren başka bir şeyi sayar; redif de "öldürür"dür. İlk beyit beklenen cevabı reddeder: âşığı öldüren kaş, göz ya da kirpik oku değildir, sevgilinin "ḳallāşāne" tavrıdır, yani kalender meşrep, umursamaz duruşu ve yırtık yakasıdır. Divan şiirinin hazır silahlarının yerine sevgilinin davranışı konur. İkinci beyitte sevgili okçudur: kolunu sıvayıp yayı eline alınca oku, temreni olmadan sadece pazısıyla, eliyle ve yayıyla öldürür. Paris nüshasında, Erünsal'ın tezine göre, bu mısra "ol sā‘id-i dest-i kemān" biçimindedir. Vezin recez bahrinden dört "müstef‘ilün"dür; kafiye "-ān" ile kurulur: müjgān, girībān, peykān, reyḥān, ḥayvān, hicrān.
Üçüncü beyit iki "reyhan"ı karşılaştırır. Biri can için hoş kokulu bir ottur; öteki "rāh-ı reyḥānī", reyhânî adlı bir makam ya da nağmedir. Halk arasında reyhanın akrep sokmasına iyi geldiği, ama bazı hâllerde öldürdüğü söylenirdi; beyit bu inanca dayanır ve sonunu "dirler ki", yani "derler ki" diye aktarır. Beytin tam anlamı açık değildir; aktarım bu okuyuşa göre yapılmıştır. Dördüncü beyitte âşığın talihsizliği bir paradoksla anlatılır: ölümsüzlük suyu olan âb-ı hayat, yani sevgilinin dudağı, onu öldürür.
Türkçe Bir Mahlas Beyti
Erünsal mahlas beytini iki yerde anar. Birincisinde onu, neredeyse tamamen Türkçe kelimelerle kurulmuş beyitlere örnek gösterir: "Ca‘fer nice ola diri ‘ālemde kim sen dilberi / Görse sevincinden ölür görmezse hicrān öldürür." İkincisinde aynı beyti aruz bakımından ele alır ve Türkçe kelimelerin vezne uydurulurken telaffuzlarının değiştiğini gösterir. Beytin düşüncesi de sadedir: sevgiliyi gören sevinçten, görmeyen ayrılıktan ölür; âşık için ikisinin arasında yaşamak mümkün değildir. Hâlet Efendi ve Ayasofya nüshalarında "sevincinden" kelimesi "sevünmekden" olarak geçer. Nazmî'nin mecmuası bu gazeli almamıştır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- İsmail E. Erünsal (hzl.), Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 366-367, gazel no. 60. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-211662/taci-zade-cafer-celebi-divani.html
- İsmail E. Erünsal, "Ca‘fer Çelebi'nin Edebî Kişiliği", Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı giriş bölümü, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 58 (Türkçe kelimelerle kurulan beyitler), 64 (aruz ve telaffuz). ekitap.ktb.gov.tr
Akademik çalışmalar
- İsmail E. Erünsal, The Life and Works of Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi, with a Critical Edition of His Dîvân, Doktora Tezi, University of Edinburgh, 1977, c. 2, gazel no. 60 (nüsha farkları). https://era.ed.ac.uk/handle/1842/17182
Çevrimiçi kaynaklar






